Nafile ibadetler, farzların dışındaki ibadet demektir. Farz olmayan namazlara fazlalık manasını ifade eden nefl denmiştir.

Zira onlar Allah’ın farz kıldığı ibadetlerden başka fazla olarak yapılan ibadetlerdir.

Nafile namaz iki kısma ayrılır; bir kısmının cemaatle kılın­ması sünnettir. Diğer kısmınmsa cemaatle kılınması sünnet değildir. Cemaatle kılınması sünnet olmayan kısmı da ikiye ayrılır:

1- Farz namazlara tabi olan nafileler.

2- Farz namazlara tabi olmayan nafileler.

Farz namazlra tabi olan nafilelerin teşri hikmeti farzların nok­sanını tamamlamaktır. Zira Resulü Ekrem (sav) efendimiz şöyle buyurmuştur:

Kulun farzlarından bir eksik olursa Cenab-ı Hak buyurur; Ba­kınız! Benim kulum için bir nafile yok mudur? Bunun üzerine omnunla farzların eksiği tamamlanır.

Bunlar müekked ve gayrı müekked olmak üzere iki kısım olur­lar. Müekked olanlar şunlardır; sabah namazından evvel iki rek’at, öğleden evvel ve sonra iki rek’at, akşam ve yatsıdan sonra iki rek’at.

îbni Ömer’den şöyle rivayet olmuştur:

Hz Peygamber’den (sav) on rek’at namaz öğrendim. Kendileri öğleden evvel iki rek’at kılarlardı. O saatte Hz Peygamberin yanına kimse girmezdi. [28]

Hz Aişe’den şöyle rivayet olunmuştur:

Hz Peygamber sabah namazından evvel kılınan iki rek’ata gös­terdiği önemi başka hiçbir nafile namaza göstermezdi” [29]

Başka bir rivayette ise; “Hz Peygamber (sav) öğleden evvel dört rek’at, sabahtan evvelde iki rek’at kılardı. Bunları terk etmezdi. [30]

Yine Hz Aişe şöyle rivayet ediyor: “Hz Peygamber (sav) benim odamda öğleden önce dört rek’at kılar, ondan sonrada çıkıp halka fazn kıldırır, sonra da tekrar iki rek’at kılardı. [31]

Hz Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

Kim öğlenin faznndan evvel ve öğlenin farzından sonra dörder rek’at namaz kılmaya devam ederse Allah onu cehennem ateşine ha­ram kılar [32] Şu halde cuma namazıda öğle namazı gibidir. Zira Re-suli Ekrem (sav) şöyle buyurmuştur:

Herhangi biriniz cuma namazını kıldığı zaman dört rek’at daha kılsın. [33]

Abdullah b. Mesud’un cumadan evvel ve sonra dört rek’at na­maz kıldığı rivayet edilmiştir. [34] Yine aynı senedle ikindiden evvel de dört rek’at kıldığı rivayet edilmiştir.

İkindinin farzından evvel dört rek’at namaz kılan kişiye Allah rahmet etsin. [35]

Bu dört rek’at namaz ikişer rek’at olarak kılınmalıdır. Zira Hz Ali’den şöyle rivayet edilmiştir: “Hz Peygamber (sav) ikindinin far­zından evvel dört rek’at kılar ve arasını selamla ayırırdı.” [36]

Akşam namazından evvel hafif olarak iki rek’at namaz kılmak­ta müstehaptır. Zira Enes b. Malik’ten şöyle rivayet edilmiştir: “Biz Medine’de bulunuyorduk. Müezzin akşam namazı için ezan okuduğu zaman sahabeden birçok kimse aceleyle direklere doğru durup iki rek’at namaz kılardı. Hatta bazen yabancı kimse mescide girerdi de bu iki rek’atı kılanların çokluğundan ötürü farz namaz kılınmış zan­nederdi. [37]

Yatsıdan evvelde hafif olarak iki rek’at namaz kılmak müste­haptır. Zira Hz Peygamber (sav) “Üç defa her iki ezan yani ezanla ka­met arasında bir namaz vardır dedikten sonra üçüncüde kılmak iste­yen kimse için sözünü ilave etti.[38]

Farz Namazlara Tabi Olmayan Nafileler;

1- Tahiyyetü’l mescid namazı;

Mescide girildiğinde oturmadan evvel kılınan iki rek’at namaz sünnettir. Zira Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

Herhangi biriniz mescide girdiğinde iki rek’at namaz kılmadan oturmasın. [39]

Tahiyyetü’l mescid namazı farz namaz veya herhangi bir nafile namaz kılmaklada eda edilmiş olur. Zira esas olan mescide girildi­ğinde oturmadan evvel namaz kılmaktır.

2- Vitr Namazı:

Sünnet-i müekkedlerdendir. Tek rek’at olarakta kılmabildiği için bu adı almıştır. Diğer namazlarsa iki rek’attan az olurlarsa caiz olmazlar. Hz Ali’den şöyle rivayet edilmiştir:

Vitr namazı farz değildir. Hz Peygamber onu sünnet kılmıştır.[40] Hz Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

Ey Kur’an ehli! Vitr namazı kılın veya namazı tekleştirin. Kuş­kusuz olarak Allah tektir ve teki sever.” [41]

Vitr namazının vakti yatsı namazından sonra başlayıp, fecri sadığın doğuşuna kadar devam eder. Vitr namazını gece namazının sonunda kılmak daha faziletlidir. Zira Resuli Ekrem (sav) şöyle bu­yurmuştur:

Allah size bir namaz ziyade kıldı. O namaz sizin hakkınızda kırmızı tüylü develerden daha hayırlıdır. îşte o namaz vitr namazıdır. O namaz yatsı ilefecr doğuşu arasında kılınır. [42]

Zira Hz Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

Geceleyin kıldığınız namazınızın sonunu tek (rekat) yapınız. [43] Bu fecrden evvel uyanmaktan emin olan kimse için olur. Şu halde gece kalkmaktan emin olmayan kişi vitri yatsıdan sonra kıl­malıdır.   Resulullah (sav) efendimiz şöyle buyurmuştur:

Gece sonunda kalkamayacağından korkan kimse vitr namazını gecenin evvelinde kılsın. Gece sonunda kalkacağını ümit edende ge­cenin sonunda kılsın. Çünkü gecenin sonundaki namaz şahidetlidir ve çokta faziletlidir.

Ebu Hureyre şöyle demiştir:

Dostum (Hz Peygamber) bana şöyle tavsiye etti; her aydan üç gün oruç tutmak, iki rek’at kuşluk namazı kılmak ve vitr namazını kı­lıp uyumak. [44]

Vitr namazının en azı bir rek’attır. Şu halde tek rek’atla yetin­mek iyi bir davranış ve efdaliyet değildir. Vitr namazının en çoğu ise on bir rek’attır. En efdali ise üç rek’attan eksik kılmamaktır.

Eğer üç rek’at kılmırsa iki rek’atını bir seferde, kalan bir rek’a-tıda ayrı olarak kılmak daha uygun olur. Şayet on bir rek’at kılmırsa her iki rek’atta selam verilmeli, sonra bir rek’at daha kılınmalıdır.

Hz Aişe şöyle demiştir:

“Hz Peygamber (sav) yatsı namazını kıldıktan sonra sabah na­mazına kadarki zamanda on bir rek’at namaz kılardı. Her iki rek’atta selam verir, bir rek’atıda vitr yapardı. Hz Peygamber (sav) müezzin sabah ezanını okuyup, fecrin tuluü ettiğiniz, haber vermek için geldik­ten sonra kalkıp hafifçe iki rek’at kılar, sonra kameti haber vermek i-çin müezzin gelinceye kadar sağ yanı üzerine yatardı. [45]

Hz Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

Vitr namazını kılmak her müslümana haktır. Vitr namazım beş rek’at kılmak isteyen beş rek’at kılsın, üç rek’at kılmak isteyen üç rek’­at kılsın. Bir rek’at kılmak isteyende bir rek’at kılsın. [46]Hadiste ge­çen lıaktır’ kelimesinden maksad, meşrudur demektir.

3- Teheccüd Namazı:

Uykudan kalkıp kılındığı için bu namaza teheccüd denilmekte­dir. Zira tehecccüd uykuyu bırakmaktır. Teheccüd namazının rek’at adedinde hududu belli olmamıştır. Yani sınırlandırılmamış bir sün­nettir.

