1- Ölenin yıkanmış bulunması.

2- Ölenin müslüman olması.

3- Kıbleye yönelmiş olması ve avret yerlerinin kapalı olması.

4- Namaz kılacak olan kimsede bu üç şarta ilaveten gibi vakit namazları için şart ve farz olan her şeyin bu cenaze namazı içinde şart ve farzdır.

Cenazenin yıkanması mümkün olmazsa o vaziyette gömülür ve onun kabri üzerinde namaz kılınır. Zira bunda zaruret vardır. Zaru­ret olmadan bir cenazeyi yıkanmadan namazı kılınıp defnedilirse o zaman namazı kabir üzerinde iade edilir. Zira ilk kılman namaz ge­çersizdir. Musallinin temiz olması şart değildir.

Şu halde tabut necis olan bir yere konulursa cenaze namazını kılmak sahih olur. Zira musallinin temiz tutulması sünnettir.

Bütün müslümanların cenaze namazı çocuk, kadın, erkek, hür, köle, büyük, küçük ayırd edilmeksizin kılınır.

Çocuk doğarken eğer ölmüşse ve çocuğun tamamı yada çoğu dışarı çıkmışsa namazı kılı­nır.

Eğer çocuğun az bir kısmı çıkarsa ve çoğunluğu ana rahminde kalmışsa namazı kılınmaz. Şayet yarısı çıkmışsa ve başıyla beraberse kesinlikle namazı kılınır. Ancak başı olmazsa namazı kılınmaz.

Devlete karşı baş kaldıran kişiler müsademe ortasında güvenlik kuvvetleri tarafından öldürülecek olurlarsa namazları kılınmaz. Eğer yol kesenlerde bu suçlarından dolayı yakalanmak istenilirken çatışma ortasında öldürülürlerse onlarında cenaze namazı kılmak caiz değildir. Gayri müslirn bir ülkede müslüman bir kimsenin eline o ülke halkından bir çocuk geçtikten sonra ölürse ev sahibine tabi olarak namazı kılınır. [146]

Ana babasını öldüren kişinin namazı kılınmaz. Zira Allah’a ita­atten sonra ana-babaya itaat emredilmiştir. Bir kimse düşmanla savaşırken veya nefis müdafaası yaparken hata edip kendisini öldürür­se o kimsenin hem namazı kılınır hemde yıkanır. Bu görüşte.tüm imamlar ittifak etmişlerdir.

İmam Ebu Hanife ile İmam Muhammed’e göre intihar edenin namazı kılınır. Fetvada bu iki imamın kavline göredir. En doğrusu da budur. İmam Ebu Yusuf a göre intihar edenin namazı kılınmaz. Zira intihar büyük günahlardan biridir. Daha çok inanç zayıflığından ve iradesizlikten ileri gelir. İslam hukukuna göre idam edilen kimsenin namazı kılınır ve diğer Müslümanlar gibi defnedilir. İslam devlet başkanının emriyle idam edilen kimsenin İmam Ebu Hanife’den ya­pılan bir rivayete göre namazı kılınmaz.

Hangi sınıftan veya ırktan olurlarsa olsunlar müslümanlar bir­birinin kardeşidir. Bunun için hükümdarla tebanın arasında fark yoktur. Bundan dolayı ölen bir Müslümanın cenaze namazını hükümdar hazır olursa onun kıldırması, değilse kadının kıldırması oda hazır değilse ölenin en yakını veya onun müsaade ettiği cami veya mahalle imamının kıldırması daha uygundur.

Fetavayı Hindiyede şöylece kabul edilmiştir. En büyük imam yani halife hazır olursa o kıldırır. Hazır değilse vali, oda değilse kadı oda hazır değilse beldenin asayişinden sorumlu tutulan yetkilisi, oda hazır değilse mahalle imamı, oda hazır değilse ölenin en yakını kıl­dırmaya layık olur. Fukahanın ekserisi bu şekilde amel edilmesini tavsiye etmişlerdir. Baba daha yakın olmazsa bile ölenin oğluna tak­dim edilir. Zira ölenin oğlu onun babasından daha yakındır. Her üç imamın gürüşüde böyledir.

En sahih görüşe göre kadın her ne kadar cenaze namazı kılabilirsede ölenin akrabası bulunması sebebiyle imam olup namaz kıldırmasına bir hak tanınmamıştır. Ergen çağına yetişmeyen çocuklarda böyledir. Ölenin yakınlarından ikisi aynı derecede bulunursa yaşı büyük olan öne geçer. Biri diğerinin iznini almadan başkasını bu hususta görevlendiremez.[147]

Bir kimse hayattayken “beni filan yere gömün” veya “beni filan kişi yıkasın” gibi vasiyetlerde bulunsa bu kimsenin vasiyeti muteber değildir. Varisler isterlerse yerine getirirler, isterlerse yerine getirmezler. Şayet yerine getirmezlerse  günahkar olmazlar. Bir kimse ha­yattayken “beni filan yere götürün ve beni orada defnedin” veya “be­ni filan imam yıkasın” gibi vasiyetlerde bulunsa bu şekilde olan vasi­yetleri muteber değildir.

Hanefi fukahalara göre kadın öldükten sonra kocanın velayeti onun üzerinden kalkıyor. O zaman kadının akrabası cenaze namazı­nı kıldırmaya kocadan daha haklıdır.[148] Eğer kadının akrabası olmaz­sa o zaman kocanın kıldırması daha iyi olur.[149] Ölen bir kadının ko­cası ve öz oğlu birlikte hazır bulunurlarsa o kadının cenaze namazı­nı kıldırmaya öz oğlu daha layıktır. Fakat bu hakkı kendi rızası ile babasına bırakmalıdır. Zira oğlun baba önüne geçmesi mekruhtur. Ancak kadının öz, adamın üvey oğlu ise o zaman öne geçmesinde bir sakınca yoktur. [150]

Ölenin namazı bir sefer kılınır. Nafile olarak ikinci sefer tek­rarlanması ise meşru bulunmamıştır. Şu halde halife, vali, kadı veya mahallenin görevli imamı cenaze namazını kıldırmamış rast gele bir kimse kıldırmşsa o zaman bir daha iade ettirme hakkı vardır.

Cenaze namazında okunacak şeylerin gizli okunması vaciptir yalnız tekbirler aşikar olarak getirilebilir. Cenaze namzında kıraat yoktur dua vardır.[151] Kur’an’dan bir şey okunmasında da bir sakınca yoktur. Cenaze namazında selam verilirken ölü kasdedilmez. Şu hal­de sağa selam verilirken sağdakiler, sola selam verilirken soldakiler kasdedilir.

Cenaze namazında eller, sağa ve sola selam verilirken çözülerek serbest bırakılır. Zaten vakit namazlarında da öyledir. Yani vakit na­mazlarında sağa ve sola selam verilmeden eller nasıl dizlerden kaldırılmazsa cenaze namazında da öyle olur. Bu şekilde yapmak na­mazın âdabındandır. Cenaze namazı kılarken sadece birinci tekbirde eller kaldırılır bu kaldırmada İmam olsun cemaat olsun fark yoktur. Akşam namazı vaktinde cenaze hazır olursa evvela akşam namazı­nın farzı sonra cenaze namazı daha sonrada akşamın sünneti kılı­nır.

 

[146] Fetevayı Hindiyye

[147] Fetevayı Hindiyye

[148] Fetevayı Hindiye

[149] Zeylai

[150] Kasani

[151] El~Muhit

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close