Birden çok hadiste bildirilmiştir ki Cenab-ı Hak ölen kim­seye kabirde “berzah” âlemine mahsus bir hayat vermektedir. Kabrine konan kimse Allah’ın verdiği bu özel hayat sayesinde işitir, anlar ve (sorulara) cevap verecek hale gelir.

Ebu Dâvud ve Hâkim Hz. Osman’dan şu rivayeti kaydediyorlar: “Hz. Peygamber cenazeyi defnettikten sonra onun kabri başında ayakta durur ve: ‘Kardeşinizin bağışlanmasını ve durumunun sağlam olmasını isteyiniz. Çünkü o şu anda sorguya çekilmektedir” derdi.

Cenazeye telkin vermek farz da, sünnet de değildir. İmam Şafii ve Ahmed b. Hanbel’e göre telkin müstehabtır. Mâlikî mezhebinden bir gruba göre telkin mekruhtur. Rivayet olunduğuna göre sahabeden ba­zıları telkin yapmış ve yapılmasını emretmiştir. Sahabeden bazılarının ise telkin yapmadığı bildirilmiştir.

İlim adamları telkinin cenazeye faydası olacağını söylemişler, in­sanların onu yapmasında bir sakınca görmemişlerdir.

Bazı ilim adamları definden sonra ölen kimseye (meleklerin soru­suna verilecek) cevabın telkin edilmesinin mendub olduğunu bildir­mişlerdir.

Rivayet olunduğuna göre Ebû Ümame şöyle demiştir:

“Ben öldüğümde Peygamber’in bize emrettiği gibi bir uygulama yapınız. O şöyle buyurdu: Din kardeşinizden biri vefat ettiği zaman, kabrinin toprağını düzelttiğinizde biriniz kabrinin başında dikilip “Ey filan oğlu filan!” desin. O bunu duyar, fakat cevap veremez. Sonra (an­nesinin ve kendisinin adını söyleyerek) gene “Ey filan oğlu filan!” de­sin. Bu kere kalkıp oturur. Bir daha aynı şey söylendiğinde: “Allah sa­na rahmet etsin, bize doğruyu göster” der, fakat siz anlamazsınız.

Daha sonra (telkini yapan kimse) şöyle desin: “Dünyadan çıkar­ken söylediğin “Eşhedü en lâ ilahe illallah ve enne Muhammeden ab-duhü ve rasûluh” şehadetini hatırla. Sen (dünyada iken) rab olarak Al­lah’a, din olarak İslâm’a, peygamber olarak Hz. Muhammed’e razı ol­muş, Kur’an’ı önder bilmiş idin. Münker ve nekir melekleri birbirinin elini tutarak: ‘Gidelim, delili telkin edilen kimsenin yanında bizi dur­duracak bir şey olmaz’ derler.” Hz. Peygamber’den bunları işiten bir sahâbi; “Ey Allah’ın Rasûlü! Anasının adı bilinmezse ne diyeceğiz?” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Tüm insanların anasına nispet edilir ve ‘Ey Havva oğlu filan’ denilir” buyurdu. (Taberanî)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close