Bu sünnet fecrden evvel ve uykudan uyandıktan sonra kılınır. Bu sünnetin meşruiyetinin delili şu ayeti kerimedir:

Gecein bir kısmında sana nafile olmak üzere onunla (Kur’-an ile) gece namzı kıl .umulur ki Rabbin seni övülmüş bir maka­ma (makam-ı mahmud’a) göndeirir. [47]

Bazı rivayetlere göre teheccüd namazı Hz Peygamber’e (sav) va­cipti.

“tiz Peygamber’e (sav) farz namazlardan sonra hangi namaz da­ha faziletlidir? diye sorulduğunda Hz Peygamber (sav): “Gece kalkıp kılınan namaz ” diye cevap vermiştir.[48]

4- Duha (Kuşluk) Namazı:

Bu namazın en azı iki, en çoğu ise sekiz rek’attır. Ebu Hureyre şöyle demiştir:

Dostum (Hz peygamber) bana üç şey tavsiye etmiştir: her ayın üç günü oruç tutmak, iki rek’at kuşluk namazı kılmak ve vitr namazını kılıp uyumak. [49] Buhari Ebu hureyre’nin “onlan asla terk etmedim” dediğini de ziyade etmiştir.

Onlar sabah akşam (Allah’) teşbih ederler. îbni Abbas “Işrak” darı maksat duha namazıdır, demiştir.

Bu ayeti kerime duha namazının delilidir. Kuşluk namazını her iki rek’atta bir selam vererek kılmak daha faziletlidir. Zira Ümmi Ha-ni’den şöyle rivayet edilmiştir:

“Hz Peygamber (sav) Mekke’nin fetih günü her iki rek’atta bir se­lam vererek kuşluk namazını sekiz rek’at olarak kıldı. [50] Kuşluk namazının vakti; güneşin yükselmesinden başlayıp zeval vaktine kadar devam eder. Fakat en faziletlisi gündüzün dörtte biri geçtikten sonra kılınmasıdır.

5- Evvabin Namazı:

Bu namazn vakti; akşam namazından başlar yatsı vaktine ka­dar devam eder. En azı iki, en çoğu ise yirmi rek’attır.

Zeyd b. Erkam şöyle demiştir:

Hz Peygamber (sav) Küba halkının yanına vardığında onlar na­maz kılıyorlardı. Bunun üzerine Hz Peygamber evvabin namazı kum­ların hararetinden ötürü deve yavrularının ayakları yandığı zaman kı­lınır” dedi.” [51]

6- Teşbih Namazı:

Teşbih namazının en azı iki rek’attır. En çoğu ise dört rek’attır. Muayyen bir vakti yoktur. Ancak kerahat vaktinde kılınmaması ge­rekir. Cemaatle kılınması her ne kadar caizse de münferid olarak kı­lınması daha iyidir. Her rek’atta fatiha ve zammi sureden sonra on beş sefer şu dua okunur:

Rükuda, itidalde, secdede, secdeler arasındaki oturuşta, her i-ki secdeden sonraki istirahat oturuşunda, teşehhüdden önce veya sonra onar defa mezkur teşbih duası tekrar edilir. Teşbih namazını haftanın belli bir gününe tahsis etmek mekruhtur.

7- İstihare Namazı:

Bu namaz herhangi bir hayırlı iş yapmak isteyen kimsenin kıl­dığı namazdır. İstihare namazı, namaz kılmanın mekruh olmadığı her vakitte iki rek’at olarak kılınır. Bir şey yapmak isteyen fakat ya­pılıp yapılmamasında hayır olduğunu bilmeyen bir kimsenin istihare namazı kılması sünnettir.

İstihare namazından sonra varid olan dua ile dua edilmelidir. O duadan sonra Allah o işi yapması için kalbine neşe ve ferahlık ve­rirse o işi yapmalı aksi olursa yapmamalıdır.

Cabir b. Abdullah şöyle demiştir:

Hz Peygamber (sav) bize Kur’andan bir sure öğretir gibi tüm iş­lerde istihare yapmayı öğretti. Bize şöyle derdi: Sizden biri bir işe ni­yetlenirse iki rek’at namaz kılsın. Sonrada şu duayı okusun:

Bu duayı okuduktan sonrada işinin ne olduğunu söylesin. On­dan sonra kalbi neye meyilli olursa onu yapsın. [52]

Uyumak ve rüya görmek istihare için delil olmaz. Hatta ve hat­taki vakit dar olursa, uyuyacak zaman bulunmazsa yine hayırlı bir mesele için istihare namazı kılınması sünnet olur.

8- Tevbe Namazı:

Herhangi bir kimse günah işlerse o günahdan derhal tevbe et­melidir. Bu tevbenin kabul edilmesi için iki rek’at namaz kılıp Allah yalvarmak sünnettir.

9- Sefer Namazı:

Yolculuktan dönen kimse iki rek’at yolculuk namazı kılar. Eve varmadan camide kılmak daha evladır

10- İhram Namazı:

İhrama girmeden evvel kılman iki rek’atlık namazdır.

11-Abdest Namazı:

Abdest aldıktan sonra daha azalar yaşken kılman iki rek’atlık namazdır. Şayet başka bir namaz kılmsa onunla beraberde eda edi­lir.

İsmi ve vakti belli olmayan nafile namazlar daha evvel bildirdi­ğimiz mekruh vakitler dışında her vakitte istenildiği kadar kılmabi-lir. Zira Hz Peygamber (sav) Ebu Zer’e şöyle demiştir:

Namaz en güzel şeydir. İstersen fazla, istersen az kıl. İster ge­ce, ister gündüz kıl fark yoktur. [53]

Mutlak nafilelerde her iki rek’atta bir selam vermek evladır. Bu­nun delili şu hadistir.

Gece namazı ikişer ikişerdir.” [54]

Hadisteki olan mesnamn manası iki rek’atta bir selam vermek­tir. Yukarıda geçen nafile namazların tümü tek başına kılınması müstehap olan namazlardır.

Cemaatle kılınması müstehap olan nafile namazlar; bayraam namazları, teravih namazı, kusüf ve husuf namazı ile yağmur nama­zıdır. Bayram anlamına gelen “iyd” kelimesi “avd” kelimesinden a-İmmıştır. “Avd” tekrar edilmek manasına gelir. Şu halde her sene bayraam tekrar geldiği, insanların sürür ve sevinci bir daha tekrar­landığı ve Allah’u Teala’nm bayramda insanlara çokça lütufta bu­lunduğu için verilmiştir.

İslam dinine göre Ramazan ve Kurban bayramı olmak üzere iki bayram vardır. Hz Peygamber (sav) Medine’ye geldiği zaman oradaki halkın cahiliyye devrinden kalma iki bayram yaptıklarını öğrendi. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

Allah’u Teala size o iki bayram günlerine mukabil onlardan da­ha hayırlı iki bayram yani Ramazan ve Kurban bayramlarını ihsan buyurdu.”

Bayram namazlarının meşruluğu, kitap, sünnet ve icma delil­lerine dayanır.

Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur:

Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. [55]

Bu ayetteki namazdan maksad kurban bayramı namazıdır. Venhar’dan maksad kurbandır. Hz Peygamber’in (sav) iki bayram namazımda kıldırdığı tevatür yolu ile sabit olmuştur. Zira ilk kıldır­dığı bayram namazı hicretin ikinci yılında Ramazan bayramı nama­zıdır. Bayram namazının hükmü ise sünneti müekkeddir. (Hanbelilere göre ise vaciptir) Zira bayram namazı meşru kılındıktan sonra Hz Peygamber (sav) vefat edinceye kadar kesinlikle bayram namazını kılmayı bırakmamıştır. Hz Peygamberden (sav) sonra sahabiler de bayram namazı kılmaya devam etmişlerdir.

Bayram namazının cemaatle kılınması meşru olmuştur. Zira bayram namazı tek başına da kılmabilir. Fitneye sebep olan veya süs­lenmiş kadınlar bayram namazlarını evlerinde kılmalıdırlar. Bayram namazına erkek, kadın, hür, köle, mukim, seferi herkes katılabilir. Ürnmü Atiyye şöyle demiştir:

Her iki bayramdada örtülü kadınlar ve bakire kızlarla beraber musallaya çıkmakla emrolunduk. Hayızlüar da çıkar, cemaatin arka tarafında bulunurlar ve insanlarla birlikte tekbir getirirlerdi. [56]

Yine Ümmü Atiyye şöyle demiştir:

Ey Allah’ın Resulü! Bazılarımızın cilbabı yani örtünecek çarşafı bulunmuyor dedim. (Din) Kardeşleri kendi cilbaplanndan birini ema­neten giydirsin buyurdu.”

