Fıkıh âlimlerinden bir grup yapılan ibadetlerin sevabının Ölüye Allah’ın fazlı ve keremi sayesinde ulaşacağı görüşündedirler. Ye­ter ki ibadeti yapan kimse sevabını ölüye bağışlamış olsun. Bu sevabı bağışlayanın ölünün yakını olup olmaması arasında fark yoktur.

Hanbelî mezhebinden İbn Teymiye şöyle diyor: “Ölmüş olan kim­se (kendisi için) okunan Kur’an’dan faydalanır. Nitekim sadaka ver­mek gibi mal ile yapılan ibadetlerden de ölü faydalanır.

İbn Teymiye’nin öğrencisi İbn’ul Kayyım da şöyle diyor: “Ölüye bağışlanacak en iyi şey sadaka, istiğfar, dua ve onun adına yapılacak haçtır. Kur’an okumanın sevabına gelince; verilen sadaka ve haccın se­vabı gibi onun sevabî da ölünün ruhuna ulaşır.

Fıkıh âlimleri bu konuda şu rivayeti delil göstermektedirler: Saha­beden bir zat Hz. Peygamber’e şu soruyu sordu: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz ölülerimiz için hayır dualar ediyor, sadakalar veriyor, (bazen) on­lar adına hac yapıyoruz. Bunlar ölülerimize ulaşır mı?” Hz. Peygam­ber bu soruya şu cevabı verdi:

Evet, ulaşır. Sizden birinize (içinde yiyecek bulunan) bir tabak he­diye edilmesinden nasıl sevinirseniz onlar da sizin onlara bağışla­dığınız ibadet ve hayırlarla sevinirler.

Bir başka adam Hz. Peygamber’e şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Annem vefat etti. Onun adına sadaka versem, anneme bir faydası olur mu?” Hz. Peygamber: “Evet” deyince adamın bir bahçesi vardı, onu annesinin adına sadaka olarak verdi.

Dua da ölüye ulaşır. Bilindiği üzere cenaze için namaz kılmak İs­lâm’da meşru kılınmıştır. Cenaze namazı ölen kimse için dua içermek­tedir. Eğer duanın ölen kimse için bir faydası olmasaydı cenaze nama­zı meşru kılınmazdı. Hz. Peygamber de cenaze namazında ölüye dua edilmesini tavsiye etmiştir:

Bir cenazeye namaz kıldığınız zaman onun için samimi olarak dua ediniz.

Bir adam Hz. Peygamber’e gelerek şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Anama ve babama yaşadıkları müddetçe iyilik ettim. Öldükten son­ra onlara nasıl iyilik edebilirim?” Hz. Peygamber bunun üzerine şöyle buyurdu:

Vefat ettikten sonra annen baban için yapabileceğin iyilik, kendi namazınla birlikte onlar için (ayrıca) namaz kılman, kendi oru­cunla birlikte onlar için (ayrıca) oruç tutmandır.

Burada Hz. Peygamber’in: “Hiç bir kimse bir başkası için namaz kılıp oruç tutmasın!” sözünü nasıl değerlendirmeliyiz? Bunu şöyle an­lamak gerekir: Hz. Peygamber’in bu hadisi farz olan oruç ve namazdan söz etmektedir. Zira gücü yeten herkes kendisine farz olan ibadetten sorumludur.

Fakat nafile olarak namaz kılıp, hac yapılıp bunların (veya diğer nafile hayır ve ibadetlerin) sevabı bir başkasına bağışlanırsa bunun se­vabı Allah’ın lütuf ve keremi ile bağışlanan kimseye ulaşır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close