Yüce Allah’ın peygamber olarak gönderdiği Hz.Muhammed (s.a.v), Hz.Musa (a.s), Hz.İsa (a.s), Hz.Süleyman (a.s) ve Hz.Dâvud (a.s) peygamberlerin en belirgin mucizeleri nedir?

Hz. Allah peygamber olarak gönderdiği zâtı bir veya daha çok mucize ile desteklemiştir. Bu mucizeler o zâtın peygamber olduğuna delil olmuş ve o mucize karşısında insanlar aciz kalmışlardır.

Bizim peygamberimiz Hazret-i Muhammed(s.a.v)’in en belirgin ve sü­rekli olarak kalıcı mucizesi Kur’an’dır.

Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyuruyor:

De ki: “And olsun, bu Kur’an’m bir benzerini ortaya koymak üzere (tüm) insanlar ve cinler bir araya gelseler ve birbirlerine destek olsalar onun bir benzerine ortaya getiremezler.” (İsra/88)

Kur’an’ın Hz. Muhammed’in en belirgin mucizesi olması, onun başka mucizeleri olmasına engel değildir. Diğer mucizelerin tafsilatı uzun süreceği için bunlara girmiyoruz.

Hz. Musa’nın en belirgin mucizesi asâ’sıdır. Kur’an bunu şöyle an­latıyor:

(Ey Musa!) Elindeki (asâ)nı at da, onların yaptıklarını yutsun. (Onların) yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, ne­reye varsa iflah olmaz!

Hz. İsa’nın en belirgin mucizeleri körlerin gözünü açmak, alaca hastalığını iyileştirmek ve Allah’ın izni ile ölüleri diriltmektir.

Kur’an bizzat Hz. İsa’ya hitap ederek şöyle diyor:

Ey Meryem oğlu İsa! Annene ve sana verdiğim nimetimi hatırla. Hani sen benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun… (Ma-ide/110)

Hz. Davud’un en belirgin mucizesi, demirin onun için yumuşatıl­ması, Allah’ı teşbih ederken dağların ve kuşların onunla birlikte Allah’ı teşbih etmesidir. Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyuruyor:

Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir üstünlük verdik. ‘Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber teşbih edin’ dedik. Ona demiri yumu­şattık. ‘Geniş zırhlar imâl et, dokumasını ölçülü yap. (Ey Dâvud hanedanı) iyi işler yapın. Çünkü ben, yaptıklarınızı görmekteyim7 diye (vahyettik.) (Sebe/10-11)

Hz. Süleyman’ın en belirgin mucizesi cinlerin ve rüzgarın onun emrine verilmiş olmasıdır. Kur’an bunu şöyle anlatıyor:

Süleyman’a da sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü de bir aylık mesafe olan rüzgarı verdik (emrine âmâde kıldık) ve onun için erimiş bakın da kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emri­mizden sapsa, ona alevli azab tattırırdık. (Sebe/12)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close