Bayram namazı için ezan ve kamet okumak sünnet değildir. Bayram namazları için Es-salatü camiatün” yani namaz top­layıcıdır” diye seslenilir. İbni Abbas ve Cabir’den şöyle rivayet edil­miştir:

Ne Kurban bayramı nede Ramazan bayramı için ezan okumak yoktur.[57]

Bayram namazlarının vakti ise güneşin doğuşundan itibaren başlar, zeval vaktine kadar devam eder. Bera bin Azib’in rivayeti şöy­le olmuştur:

Hz Peygamber (sav) hutbe okuduktan sonra şöyle dedi: Bu gü­nümüzde ilk yaptığımız şey bayram namazı kılmaktır.” [58]

Bayram namazlarının güneşin doğuşundan itibaren bir mızrak boyu yükselinceye kadar tehir etmek sünnettir. Bayram namazları ik rek’attır. Bayram namazı; tekbir-i taharrümle başlar. İftitah dua­sından sonra yedi tekbir alınır. Her tekbirde eller omuz hizasına ka­dar kaldırılır. İki tekbir arasında ne uzun ne de kısa olmayan bir a-yet okunacak kadar bir zaman durulur. Bu arada;

Subhanallahi velhamdülülahi vela ilahe illallahu vallahu ekber” yani “Allah’ı her türlü ortaklıktan tenzih ederim. Hamd Allah’a mah­sustur. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür.” Bu şekilde söylemek sünnettir. Bundan sonra eüzü besmele çekilerek fatihayı şerif okunur. Sonra zammi sure olarak bir sure veyahut bazı ayetler okunur. İkinci rek’atta intikal tekbirlerinden sonra fatiha okumadan evvel beş tekbir daha alınır. Her iki tekbirin arasında daha evvel zik­rettiğimiz gibi fasıla verilir. “Heyet  olarak adlandırılan bu tekbirler sünnettir. Unutarakta olsa tekbir alınmadan kıraate başlanırsa za­man geçtiği için artık tekbir alınmaz. Şayet bu şekilde olursa nama­zın sıhhatine zararı yoktur. Bunun delili Hz Ömer’den rivayet edilen şu hadistir;

“Ramazan ve Kurban bayramı namazları ikişer rek’attır [59] Hz Ömer bunu Hz peygamber’in (sav) dili ile söylemiştir. îcma da bunu kabul etmiştir.

Hz Peygamber (sav) bayram namazlarında birinci rek’atta kıra­atten evvel yedi, ikinci rek’atta kıraatten evvel beş tekbir aldı.”

Bayram hutbesi; bayaram namazı kılındıktan sonra iki hutbe okumak sünnettir. Bu hutbelerin usulünü şöylece açıklayabiliriz.

1- Hutbeleri mühlet vermeden bayram namazının hemen arka­sından okumalıdır. Bu hutbeler cumanın aksine namazdan sonra o-kunur. Zira Hz Peygamber (sav) cuma hutbesini namazdan evvel, bayram namazlarının hutbelerini ise namazdan sonra okumuştur, îbni Ömer şöyle demiştir:

“Hz Peygamber (sav), Hz Ebu Bekir ve Hz Ömer bayram namaz­larını hutbeden sonra kılarlardı.” [60]

Şayet hutbe bayram namazından önce okunursa kesinlikle o-kunmamış gibi sayılır.

2- Cuma Hutbesindeki rükün ve sünnetler bayram hutbeleri içinde gereklidir. İmam Şafii, Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Me-sud’dan şöyle rivayet etmiştir:

“Sünnet olan, imamın bayram namazlarında iki hutbe okuması ve aralarında fasıla yapmamasıdır”

3- Birinci hutbeyi dokuz, ikinci hutbeyi de yedi tekbirle oku­mak sünnettir. Beyhaki’de şöyle zikr olmuştur: birinci hutbeye peş-peşe dokuz tekbirle, ikinci hutbeye ise peşpeşe yedi tekbirle başla­mak sünnettir.

Bayram namazları, cami veyahut sahrada kılınır. Hangi yer da­ha fazla insan alıyorsa şerefinden dolayı daha uygun olur. Zira müs-lüman camide kıldığı namazdan ötürü hem icabet ecri alır, hem de camide durmanın ecrini alır. Hz Peygamber’in (sav) mescidi tüm hal­kı almadığı için Hz Peygamber (sav) bayram namazlarını sahrada kıl-dırmıştır. Eğer mescid namaz kılanları alıyorsa sahranın tercih edil­mesi lazım gelmez.

Hacı olmayanların Ramazan ve Kurban bayramı gecelerinde güneşin batışından itibaren evlerde, mescidlerde, çarşılarda yüksek sesle imam bayram namazının taahtim tekbirini alıncaya kadar tek­bir getirmeleri sünnettir.

Müfessirler buradaki tekbirden maksadın Ramazan bayramın­da getirilen tekbir olduğunu söylemişlerdir. Kurban bayramı da Ra­mazan bayramına kıyas edilmiştir. Şu halde hacı olsun olmasın herkes için Kurban bayramında namazlardan sonra arefe gününün sabah namazından başlayarak teşrik günlerinin son gününün ikindi namazına kadar tekbir getirmek sünnettir.

Teşrik günleri, Kurban bayramını takip eden üç gündür. Fakat Ramazan bayramında namazlardan sonra tekbir getirmek sünnet değildir. Bunun delili, Hz Peygamber’in (sav) fiilidir. Zira hz peygam­ber (sav) ve ashabı aynı bu şekilde yapmışlardır. Hz Ali ve Ammar b. Yasir’den şöyle rivayet edilmiştir:

“Hz Peygamber (sav) arefe günü sabah namazından sonra tek­bir getirirdi. Teşrik günlerinin son günü ikindi namazından sonra bıra­kırdı.” [61]

“Mina’da tekbir getirirdi. Mesciddeki, çarşı ve pazardaki insan­lar onun sesini işitir ve onunla beraber tekbir getirirlerdi Öyleki tekbir sesinden her yer inlerdi.”[62]

“Mina’da tüm günlerde namazların arkasından, yatağında, çadı­rında ve yürürken tekbir getirirdi.” [63]

Tekbirin en üstünü şöyledir;

“Allah büyüktür, Allah büyüktür, Allah büyüktür, Allah büyük­tür, Allah’tan başka ilah yoktur, Allah büyüktür ve hamd O’na mah­sustur.

 

Hanefîlere Göre Nafile Namazlar Ve Tatavvu Namazlar:

 

Farz veya vacip namazlardan başka Hz Peygamber’in (sav) kıl­dığına dair rivayet bulunan namazlara nafile namaz denir. Bunlar ikiye ayrılır:

a- Sünnet olan nafileler.

b- Mendup olan nafileler.

Sünnet olan nafile, Resuli Ekrem (sav) efendimizin yapmaya devam ettiği ve ancak nadir olarak yapmadığı müekked sünnetlerdir. Gayrı müekked olanlar Hz Peygamber’in bazen kılıp bazen terk ettiği sünnetlerdir.

Müekked olanlar farzlardan önce ve sonra kılman sünnet na­mazları on iki rek’attır. Zira Resuli Ekrem (sav) efendimiz bunu hem övmüş hem de ümmetine tavsiye etmiştir.

“Bir kimse bir gün ve bir gecede on iki rek’at namaza devam ederse Allah onun için cennete bir ev yapar. Bunlar öğle namazının farzından önce dört sonra iki rek’at, akşam namazının farzından son­ra iki rek’at, yatsı namazının farzından sonra iki rek’at ve sabah na­mazının farzından önce iki rek’attır.”

Bu ve diğer ilgili hadislere dayanarak fakihler gerekli tesbiti şöyle izaha çalışmışlardır: Öğle, akşam ve yatsı farzlarından sonra, sabah namazından önce ikişer rek’at sünnettir. Öğle farzından ve cuma farzından sonrada dört rek’at sünnettir. Dört rek’atlı sünnetler Hanefîlere göre bir selamla olması gerekir. Şayet bunları iki selamla kılacak olursa sünnet yerine geçmez. Sünnetin en kuvvetlileri sıra­sıyla şunlardır:

1- Sabah namazından sonra kılınan iki rek’atı.

2- Akşam namazından sonra kılınan iki rek’at.

3- Öğle namazından sonra kılınan iki rek’at.

4- Yatsıdan sonra kılınan iki rek’at.

5- Öğle namazından evvel kılınan dört rekattır.

