Ölen bir kimseye cenaze namazı kılınmasının şartı, ölenin müslüman olmasıdır. Bunda görüş ayrılığı yoktur. Zira müslüman ol­mayan kimse Ölünce ona cenaze namazı kılmak haramdır. Nitekim Kur’an’da münafıklar hakkında şöyle buyurulmuştur:

Onlardan Ölen hiçbirine asla namaz kılma. (Tevbe/84)

Câbir b. Semure’nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber mızrak­la intihar eden kimsenin cenaze namazını kılmamıştır. Bu hadisi esas alarak bir grup âlim, intihar edenin cenaze namazının kılınamayacağı­nı söylemiştir. Yol kesen eşkıya, devlete baş kaldırıp savaş açan kimse ve fâsık için de durum böyledir. Bu, Ömer b. Abdul Aziz, Evzâî ve Ah-med b. Hanbel’in görüşüdür.

Ahmed b. Hanbel şöyle diyor: “Hz. Peygamber’in kendini öldüren ve ganimet malından çalan kimse dışında hiçbir kimsenin cenaze na­mazını kılmayı terk ettiğini bilmiyoruz.”

Fakat fıkıh âlimlerinin çoğunluğu ve üç mezhep imamı (Ebû Ha-nife, Şafii ve Mâlik) kendini öldürenin namazının kılınacağı görüşün­dedirler. Görüşlerini şöyle savunuyorlar: Hz. Peygamber’in intihar eden kimsenin namazını kılmaması, kendisini öldürenin namazının kı-hnmayacağı anlamına gelmez. Hz. Peygamber’in bundan maksadı, kendisinin peygamber olarak onun namazını kılmayı arzu etmemesidir. Nitekim bunu destekleyen şekilde, başka bir rivayetten söz edilmekte­dir. Bu rivayet: “Ben onun (intihar edenin) namazını kılmam” şeklin­dedir.

Hz. Peygamber çok çirkin bir iş olan intihardan sakındırmak ve buna engel olmak için bu şekilde davranmıştır.

Kelime-i şahadeti söylediği halde namaz kılmayan kimsenin du­rumuna gelince: Bu konuda bir takım hadisler vardır ki bunlar, zahiri­ne bakılırsa bilerek (kasıtlı olarak) namaz kılmayan kimsenin kâfir ol­duğunu göstermektedir. Bunlardan bir ikisini aşağıya alıyoruz:

İmanla küfür arasındaki sınır, namazı terk etmektir.

Bizimle onlar (münafıklar) arasındaki sözleşme namazdır. Onu terk eden kâfir olur.

İlim adamları diyor ki: “Bu hadislerin zahirî anlamına bakılırsa namaz kılmayan kimse kâfirdir. Eğer namazı terk eden kimse onu in­kâr ederek, yani namazın farz olduğuna inanmayarak terk ediyorsa -oysa namazın farz olduğu dinde zorunlu olarak bilinen bir husustur-kâfir olur.”

Şayet bir kimse namazın farz olduğuna inanıyor, fakat tembellik ederek kılmıyorsa, fıkıh âlimlerinin çoğunluğuna göre bu kimse kâfir olmaz. Olsa olsa günahkâr olur. Kendisine tevbe teklif edilir. Tevbe ederse, onun durumu Allah’a bırakılır. Fakat tevbe etmeyi reddederse kendisine ölüm cezası uygulanır.

Nitekim âyette şöyle buyuruyor:

Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zakâtı verirlerse yolla­rını serbest bırakın. (Tevbe/5)

Bazı fıkıh bilginleri ise tembellikten ötürü namazı terk eden kişi­nin kâfir olmayacağını ve ceza olarak öldürülmeyeceğini söylemişler­dir. Bu durumdaki kimseye ta’zir cezası verileceğini, namaz kılıncaya kadar hapsedileceğim ifade etmişlerdir.

Bunun anlamı; o kimse vefat ettiğinde namazı kılınır demektir. Onun durumu Allah’a kalmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close