Hadis kaynaklarında, ölen kimsenin ruhuna Kur’an okun­ması hususunda bir şey yoktur. Fakat Şafii ve Mâliki âlimleri böyle bir okumayı   müstehab   görmüşlerdir.   Gerekçeleri   ölen   kimse   için Kur’an’ın komşuluğu ile bereket hasıl olmasıdır.

Bu âlimlere göre müstehab olan bu okuma, karşılığında bir ücret, bir bedel ile olmamalıdır. Okunan Kur’an’ın sevabı teberru ve bağış edilmelidir. Allah’ın fazlından ve affından bu okumanın ölüye fayda vermesi ümid edilir.

İlim ehlinin çoğunluğuna göre okunan Kur’an ölüye fayda verir ve sevabı ona ulaşır. Ancak bir grup bu görüşe karşı çıkmıştır. Ölüye Kur’an okumayı müstehab görenlere göre, okuma sona erdiğinde “Allahım! Okuduğum Kur’an’ın sevabını filana ulaştır” denmesi iyi olur.

Ahmed b. Hanbel’in şöyle dediği rivayet edilmektedir: “Arkasın­dan yapılan her hayırlı şey Ölüye ulaşır. Çünkü bunu ifade eden naslar vardır. Ayrıca müslümanlar toplanıp Kur’an okumakta ve okudukları­nı ölülerine bağışlamaktadırlar. Buna bir itirazı olan da yoktur. Böyle­ce bu konuda icma (görüş birliği) meydana gelmiş olmaktadır.

Vefat eden kimselere Kur’an okumayı mubah görenler okumanın ücretsiz olmasını şart koşmaktadırlar. Eğer okuyan ücret alırsa, bu oku­maya ölü için sevap verilmez. Hatta okuyana da sevap verilmez. Çün­kü o sevap yerine ücret almıştır.

Cenazeyi kabrine götürürken en uygun ve en faziletli davranış bir şey söylemeyip susmaktır.

Çünkü cenazeyi hazırlayıp defnedilmesi için gerekenin yapılma­sında esas olan ölümü, ahireti ve kaçınılmaz sonu hatırlamaktır, Kaçı­nılmaz son şu ayetlerde ifadesini bulmuştur:

Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak. Ancak azamet ve ikram sahibi rabbinin zâtı baki kalacak. (Rahman/26-27)

Bunun içindir ki Hz. Peygamber: “Cenaze ile birlikte yürüyünüz, size âhireti hatırlatır” buyurmuştur.

Cenazeyi götürürken yüksek sesle dua, zikir ve Kur’an okumak mekruhtur.

Zikir yapacak kimse içinden sessizce yapmalıdır. Çünkü bu makamda sünnet olan sessizliktir. Böylesi daha çok düşünmeye sebep olur ve gönlü toparlar.

İmam Nevevî bu konuda şöyle diyor: “Bil ki cenaze götürürken doğrusu, daha önceki müslümanlarm yaptığıdır. Kur’an okumak, zikir yapmak veya yüksek sesle bağırmak hoş karşılanmamıştır. Zira sessiz­lik cenaze ile ilgili şeyleri daha çok düşünmeye ve gönlü daha çok et­kilemeye elverişlidir. Bu durumda doğru olan da arzu edilen de budur.

Buna aykırı davranışların çokluğu seni aldatmasın. Cahillerin ce­naze merasiminde (cenaze götürülürken) şatafatlı okumalar yapması ve bu konudaki sözü saptırması söz birliği ile haramdır.

Bu söylediklerimiz cenaze kabre konduktan sonra dua edilmesine engel değildir. Hz. Peygamber bir cenaze defni sona erdiğinde orada durup şöyle buyurmuştu:

Kardeşinizin bağışlanmasını ve kabirde (sorgu melekleri karşısın­da) durumunun sağlam olmasını isteyiniz. Çünkü o şu anda sorgu­ya çekilmektedir.

Rivayet olunduğuna göre Hz. Ali bir cenaze defninden sonra şöy­le dua etmiştir:

Allahım! Bu senin kulundur. Senin adın ile kabrine in(diril)miştir. Sen kendisi ile inilenlerin en hayırlısısın. Onun günahlarını bağış­la ve onun girdiği yeri geniş eyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close