Öğle namazının sünnetlerinin terkedilmesi kesinlikle caiz ol­maz. Zira Resuli Ekrem (sav) efendimiz hem kılmış hem de tavsiye etmiştir. Onun için vakit sünnetlerinin terkine cevaz verilmemiştir. Hatta “bunları hafife aldığı için terkedenlerin küfre girmesinden kor­kulur” denilmiştir. Fakat bunların değerini bildiği halde terkeden ki­şi günahkar olur. En sahih sözde budur. [66]

Öğlenin dört rek’at sünnetini kılarken ilk iki rek’atın sonunda oturmadan öylece sünneti tamamlarsa istihsanen caiz olur. İkindi farzından önce, yatsı farzından önce ve sonra dörder rek’at kılmak menduptur. Keza akşam farzından sonra altı rek’at kılmak yine menduptur. Bu altı rek’athk namaza “Evvabin” yani Allah’a çokça yönelip yaklaşmak ve kalbini onunla meşgul etmek isteyenlerin na-mazıda denilmiştir.

Genellikle sünnet namazları vaktinde kılınmadığı takdirde da­ha kaza edilmez. Fakat sabah namazı farzla beraber vaktinde kılınmazsa güneş doğduktan sonra kerahat vakti olmadığı takdirde ikisi bir arada kaza edilir. Bu sünnetin kaza edilmesi efdaliyetine bağlı olduğundan şayet zeval vaktinden sonraya kalırsa artık yalnız saba­hın farzı kaza edilir. En sahih görüş de budur.

Ebu Hanife ile Ebu Yusufa göre sabah sünneti vaktinde kılın-mazsa tek basma kaza edilmez. İmam Muhammed’e göreyse zevaal vaktinden önceyse kaza edilebilir. Fetva İmameynin görüşüne göre­dir. Şayet bir kimse öğle farzından önceki dört rek’at sünnetini kıl­mazsa farzdan hemen sonra kılabilir. Öğle vakti devam ettiği sürece de kılabilir. Zira öğle farzından sonra meşru sünnet vardır. En sahih sözde budur.

İmam Muhammed’e göre öğleden önce geçmiş olan dört rek’at sünnetini hemen farzdan sonra hiçbir şeyle tulu fasıl yapmadan kıl­mak faziletlidir. Bunun aksini söyleyenler varsada fetva İmam Mu­hammed’e göredir.

Mendup Yani Bağımsız Namazlar:

 

Farz olan namazların sünnetinden başka bir takım nafile na­mazlar vardırki bunlara müstehap, tatavvu veya mendup adı verilir.

1-Abdest Namazı:

 

Abdest alındığında veya gusledildikten sonra vakit müsaitse yaşlık kurumayacak kadar bir zaman geçmeden iki rek’at namaz kıl­mak menduptur.

Herhangi bir kimse abdest alır ve abdestini güzel yapar ve iki rek’at namaz kılıp o iki rek’atta kalbiyle ve veçhiyle namaza yönelirse onun için cennet vacip olur. [67]

2-Tahivyetu-l-Mescid Namazı:

 

Tahiyye” selam vermek yani mescide selam vermek demektir. Bir kimse mescide girdiğinde Rabbine selam vermek ve tazim kasdıyla daha oturmadan iki rek’at namaz kılmak menduptur. Bir gün­de bir kaç kere camiye giren kimsenin bu namazı bir sefer kılması kafi gelir.

Zira Resuli Ekrem (sav) efendimiz şöyle buyurmuştur:

Sizden biri mescide girdiği zaman iki rek’at namaz kılmadan oturmasın,”

Başka bir hadistede şöyle buyurulmuştur:

Ey Ebu Zer! Mescidin tahiyye hakkı vardır. Onun tahiyyesi (selamlanması) iki rek’at namazdır. Kalk iki rek’at namaz kıl”

Mescid-i Haram’sa bu zikredilen mescidlerin dışındadır. Zira o-nun tahiyyesi tavaftır. Herhangi bir kimse mescide giripte vaktin kerahati ve meşguliyetinden dolayı tahiyyetü-1-mescid namazı kıla­madığı takdirde onun yerine şu teşbihi söylemesi müstehap olur:

Cenab-ı Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehdir. Ham Al­lah’a mahsustur. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah her şeyden yüce­dir. ”

Mescide, herhangi bir namazı kılmak veya farz namaz kılmak için imama uymak niyetiyle girmekte tahiyyetü-1-mescid yerine ge­çer.

3- Teheccüd Namazı:

 

Yatsı namazından sonra daha uyumadan veya biraz uyuduk­tan sonra kalkıp kılman nafile namaza gece namazı yani salatülleyl denir. Biraz uyuduktan sonra gecenin yarısından imsak vaktine ka­dar kalkılıp kılmırsa teheccüd adını alır.

Teheccüd namazı iki rek’attan sekiz rek’ata kadar kılmabilir. Her iki rek’atta bir selam verilerek kılınması daha faziletli olur. Te­heccüd namazının Resuli Ekrem (sav)’e farz oluşu şu ayete dayanır:

Ey Muhammedi Gecenin bir bölümünde uyanıp sırf sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere Kur’anla gece namazı kıl. Rabbinin seni Makam-ı Mahmud’a göndereceğini ümit edebilir­sin. [68]

Ey elbisesine bürünen! Az bir kısmı müstesna geceleyin ibadet için gecenin yarısında veya biraz daha geç kalk. Yahut bi­raz erken kalk ve Kur’an-ı açık açık ve tane tane oku. [69]

Onlar gece  namazı kılmak için yataklarından kalkarlar. Korku ve ümit içinde Rablerİne dua ederler. [70]

O çok esirgeyen Allah’ın has kulları ki onlar yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Kendilerine beyinsizler hoşa gitmeyeccek laf attığı zaman selametle deyip geçerler . Onlar gece­lerini Rableri için secde va namazla geçirirler.[71]

Onlar gecenin ancak az bir bölümünde uyurlardı. Seher vakitlerindede istiğfar ederlerdi. [72]

Seher vakti” gecenin son altıda birlik bölümüdür. Şu halde sabah namazının vakti girince onun sünneti dışında bir nafile na­maz kılmak mekruhtur. Bu ayetler işaret ediyor ki teheccüd namazı Resuli Ekrem (sav)’e vacip, ümmeti içinse sünnet-i müekkeddir. Pey­gamberimizin (sav) teheccüd namazı hakkında ümmetine pek çok tavsiyeleri vardır. Zira Hz Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

Gece namazına devam edin. Çünkü gece namazı kılmak sizden önceki salih kulların örf ve adetlerindendir. Rabbinize karşı bir taattir. Kötülükleri örtücü ve günah işlemekten alıkoyucudur. [73]

Başka bir hadiste de şöyle buyurulmuştur:

Farz namazdan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.[74]

4-Kuşluk (Duha) Namazı:

 

Güneş doğup bir miktar yükseldikten sonra istiva zamanına kadar iki, dört, sekiz veya on iki rek’at olarak kılman namazdır. Bu namaz menduptur. Bu namazın sekiz rek’at kılınması daha faziletli­dir.

Bunun en iyi vakti gündüzün dörtte biri geçtikten sonradır.

Başka bir ifadeyle güneşin bir mızrak boyu yükselmesi ile başlayıp zeval vaktine yirmi dakika veya yarım saat kalıncaya kadar devam eden vakittir. Bu namazın delili ise validemiz Hz Aişe’den nakledilen şu hadistir:

Hz Peygamber (sav) kuşluk namazını ikişer ikişer dört rek’at o-larak kılardı. Birinci selamdan sonra dünya sözleri konuşmazdı. [75]

Başka bir rivayette ise şöyledir:

Resuli Ekrem (sav) kuşluk namazını dört rek’at olarak kılar ve Allah’ın dilediği kadar ilavede bulunabilirdi”

Diğer namazlar ise Ramazan ve Kurban bayramı gecelerinde, Ramazanın son on gecesinde ve Şabanın on beşinci gecesinde kılı­nan namazlardır ki bu geceleri ibedetle geçirmek menduptur. Seher vaktinde “seyyidül istiğfar” yani istiğfarın efendisi ismi verilen şu du­ayı okumakta menduptur:

Allah’ım benim Rabbim sensin. Senden başka ilah yoktur. Beni sen yatattın. Ben senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim söz ve ahitte duruyorum. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınıyorum. Bana verdiğin nimetleri ikrar ve günahlarımı itiraf ederim. Beni bağışla. Zira senden başka günahları bağışlayacak yoktur. [76]

Zikredilen geceleri ibadetle geçirmek için camilerde veyahut ca­mi dışında bir yerde toplanmak mekruhtur. Zira bunu ne Hz Pey­gamber (sav) nede ashabı yapmıştır. Bu gecelere özel bir ibadette nakledilmemiş tir. Şu halde kaza namazı ve istenildiği kadar gece na­mazı kılınır, Kur’an-ı Kerim okunur, Allah-ı zikr, tefekkür, teşbih ve dua ile meşgul olunur. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

Her kim geceleyin uyanır , hanımını da uyandırır ve iki rek’at namaz kılarsa yüce Allahı çok zikreden erkekler ile kadınlardan ya­zılır. ”

Cenab-ı Allah’ı çok zikreden kadınlarla erkeklere yüce Allah’ın büyük bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamış olduğu şu ayet­le müjdelenmektedir:

Allah’ı çok zikreden kadınlar ve erkekler için Allah, büyük bir mağfiret ve mükafat hazırlamıştır. [77]

Herhangi bir kimse adet haline getirdiği teheccüd namazını öz­rü olmaksızın terk etmemelidir. Zira Resuli Ekrem (sav) efendimiz şöyle buyurmuştur:

Allah yanında amellerin en sevimlisi, az olsada devamlı olanıdır.”

