İnsanlarca meşhur olarak bilinen, raşid halifelerin dört ki­şi olduğudur; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali.

Fakat pek çok tarihçi adaletli bir yönetici olan Ömer b. Abdülaziz‘in(Radıyallahü Anh) râşid halife lakabına hak kazanmış olduğu görüşündedir.

Süfyan-ı Sevrî şöyle diyor: “Halifeler beştir: Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve Ömer b. Abdülaziz. Süfyan-ı Sevrî’nin bunlara “adaletli imamlar” ve “hidayet imamları” dediği de rivayet edilmiştir.

İmam Tûsî de: “Ömer b. Abdülaziz râşid imamlardandır” demiştir.

Burada bir hususu hatırlamalıyız: İlim adamlarının görüş birliği ile İslâm’da ilk “müceddid” Ömer bin Abdulaziz’dir. Âlimler bunu “Hz. Allah her yüz yıl başında bu ümmete dinini yenileyecek birini gönde­rir” hadisinin açıklaması sırasında bildirmişlerdir.

Bu konudan Raşid Halifelerin Beşincisi Ömer b. Abdülaziz isimli kitabımın birinci kısmında söz etmiş, şöyle demiştim: Ömer bin Abdüla-ziz’in hilafet dönemi, nurlu Peygamber dönemine bir dönüştür. Bu dö­nüş, ışığını Hz. Peygamber ve Hulefâ-i Râşidîn döneminden almıştır.

Hayır ve bereket dolu işlerin ilk dört büyük halifenin eliyle yapıl­dığını görünce şunu hatırlamamız gerekir ki bizzat Hz. Peygamberin oluşturduğu uzun hazırlık dönemi kendisinden sonra geleceklerin yo­lunun doğru ve dengeli olmasını sağlamıştır. İşte dört halifeden her bi­ri bu yoldan yürüyerek, bu yola dosdoğru uyarak pek çok hayırlı işler gerçekleştirmişlerdir.

Fakat Ömer bin Abdülaziz bir takım grup ve hiziplerin ve kavmi­yetçilik duygularının yaygın olduğu bir dönemde göreve gelmiştir. Bu dönemde bir takım fitne ve problemler meydana gelmiş, idare edenle, idare edilenler arasında bir uçurum oluşmuştur. Halk zulümden ve iş­lenen günahlardan söz eder olmuştur.

İşte böyle bir dönemde beşinci halife bir şafak gibi doğmuş, zul­me uğrayanların hakkını elde etmeleri için gerekeni yapmış, başkaldı­ranlara haddini bildirmiş, insanlar arasında iyiliği, güvenliği, esenlik ve adaleti yaygmlaştırmıştır. Bu itibarla tarihçilerin ona beşinci raşid halife demelerinde bir gariplik yoktur.

Ömer bin Abdülaziz tüm davranışlarında ve işlerinde kendisini Hz. Peygamber’in sünneti ile sınırlamıştı. Bir sözünde: “Allah’a yemin ede­rim ki ben bidatci değilim. Fakat ben Hz. Peygamber’e uyan biriyim” demişti.

İnsanlara yazdığı fermanda: “Hz. Peygamber’in sünneti yanında başka bir şeye uymayı hiçbir kimse için caiz görmüyorum” demişti.

Kendisinin ve başka insanların, İslâm toplumunda Peygamber’den sonra çıkarılmış uydurma şeylerle mücadele edip onu ortadan kaldırma­ya çalışması olanca gücün sarf edilmesini öngörüyordu. İnsanların bu uydurmalardan sıyrılıp Hz. Peygamber döneminde olduğu gibi bir ya­şantıya dönmesini sağlamaya gayret ediyordu. Bu konuda hiçbir aracı ve şefaatçi kabul etmez, bu düşüncesini gerçekleştirmeye engel olmak için dostları ve akrabaları bile araya girse onların hatırını gözetmezdi.

Bazı araştırmacılar beşinci raşid halife’nin Hz. Ali’nin oğlu Hz. Ha­san olduğunu söylemiştir. Fakat gerçekte Hz. Hasan açık bir şekilde, tam manası ile halifelik görevine başlamamıştır. Neredeyse insanlar kendisine biat etmemiştir (diyebiliriz). İnsanların değişik davranışını ve görüş ayrılıklarını görünce halifelik hakkından vazgeçmiştir. Hz. Hasan bunu ayrılığa engel olmak ve anlaşmazlığa son vermek için yapmıştır.

Lâkin Ömer bin Abdülaziz fiilen halifelik görevine başlamış, uygu­lamalarda Hz. Peygamber’in sünnetine buymuştur.

Hilafet dönemi çok sürmemesine rağmen pek çok ıslah hareketi gerçekleştirmiştir.

Bunun içindir ki tarihçiler onun dönemini Hz. Peygamber’in nur­lu dönemine ve dört halifenin zamanına dönüş saymışlardır.

Allah’ın hoşnutluğu onların hepsinin üzerine olsun.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close