Namaz borcunu düşürme, iskat-ı salât, iskat-i namaz nedir? nasıl yapılır?

İzahı şöyledir;

1-Mükellef bir insan farz ve vitr namazlarını ima ile bile olsa yerine getirmeye mecburdur. Kaldı ki gücü yeten bir kişi üzerine farz olan eda ve kazaları yapmadan ölürse bunların düşürülmesi için yani bunların manevi sorumluluğundan kurtulması için bunlara karşılık ödenmek üzere malının üçte birinden vasiyette bulunması lazımdır.

Bu takdirde ölünün terekesinden üçte birinden hesaplanacak ve her farz ve vitr namazı sayısınca namaz fidyesi (bedeli) verilerek bağışlanması için Cenab-ı Allah’a dua edilir. Bu fidye oruç fidyesi kadar olmalıdır. Bunun miktarıysa yarım sa’ buğdaydan ibarettir. (1 sa’: şer’i dirheme göre 2.917 kg; örfi dirheme göre 3.333 kg) Şu hal­de bir fidye her zamana göre fakirin günlük yeme-içme masrafına eşit olmalıdır.

2- Şayet ölen kimse iskatı salat için bir şey vasiyet etmemişse mükellef mirasçılardan birisinin teberru yolu ile vereceği fidye ilede iskatı salat muamelesi yapılabilir.

Yabancı herhangi bir kimse tarafından ölü adına yapılan tasaddukun sevabıda ölüye yetişir. Fakat namaz fidyesinin vasiyet e-dilmesi bunun varisler veya yabancılar tarafından bağış yoluyla yapılmasından daha faziletlidir. Bu fidyeyi daha ölü defnedilmeden yapmak daha uygundur. Ancak daha sonra yapılmasında da bir mahzur yoktur.

Şu halde meyyitin velisi meyyit adına kazaya kalmış namazlarını kılamaz,oruçlarını da tutamaz. Ancak bu gibi ibadetlerin sevabından ölmüş olan bir Müslümana hediye olarak gönderebilir. Ölünün bundan fayda göreceği Allah’ın rahmetinden beklenir.

3- İşaret ile namaz kılamayan bir hasta bu halde ölse bu hastalığı müddetince kılmamış olduğu namazları için vasiyet etmesi lazım gelmez. Zira sorumlu bir zamana ermemiştir.

4- Namaz için fidye vermeye dair açık delil ve icma yoktur. Hanefi müctehidleri bunu güzel görmüşlerdir. Böyle bir fidye vasiyeti bir pişmanlık eseridir, bir istiğfar alametidir. Bunun varis tarafından bağış yoluyla yapılması da bir şefkat ve hayırseverlik nişanıdır. Bu yönden bu fidyenin kabulü Cenab-ı Allah’ın ihsanından umulmaktadır.

Bu usul Hanefi mezhebi üzere yazılmış en eski kitaplarda da bu şekilde mevcuttur. Fidye ile oruç borcunun düşeceği üzerine nass yani kesin delil vardır. Namazda; Hanefi fıkıh bilginlerinin istihsan görüşlerine göre oruç gibidir. Hatta ve hattaki oruçtan daha önemli­dir. Bu nedenle kaza edilmesine imkan kalmamış olan namazlardan dolayıda fidye verilerek Cenab-ı Allah’ın bağışlamasına sığınmak ih­tiyati bir iş olarak uygun olur.

5- İmam Muhammed El-Şeybani “ziyadat” adlı eserinde namaz fidyesi ile namaz için “inşaallah yeterli olur” demiştir. Demekki bu­nun avf ve mağfirete bir vesile oolacağı yüce Allah’tan umuluyor. Zi­ra bunun üzerinde kesin delil yoktur. Şayet bunun hakkında kesin bîr delil olsaydı böyle Allah’ın dilemesi şeklinde söz söylemezdi.

Zira namaz hakkında fidyenin cevazına (yeterli olacağına) oruç hakkında hüküm ettiğimiz gibi hüküm veremeyiz. Fakat namaz hakkında fidyenin lütfen kabulünü Cenab-ı Hak’tan bir ihsan olarak isteriz.İbnü’l-Humam gibi ictihad derecesini kazanmış bir zatında Fathu-1 Kadirdeki ifadesine göre Hanefi imamlarının istihsanı ile o-ruç gibidir. Şu halde oruç ile fidye vermek, yemek yedirmek arasında bir eşitlik şeriatça sabit olmuştur. Şu halde böyle bir eşitlik varsa netice elde edilmiş olur. Şayet o şekilde olmazsa namaz için fidye, bir ihsan ve iyilikten başka bir şey olmaz. İhsan ve iyilik ise gü­nahları giderir. Zira Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur:

İyilikler kötülükleri siler.Cuma Namazı

Hud, 114

6- Kuhüstanide şöyle yazılıdır; eğer meyyit namaz için fidye ve­rilmesini vasiyet etmemişse velisinin bu işi yapması caizdir. Bunun müstahsan bir iş olduğu görüşünde bir ayrılık yoktur. Bunun sevabı ölüye ulaşır.

7- Bir meyyit vasiyet etmezse onun varisleri geriye terk etmiş olduğu maldan fidye vermek mecburiyetinde değildir. Eğer varisler fakir olurlarsa bir gelenek ve bir insanlık düşüncesi ile bu fakir -va­risleri fidye vermeye yöneltmek uygun olmaz. Bilhassa varisler ara­sında çocuklar bulunursa bunların hisselerinden fidye verilmesi kesinlikle caiz değildir.

Birde kendilerine devir yapılacak varisler arasında çocuk, bu­nak, deli, zengin ve gayri müslim bulunmamalıdır. Öyle şeylere özel­likle dikkat edilmelidir. Netice itibarıyla acizane verilecek sadaka­lardan dolayıda Allah’ın ihsanına ulaşmaktan ümidimizi kesmemeliyiz. Kesinlikle hiçbir hayır ve ihsan Allah nezdinde boşa gitmez. Verilen sadakalardan mü’minin amel defterine daima sevap yazılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close