 

5- Regaip Gecesi Namazı:

Recep ayının ilk cuma gecesine “leyle-i regaip” denir. Bazı alim­lerin açıklamasına göre Resuli Ekrem (sav) bu gece pek çok ruhani ahval ve ikrama kavuşmuş olmakla yüce Allah’a şükür için on iki rekat namaz kılmıştır.

Peygamberimizin (sav) bu gece ana rahmine düşmüş olduğuna dair bir rivayette bulunmaktadır. Ancak bu gece ile Hz Peygamberin (sav) doğumu arasındaki zaman bu hesaba aykırı düşmektedir. Şu halde Hz Amine’nin Peygamber efendimize hamile kaldığını bu gece anlamış olması düşünülebilir.

Ne olursa olsun bu gece mübarek bir gecedir. Zaten regaip is­tenilen, değeri büyük olan bağış, ihsan, ikram ve nefis şeyler demek­tir. Ve rağibe kelimesinin çoğuludur. Bu geceyi ibadetle geçirmenin fazileti çok büyüktür. Lakin bu gecede kılınacak namazın sünnet ve­ya mendup olması hakkında kuvvetli bir delil yoktur.

Bu gece cemaatle namaz kılmak bid’at sayılmaktadır. Zira te­ravinden başka hiçbir nafile namazın cemaatle kılınması sünnet de­ğildir. Aynı zamanda mekruh sayılır. Fakat bir yerde bulunan iki ya da üç kişinin bu namazları cemaatle kılmaları caizdir.

6- Berat Gecesi Namazı:

 

Şaban ayının on beşinci gecesine rastlayan geceye Berat Gece­si denir. Çok şerefli ve mübarek bir gecedir. Berat gecesinde, yara­tıkların bir sene içerisindeki rızıklarma, zengin yada fakir, aziz yada zelil olacaklarına, diriltilip öldürüleceklerine ve hacılarla ilgili işlerine dair Allah tarafından meleklere bilgi verileceği söylenmektedir.

Bu cihetten Berat Gecesinde ibadet etmenin ve nafile namaz kılmanın çok fazileti ve sevabı vardır. Lakin bu geceye ait bir sünnet namazı kesinlikle yoktur. Berat Gecesinde kılınacak olan namaza salatü’l-hayr yani hayır namazı denilmiştir. Bu namaz birçok riva­yete göre yüz rek’attır. Her rek’atta fatiha suresinden sonra on ihlas suresi okunur.

7- Kadir Gecesi Namazı:

 

Ramazan ayının yirmiyedinci gecesine rastladığı sanılan gece Kadir Gecesi dir. Kur’an-ı Kerim bu geceden başlayarak Peygamber efendimize (sav) inmiştir. Bu geceyi ibadetle geçirmenin fazileti çok­tur. Bu gecenin bir anı vardırki ona rastlayan bir dua muhakkak kabul olunur. Bu mübarek gecede teravih namazından sonra bir müddet daha ibadette bulunulması, nafile namaz kılınması kısaca bu gecenin ibadetle geçirilmesi gerekir.

Kadir gecesi namazının en azı iki rek’at, ortası yüz rek’at ve en çoğuda bin rek’attır. Bu namaz iki rek’at kılındığı takdirde her rek’a-tında iki yüz ayet okumalı, yüz rek’ata kadar kılındığı zaman her rek’atında fatiha suresinden sonra kadir suresi ile üç defa ihlas oku­nup her iki rek’atta bir selam verilmelidir.

Allahümme inneke afüvvün tuhibbu’l afve fa’fu anni” “Al­lah’ım sen affedicisin. Bağışlamayı seversin. Beni affet.” Duası da okunmalıdır. Bu namazın bu şekilde kılınması hakkında kuvvetli bir delil yoktur. Şu halde bu geceyi mümkün olduğunca ibadetle geçir­mek en efdalidir. Ancak takatten fazlasına kaçmamalıdır.

8- Teşbih Namazı:

 

Bu namaz her rek’atında yetmiş defa;

Sübhanaüahi velhamdülülahi vela ilahe illallahu vallahu ekber” diye tekbir alınan dört rek’atlı bir namazdır. Allah rızası için nafile namaza niyet edilerek Allahü Ekber denilerek namaza,başlanır. Sübhanekeden sonra on beş defa Sübhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber okunur. Ondan sonra eüzü besmele çekilir ve fatiha ile bir sure daha okunur. Arkasından tekrar on defa sübha­nallahi… okunur ve rükuya gidilir. Rükudan semiallahu limen hami-deh Rabbena velekel hamd diyerek kalkılır. Bu kıyam halinde de on defa sübhanallahi., okunur ve secdeye gidilir. Secde teşbihleri yapıl­dıktan sonra yine on defa sübhanallahi… denilir ve secdeden tekbir­le kalkılır. Celse halinde yine on defa sübhanallahi okunur. İkinci secdeye tekbirle gidilir üç sefer yine secde teşbihleri yapıldıktan son­ra on sefer sübhanallahi okunur.

Bu şekilde namaz tekbirlerinden fazla olarak alınan tekbirlerin toplamı yetmiş beş olur. Bu birinci rek’attan sonra ikinci rek’ata kal­kılır ve yine on beş sefer sübhanallahi… okunur. Bundan sonra ay­nen birinci rek’atta yapıldığı gibi kılınarak ka’de yani son oturuş ya­pılır. Tahiyyat ve salavatlar okunur. Selam verilir. Her iki rek’atta yapılan bu teşbihlerin toplamı yüz elli teşbih olur. Bundan sonra se­lam verilip bunun gibi iki rek’at daha kılınır. Her dört rek’atta teş­bihlerin toplamı üç yüz olur.

Şayet bu teşbih namazında yanılma secdesi yapılacak olsa se­hiv secdelerinde bu tekbirler getirilmez. Bu teşbih namazının sala-vatı çoktur. Bu namaz kerahat vakti hariç her vakitte kılınabilir. Hiç olmazsa haftada, ayda veya ömürde bir defa olsun kılınmalıdır.

9- Yolculuk Namazı:

 

Her müslümanm yola çıkacağı yada yoldan döneceği zaman iki rek’at namaz kılmalıdır. Bu namazın kılınması menduptur. Gittiği zaman evde, döndüğündeyse camide kılmak daha faziletlidir. Zira Resuli Ekrem (sav) efendimiz seferden kuşluk vaktinde dönerler ve Mescid-i Saadete gidip iki rek’at namaz kılarlardı. Bir zamanda ora­da otururlardı.

10- Tevbe Namazı:

 

Bir müslüman şayet bir günah işlerse ara vermeden hemen günahlarından tevbe etmelidir. Bunun için evvela güzel bir abdest almalı sonra tek başına kalacağı örneğin, kırsal bir yere çıkmalı ve işlediği günahtan ötürü Cenab-ı Allah’tan bağışlanmayı dilemelidir. Böyle yaptığı takdirde Allah’ın (cc) onu bağışlayacağına dair hadis-i şerif vardır.

11- Hacet Namazı:

 

Dünyevi ve uhrevi bir dileği bulunan kimse evvela güzelce bir abdest alır. Yatsı namazından sonra iki, bir rivayete göre dört rek’at, diğer bir rivayete görede on iki rek’at namaz kılar. Daha sonra Al-lahu Teala’ya senada, Resulüne salatü selamda bulunur. Bundan sonra hacet duasını okuyup isteğinin olmasını Cenab-ı Allah’tan di­ler.

