Namaz kelime-i tevhidden sonra İslamın en önemli rüknü (şartı)dür.

Zira insan öldükten sonra kabirde evvela namazdan sorguya çekilir. Onun terki kesinlikle caiz olmaz. Korku namazı bahsinde açıklandığı gibi en korkulu hallerde bile terki için müsaade olunmamıştır.

Şu halde namazın edası mümkün değilse koşarak veya yürüyerek edası olacaktır.

Hasta olan kimse; ayakta namazını eda etmeye gücü yetmezse oturarak, şayet buna da gücü yetmezse yaslanarak, buna da gücü yetmezse sırt üstü yatarak, buna da gücü yetmezse baş veya gözleriy­le işaret ederek namazını kılacaktır.

Delaleti ve sübütü sabit olan bir hükmü inkar eden kimsenin kafir olduğu gibi, namazın farz olduğunu inkar eden de kafir olur.

Zira Resuli Ekrem (sav) efendimiz şöyle buyurmuştur:

Ben Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın re­sulü olduğuna şehadet edinceye ve namazı kılıp zekatı verinceye kadar insanlara savaşmakla emrolundum. Bunları yapınca kanlarını ve mallarım benden korumuş olurlar. Ancak İslamın hakkı hariçtir ve hesapları da Allah’a aittir.

Buhari 25, Müslim 22

Bir kimse vaktinde namazını kılmazsa mazeretsiz olarak tehir etse günahkar olur.

Fakat bir mazeret için namazı vaktinde kılmayan kimse için günah yoktur.

Namazın özrü ve mazereti ikiye ayrılır:

1- Namazın affına vesile olan özürler şunlardır; hayız, nifas, baygınlık ve deliliktir. Şu halde delilik veya baygınlığa sebebiyet veren kimse o sırada kılamadığı namazları kaza etmesi lazımdır. Şayet namazın vakti gelse o vaktin içinde namaz kılabilecek bir zaman bulabilirse namaz vakti geçtikten sonra hayız veya nifas ve delilik gibi bir durum zahir olursa o hal düzeldikten sonra o namazı kaza et­mekle yükümlüdür.

2- Namazın terki için günahkar olmasına sebebiyet olmayan uyku ve unutkanlık gibi özürlerdir. Öyle geçen namazın örneği, bir kimse uykuya dalıp sabah namazına kalkmazsa veyahut meşru olan bir iş ile meşgul olup namazı unutursa günahkar olmasa da kaza etmekle yükümlüdür. Şayet iskambil kağıdı, dama ve tavla gibi bir şeyle oynayıp namazı unutursa kaza etmekle beraber günahkar olur.

Hanefi mezhebinde; kaza borcu olan kimsenin beş vakit namazın sünnetleri ile bayram namazlarını, teravih namazını eda etmesinde bir sakınca yoktur.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close