Soruda ifade edilen tarzda bir uygulamaya fıkıh bilginleri “Mezhepler arasında telfik yapmak” demektedirler. Şöyle ki:

Bir kimse ibadetlerini belli bir mezhebe göre yaparken sıkıntı içi­ne düşebilir. Böylece bu kimse ibadetleri ile ilgili bir durumda ve iba­detlerinin bir parçasında mezhebinden başka bir mezhebe uyarak iba­detini yerine getirir.

Fıkıh âlimlerinden bazıları kolaylık ve hafifleticilik açısından bu­nun caiz olduğunu söylemişlerdir.

Çünkü Hz. Allah: “O, sizin üzerinize din hususunda bir güçlük yüklemedi” (Hac/78) ve “Allah size kolaylık ister, zorluk istemez” (Bakara/185) buyurmaktadır.

Fakat fıkıh bilginleri bunun yapılabilmesi için her mezhepte bulu­nan ruhsatların peşine düşüp bunları bir araya getirmek kastı olmama­sı gerektiği şartını ileri sürmüşlerdir. Çünkü ruhsattan maksat, sözlük olarak kolaylık, basitlik ve rahatlık demektir.

İslâmî bir terim olarak ruhsat, sadece ihtiyaç olduğu yerde olmak şartı ile güçlük sebebiyle ortaya çıkan mazeret yüzünden yapılmasına müsaade edilmeyen şeyi asıl kaideden istisna ederek yapmaktır.

Ruhsat ifadesinin, bazen bizden önceki dinlerdeki ağır yükümlü­lüklerin İslâm dininde kaldırılmış olduğuna delalet ettiğini bazı âlim­ler bildirmişlerdir. Nitekim namazın mutlaka camilerde kılınması, ze­kâtın dörtte bir oranında verilmesi bizden önceki dinlerde emredilmiş­ken İslâm’da bunlar kolaylaştırılmıştır. Kur’an’da Yüce Allah kulları­nın dilinden bunu şöyle ifade buyuruyor:

Ey rabbimiz! Bizden Öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük­ler yükleme! (Bakara/286) ve  üzerlerindeki  ağırlıkları,  sırtlarındaki  zincirleri  kaldırır. (A’raf 157)

Bazen de ruhsat kulların mubah olan ihtiyaçlarını yerine getirme­de genişlik ve güzel, lezzetli olan şeylerden faydalanma anlamına gelir.

Nitekim Hz. Allah: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zâriyat/56) buyurmuşken, kullarına olan rah­meti sebebiyle onlara güzel nimetlerden faydalanmayı ve nzık elde et­mek için çalışmayı serbest kılmıştır. İşte bu Allah’ın kullarına gösterdi­ği bir kolaylıktır. Bu nedenle buna ruhsat denmiştir.

Bir insan ibadetlerini yerine getirme hususunda müslümanlarca maruf olan ve güvenilen bir mezhebe mensup olduğu halde bir mese­lede ibadetini yerine getirirken bir başka mezhebe uymak zorunda ka­lırsa, yukarda söylediğimiz esasa uygun olarak buna bir engel yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close