Merfü bir hadiste rivayet edildiğine göre hacet namazının bi­rinci rek’atmda bir kere fatiha üç kerede Ayetel Kürsi okunur. Diğer üç rek’attada birer fatiha ile birer ihlas ve muavvizeteny sureleri okunur. Zira Resuli Ekrem (sav) efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

Her kimin Allah’tan bir dileği olursa evvela güzelce abdest alsın ve iki rek’at namaz kılsın. Sonra Allah’a hamd ve senada bulunsun. Sonra Hz Peygambere (sav) salatü selam getirsin. Sonrada şu duayı okusun:

Halim ve çok cömert olan Allah’tan başka ilah yoktur. Yüce ar­şın Rabbi olan Allah’ı teşbih ederim. Hamd alemlerin Rabbi olan Al­lah’a mahsustur. Allah’ım! Rahmetini gerektiren şeyleri, kesin affını, her iyiliği elde etmeyi, her günahtan uzak olmayı senden dilerim. Af­fetmediğin hiçbir günah, feraha çıkarmadığın hiçbir tasa ve senin uygun olan hiçbir ihtiyacı karşılamadan bırakma. Ey merhametlile­rin en merhametlisi olan Allah’ım.[78]

12- Kati Namazı:

 

Her hangi bir sebeple kısas ile öldürülecek olan bir müslüman, bu cezanın uygulanmasından önce iki rek’at nafile namaz kılarak tevbe ve istiğfar etmelidir. Allah’ın kanununa aykırı olmamak şartıy­la dualar yapılmalıdır. Bu namaz, onun Allah tarafından affına se­bep olabileceği için güzel görülmüştür.

13- İstihare Namazı:

 

Bir kişi kendisi hakkında bir şeyin hayırlı olup olmadığına dair bir işaretee kavuşmak isterse yatacağı zaman iki rek’at namaz kılar. Birinci rek’atta kafinin suresini, ikinci rek’atta da ihlas suresini o-kur. Sonrada abdestli olarak kıbleye yönelip yatar.

Rüyada beyaz ve yeşil görülmesi hayra işarettir. Şayet siyah veya kırmızı görürse buda şerre İşarettir. Bu şekilde istihare nama­zının yedi gece yapılması ve kalbe gelene bakılması da bir hadisi şe­rifle buyurulmuştur. Peygamber (sav) ashabına istihareyi öğretirdi. İstihare namazını kılmak mümkün olmayınca yalnız duası ile yeti-nilir. Aslında meşru ve hayırlı bir iş için yapılacak istihare onun is­tenilen vakitte yapılıp yapılmaması yönünden yapılır. Zira o hayırlı bir iş için kesinlikle yapılmaz. Belli bir senede hac yapılıp yapılma­ması gibi…

İstihare yapıldıktan sonra mesele aydınlanmazsa istihare na­mazının yedi kere tekrarlanması lazım gelir. Zira Resuli Ekrem (sav) efendimiz şöyle buyurmuşdur:

Ya Enes! Bir iş yapmak istediğin zaman yedi defa Rabbinle is­tihare et. Sonra kalbine gelene bak. Hayır ondadır. Herhangi bir kim­se namaz kılarak istihare yapamıyorsa o takdirde sadece bu duayı okuyarakta istiharede bulunabilir.”

Peygamber efendimizden (sav) şöyle rivayet edilmiştir:

Allah’ım! Sen bildiğin için hakkımda hayırlı olanı isterim v& kud­retin yettiği içinde ben senden güç isterim. Senin büyük ihsanından hayır dilerim. Zira senin her şeye gücün yeter. Bense güçsüzüm. Sen her şeyi bilirsin, bense bilmem. Allah’ım eğer bu iş benim dinim, dün­ya yaşayışım yani dünya ve ahiretim hakkında hayırlıysa bunu bana takdir et ve bana kolaylaştır. Sonra onda bana bereket ver. Eğer bu iş benim dünya ve ahiretim hakkında kötü ise bunu benden kaldır. Beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise bana onu takdir et ve nasip et. Sonra beni ona razı kıl.”

14- Şafiilere Göre Teravih Namazı, Sadece Ramazanda Kılınır:

 

Travih namazını cemaatle kılmak sünnettir. Tek basmada kılı-nabilir. Bu teravihe Ramazan kıyamıda denir. Teravih namazının her dört rek’ atının sonunda bir miktar oturup istirahat edildiği için bu dört rek’ata terviha denilmiştir. Bu teravih namazında beş terviha vardır. Bu söz tervih kelimesinden yani revvehe, yürevvihü, tervih bir masdardır.

Tervihse nefsi rahatlatmak manasına gelir. Sahabeler her dört rek’attan sonra istirahat ettikleri için bu namaza teravih adı veril­miştir. Teravih, tervihin cemidir. Teravih namazının vakti, yatsı na­mazı kılındıktan sonra başlar, fecre kadar devam eder. En azı iki, en çoğu ise yirmi rek’attır. Ancak Medine halkı otuz altı rek’at teravih namazı kılabilir. Her iki rek’atta bir selam vermek vaciptir. Teravih namazı vitr namazından evvel, yatsı namazından sonra imsaka ka­dar devam etmektedir.

Şayet bir kimse dört rek’atı bir selamla kılarsa bu sahih olmaz. Zira Hz Resulullah (sav) bu şekilde kılmamıştır. Bununla beraber te­ravih namazının sahih olması için teravihten iki rek’at namaza niyet ediyorum veya Ramazan’ın kıyamından iki rek’ata niyet ediyorum demek lazım gelir. Şayet mutlak nafile namaz kılmaya niyet ediyorum denirse teravih namazı fesada gider. Mutlak nafileye çevirir. Teravih namazının meşruiyeti şu hadisle sabittir.

Kim Ramazan’da inanarak ve yalnız Allah’ın rızasını dileyerek namaz kılarsa onun geçmiş günahları avfolunur.”

Validemiz Hz Aişe’den şöyle rivayet edilmiştir: “Bir gece Hz Pey­gamber (sav) mescidde namaz kıldı. Bazı insanlarda Peygamberin namazına uyup namaz kıldılar. Bundan sonra ertesi gecede böyle namaz kıldılar. Halk çoğaldı. Üçüncü veyahut dördüncü gece halk ge­ne toplandı. Hz Peygamber gece onların yanına (namaza) gitmedi. Sa­bah olunca çıkıp namazdan sonra şöyle buyurdu:

Sizin (cemaatle teravih namazı kılmaya olan) şiddetli arzunuzu gördüm. Benimde namaza çıkmaya hiçbir engelim yoktu. Ancak üze­rinize farz kılınmasından endişe ettim.” [79]

Resuli Ekrem (sav) Ramazan-ı şerifin birkaç gecesinde çıkıp ca­mide namaz kıldı. Halkta onun namazına uydular. Halk çoğalınca ge­ce namaza çıkmadı. Sabah olunca buyurduki; gece namazının (teravih namazının) size farz olacağından korktum. Zira o zaman acze düşecekdiniz. [80]

Resuli Ekrem (sav) efendimiz teravih namazını camide kılma­yınca halk yine evinde kılmaya devam ediyordu. Bu durum Hz Ö-mer’in hilafetine kadar sürdü. Sonra Hz Ömer yeniden cemaat ha­linde kıldırmaya başladı.

Her namazda farz olsun sünnet olsun namazın erkanına riayet etmek lazımdır. Herhangi bir kişi namazın erkanına riayet etmezse namazı fesada gider. Üstelik günahkarda olur. Her ne kadar sünneti terk eden kişi günahkar olmasada sünnetin erkanına riayet etmediği zaman kesinlikle ceza ve günah terettüp eder. Malasef bir çok cahil kimseler bunu bilmiyorlar. Hatta ve hattaki teravih namazının erka­nına riayet etmeyerek, bununla beraber süratli namaz kılmak için yarış yapıyorlar. Onlara göre teravih namazının fazileti süratindedir. Ancak yavaş yavaş ve namazın erkanına riayet ederek kılmak farz­dır.

Her yerde hatimle teravih namazı kılmak sünnetül kifayedir. Teravih namazının selamları verildikten sonra salavat getirmek veya başka bir zikir getirmek bid’attır. Zira Resuli Ekrem (sav) zamanında her dört rek’at kılındıktan sonra bizim gibi zikir ve salavatları onlar getirmiyordu. Eğer yapılan zikir ve salavatı şerifenin amacı teravih namazının sünnetleri olmazsa, amaçlan her zamanki gibi matlup o-lan zikir ve salavatlar getirilir. Bu şekilde değerlendirilirse sünnet bölümüne girer.

Hanefîlere göre teravih namazı, iki rek’atta bir selam verilince tam akşam namazının iki rek’at sünneti gibi kılınır.

Şayet dört rek’atta bir selam verilirse tam yatsı namazının dört rek’at sünneti gibi kılınır. Cemaatle kılındığında cemaat hem teravi­he, hemde imama uymaya niyet eder. imamda tekbirleri, tesmileri ve kıraati aşikare yapar. Teravih namazını her iki rek’atta bir selam ve­rerek kılmak ve on selamla bitirmek sevap cihetinden daha faziletli­dir. Dört rek’atta bir selam vererekde kılınır.

Sekizde,onda veyahut yirmide bir selam vererek kılmak her ne kadar caizsede mekruh olur. Teravih namazını kılacak kimsenin te­ravih namazına veyahut vaktin sünnetine niyet etmesi ihtiyaten da­ha uygun olur. Mutlak olarak namaza veya namazına niyet edilmesi ekseri fukahalara göre caizdir.

Teravihin her rek’atında on ayet okunması müstehaptır. Zira böylece okumaya devam edilirse bir Ramazan’da bir hatim yapılmış olur. Bu şekilde de hatimle teravih namazı kılınması sünnet olur. Bazı fukahaya göre bu hatimin yirmi yedinci geceye yani “Kadir Ge­cesini rastlatılması daha uygun olur. Okuyuşunda hata ve noksan­lık olan bir imamın mescidini bırakarak daha düzgün okuyan bir imamın mescidine gitmekte bir sakınca yoktur.

İmamın teravihte cemaati usandıracak miktar Kur’an okuması uygun değildir. Şu halde fatiha suresinden sonra okunacak ayetler bir sureden veyahut ayetten noksan olmamalıdır. Teravihin oturma­larında teşehhüdden sonra salavatlar kesinlikle terk edilmemelidir. Teravih namazını özürsüz olarak otururken kılmak veya uykunun bastırdığı bir haldeyken kılmak mekruhtur. İmamın rukuya varma­sına kadar bekleyipte ondan sonra imama tabi olmak mekruhtur.

Mescidlerde teravih namazı cemaatle kılındığı halde bir özrü ol­maksızın cemaati terk edip bu namazı evinde kılan kişi her ne kadar günaha girmesede fazileti terk etmiş olur. Zira mescidde kılmanın fazileti daha çoktur. Teravih orucun sünneti değildir. Aynı zamanda vaktin sünnetidir. Bu sebeple hasta ve yolcu gibi oruç tutmak zo­runda olmayanlar içinde teravih namazı kılmak sünnettir. Akşam ü-zeri İslam dinini kabul eden bir kimse içinde, akşam üzeri hayızdan veya nifastan temizlenen müslüman kadın içinde o gece teravih na­mazı kılmak sünnettir,

Hanefîlere göre bayram namazlarının meşruluğu kitap, sünnet ve icma delillerine dayanır. Bayram namazları hicretin birinci yılında meşru kılınmıştır. Bayram namazlarının ilk vakti ise güneşin görü­nüşüne nazaran ufuktan bir veya iki mızrak boyu kadar yükselip kerahat vaktinin çıktığı andır. Bu vakitte güneşin doğmasından yak­laşık elli-ellibeş dakika kadar devam eder. Orta boylu bir mızrak on iki karış uzunluğundadır.

Bayram namazları ikişer rek’attır. Cemaatle aşikar olarak kılı­nır. Ezan ve kameti yoktur.

İmam iki rek’at Ramazan veya Kurban bayramı namazına niyet eder, cemaatse iki rek’at bayram namazına, uydum hazır olan ima­ma diye niyet eder. Allahu Ekber dedikten sonra iftitah tekbiri alınır ve eller bağlanır. İmam ve cemaat hepsi gizlice sübhaneke’yi okur. Sonra imam açıktan cemaatse gizlice Allahu Ekber diye üç kere tek­bir alırlar. Her tekbirde eller yukarıya kaldırılıp ondan sonra yanlara salıverilir. Ve tekbir arasında üç teşbih miktarı durulur.

Üçüncü tekbirin arkasından yine eller bağlanır. İmam gizli ola­rak Eüzü besmele açık olarak fatiha ile bir miktar Kur’an okur. Açık olarak Allahu Ekber diyerek rüku ve secdeye gider. Cemaatte gizlice tekbir alarak imama tabi olur. Sonra tekbir alınarak ikinci rek’ata kalkılır. İmam yine gizlice Büzü besmele sonrada açıktan fatiha ve bir miktarda Kur’an okur. Tekrar üç kere eller kaldırılarak ilk rek’at-ta olduğu gibi tekbir alınır. Bundan sonra yine imam açık, cemaatse gizlice Allahu Ekber diyerek tekbir alarak rüku ve secdeye gidilir. Bundan sonra oturulup tahiyyat, salli-barik ve rabbena atina duaları gizlice okunur. İki tarafa selam verilerek namaza son verilir.

Bu şekilde olan bayram namazlarının her rek’atmda üç ilave tekbir bulunur aynı zamanda da bu tekbirler vaciptir. İmam Malik’e göre birinci rek’atta yedi, ikinci rek’atta beş tekbir alınır ve tekbirler her iki rek’atta kıraatten evvel alınır. Hanbeli mezhebine göre birinci rek’atta altı, ikinci rek’atta beş tekbir alınır ve her iki rek’attada tek­birler kıraatten evvel yapılır. İmam bayram namazını kıldırdıktan sonra hutbe okumak için minbere çıkar. Cuma hutbesi gibi iki hut­be okur. Yalnız bayram hutbelerine tekbirle başlanır. Cemaatte bu tekbirlere gizlice katılır.

Hatib Ramazan bayramı hutbesinde cemaate fıtır sadakası ü-zerine, Kurban bayramı hutbesindeyse kurban ve teşrik tekbirleri hakkında bilgi verir. Cuma hutbelerinde ne gibi şeyler sünnetse bay­ram hutbelerindede onlar sünnettir. Mekruh olanlarda mekruhtur.

Şayet imam birinci rek’atta bayram takbirlerini unutursa fati­hayı tamamen veyahut bir kısmını okuduktan sonra hatırlarsa der­hal bayram tekbirleri alır ve fatihayı baştan okur. Fatiha ve zammi sureleri okuduktan sonra hatırlarsa o zaman yalnız tekbirleri almak yeterlidir. Bayram namazlarının birinci rek’atımn rükusunda olan imama tabi olan kişi eğer bu ruküya varacağına emin olursa gizlice ayakta iftitah tekbiri ile mezhebine göre ilave olan tekbirleri alır. On­dan sonra ruküya gider. Şayet yetişeceğinden emin olmazsa iftitah tekbirinin arkasından rükuya gider. Bayram tekbirlerini ruküdayken ellerini kaldırmadan alır. İmam doğrulunca bayram tekbirlerini bitir­miş olmasa bile kendisi kalkar. Onun üzerinde olan tekbirler ondan düşer. İmamla alacağı tekbirlerde imama uyar. Şayet kendi mezhe­bine göre yapmasa bile fazla veya noksan tekbir almaz. Eğer imamın aldığı tekbir ashabı kiramdan nakledilen miktardan fazla olursa o zaman imama tabi olmak lazım gelmez.

Bayram namazlarının ikinci rek’atma yetişen kişi birinci rek’at­ta kazaya kalkınca besmele, fatiha ve ilave sureyi okuduktan sonra bayram tekbirlerini alır. Bu kişi yetişemediği rek’atta kendi kendine alacağı tekbirlerin sayışımda kendi mezhebine göre yapar. Zira bu kişi kaza ettiği bölümde serbesttir. Yani imama bağlı değildir. Şayet cenaze namazı ile bayram namazı bir araya gelse evvela bayram namazı kılınır. Ondan sonra cenaze namazı kılınır. Ondan sonrada bayram hutbesi okunur.

Bayram namazına yetişemeyen kişi kendi başına bayram na­mazı kılamaz. İsterse dört rek’at nafile namaz kılar. Sevap bakımın­dan bir kuşluk namazı yerine geçer.

Şafiilere göre bayram namazı sünneti müekkeddir. Bir rivaye­te görede farzı kifayedir. Zira İslamın alametlerinden sayılır. Cemaat­le kılınması daha faziletlidir. Yalnız başına hutbesiz kılmabilir. Bay­ram namazını misafirler ve kadınlar tek başlarına kılabilirler. Güne şindoğuşundan zevale kadar kılmabilir.

Malikilere göre bayram namazı sünnet-i müekkededir. Bir gö­rüşe görede farzı kifayedir. Hanbelilere görede farz-i kifayedir. İmam ile kılamayan kişinin bunu kaza etmesi sünnettir. Kurban bayramı namazını ilk vaktinde kılmak, Ramazan bayramımda biraz geciktir­mek müstehaptır. Bayram namazları bir şehirde umumi bir musal­lada kılınabildiği gibi birden fazla camilerdede kılmabilir.

Ebu Said el-Hudri (ra)’dan rivayet edilmiştir:

Resuluüah (sav) Ramazan ve Kurban bayramı günlerinde mu­sallaya çıkar, ilk yaptığı iş namaz kıldırmak olurdu. Sonra namazdan ayrılır, insanlar saflar halindeyken onlara karşı durup vaazda bulu­nur, emirler verirdi. [81]

Bayram günlerinde erken kalkmak, yıkanmak, misvak kullan­mak, gülyağı ve benzeri hoş kokular sürmek, giyilmesi mubah olan elbiselerden temizini giyinmek, yüce Allah’ın nimetlerine şükür için neşe ve sevinç göstermek, karşılaşılan mü’min kardeşlere güleryüz-lülük göstermek, elden geldiği kadar o günde fazla sadaka vermek, bayram gecelerini ibadetle geçirmek müstehap ve güzel görülmüştür.

Ramazan bayramında bayram namazından evvel hurma gibi tatlı bir şey yenilmesi, Kurban bayramında ise bir şey yenilmemesi müstehaptır. Buna göre kurban kesecek kişi ile kesmeyecek olan ki­şi eşittir. Kurban kesecek kimsenin keseceği kurban etini her ye­mekten Önce yemesi daha uygundur. Bayram namazından Önce bir şey yersede kerahat yoktur. Kurban kesecek kişi saçlarını ve tır­naklarını kesmeyi geciktirir. Bunu yapmak menduptur. Lakin bu ge­ciktirme hoşa gitmeyecek bir durumu ortaya koyacak bir müddet olmamalıdır.

Bunun en uzun müddeti kırk gündür. En iyi şekli haftada bir defa tırnakları ve bıyıkların bir kısmını kesmektir. Ziyade tüyleri gi­dermek, yıkanmak suretiyle beden temizliğine bakmaktır.

Bu şekilde olmazsa on beş günde bir defa yıkanmalıdır. Kırk günden fazla terk edilmesi ise mazur görülemez.

Bayram günü camiye bir vakar ve sükun ile gidilir. Ramaza bayramında namaza giderken gizlice, Kurban bayramında ise açıkça tekbir alınması ve namazdan sonra da mümkünse başka yoldan eve gidilmesi menduptur. Kurban bayramının birinci gününe yevmi nahir, diğer üç gününede eyyamı teşrik denir. Bu bayramdan önce olan günse yevmi arefedir. Zilhiccenin dokuzuncu günüdür.

Şu halde Ramazan bayramında arefe yoktur. Arefe gününün sabah namazından itibaren bayramın dördüncü gününün ikindi na­mazına kadar yirmi üç vakit farz namazın arkasından bir defa şöyle tekbir almırki bunlara teşrik tekbirleri denir.

Allahu Ekber Alîahu Ekber Lâ ilahe illallahu valîahu ekber Al~ lahu Ekber ve lil lahilhamd” Tekbirlerin bu miktar okunması iki imamın görüşüne göredir. Uygulama da buna göre yapılmaktadır. İmamı Azam’a göre bu tek­birler arefe gününün sabahından ertesi gününün ikindisine kadar olan sekiz vakit farz namazın arkasından alınır.

Teşrik tekbirleri fıkıh alimlerinin çoğuna göre vaciptir. Sünnet diyenlerde vardır. Teşrik tekbirinin manası; Hah her şeyden yüce ve büyüktür. Allah her şeyden yüce ve büyüktür. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O Allah her şeyden yüce ve büyüktür. Allah her şeyden yüce ve büyüktür.”

Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’e göre tekbirlerin yirmi üç va­kit okunması vaciptir. Fetvada bunlara göre verilmiştir. Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’e göre farz namazları kılmakta mükellef olan kimse için bu tekbirler vaciptir. Bunun için tek başına namaz kı­lanla imama uyan, yolcu ile mukim, köylü ile şehirli, erkekle kadın müsavidir. Bu tekbirler cemaatle olsun, münferiden olsun eda edilir. Kazada edilebilir. Erkekler tekbiri aşikar, kadınlarsa gizlice getirirler. Vitr namazı ile bayram namazları sonunda tekbir getirlmez. Ebu Ha-nife’ye göre ise teşrik tekbirlerinin vacip olması için mukim olmak, hür olmak, erkek olmak ve namazı müstehap olan şekilde kılmak şarttır.

Bunun için misafirlere, kölelere, kadınlara ve tek başına na­maz kılanlara bu tekbirler vacip değildir. Lakin bunlar kendilerine tekbir vacip olan cemaatle namaz kılanlara uymaları halinde tekbir almaları lazımdır. Cuma ve Bayram namazları kılınmayan köylerde bulunanlarada vacip olmaz. Cuma günü öğle namazını kendi arala­rında cemaatle kılan özürlü kimselerede vacip olmaz. Kadınlarında kendi aralarında cemaatle namaz kılmaları, müstehap şekilde olan cemaatten sayılmaz.

Bir senenin teşrik günlerinde terk edilen bir namaz yine o se­nenin teşrik günlerinden birinde kaza edilse sonunda teşrik tekbiri alınır. Lakin başka günlerde veya başka bir senenin teşrik günle­rinde kaza edilecek olursa teşrik tekbirinin alınması lazım gelmez. Bir namazda sehiv secdeleri, teşrik tekbirleri ve telbiye toplanacak olsa sehiv secdeleri yapılır, sonra tekbir alınır. Ondan sonrada tel-biyede bulunulur.

Eğer telbiye evvela yapılsa sehiv secdeleri ve teşrik tekbiri dü­şer. Arefe günü insanların bir yerde toplanarak Arafat’ta bulunan hacıları taklit edip onlar gibi yapmaları bir delile bağlı değildir. Aynı zamanda günah ve suç sayılır. Bayram günlerinde müslümanların birbirlerini tebrik etmesi, görüşüp musafaha yapması ve birbirlerine Gaferallahu lena ve leküm” “Allah bizi ve sizi bağışlasın” yahut  Takabbellahu teala mİnna ve minküm” “Yüce Allah bizden ve sizden kabul buyursun” şeklinde duada bulunulması menduptur.

 

 

 

 

 

[28] Müslim 1729

[29] Müslim 724

[30] Buhari, 1127

[31] Müslim 730

[32] Tirmizi 427,428

[33] Müslim 881

[34] Tirmizi, 523

[35] Tirmizi, 430

[36] Tirmizi, 429

[37] Buhari, 599

[38] Buhari601

[39] Buhari 433

[40] Tirmizi 453

[41] Ebu Davud, 1416

[42] Ebu Davud, 1418

[43] Buhari, 953

[44] Müslim 721

[45] Müslim 736

[46] Ebu Davud, 1422

[47] İsra, 79

[48] Müslim 1163

[49] Buhari 1880

[50] Ebu Davud, 748

[51] Müslim 749

[52] Buhari 1109 Buhari 1109

[53] İbni Mace

[54] Buhari 946

[55] Kevser, 2

[56] Buhari 916

[57] Müslim 886

[58] Buhari, 908

[59] Nesai3, 111

[60] Müslim 888

[61] Hakim 1, 299, İbni Ömer

[62] İbni Ömer

[63] Buharı Kitab’ul-lydeyn

[64] Buharı, 94,3

[65] Buhari, 945

[66] El-Muhit

[67] Buhari, Kİtabul- Vudu

[68] îsra 79

[69] Müzem-il 1,2,3,4

[70] Secde, 16

[71] Furkan 63,64

[72] Zariyat, 17,18

[73] Tirmizi Deavat, 101

[74] Müslim Siyam, 202

[75] Sübülü’s- Selam 2,16

[76] Tirmizi Deavat, 15, îstiaze, 57

[77] Ahzab, 35

[78] İbni Mace, 189- Tergib, 476

[79] Buhari 882

[80] Buhari ve Müslim

[81] Sübülü’s-Selam c.2, s.68

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close