Fıkıh bilginleri Gafir/45-46 ayetleri ile kabir azabının ve kabir sorgusunun varlığını isbat etmişlerdir. Çünkü bu ayetlerde Fira­vun ve halkının sabah akşam azaba sokulacağı, daha sonra da en çetin azaba sokulacakları bildirilmektedir.

Sabah akşam azaba sokulmaları kabirde olup bunun devamlı ola­cağı, daha şiddetli azabın da kıyamet gününde olacağı anlaşılmaktadır.

Hz. Peygamber’in: “Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ve­ya cehennem çukurlarından bir çukurdur” hadisi de kabir azabının ve­ya nimetinin var olduğuna delildir. Bu hadis önce kabirde azap veya nimetlenmenin varlığını ve bu durumun devamlı olduğunu göster­mektedir.

Hz. Enes’ten rivayet edilen hadis de bu konunun delillerindendir:

Kul kabrine konulduğunda arkadaşları çekilip giderken onların ayak seslerini duyar. Bu sırada ona iki melek gelir ve “Hz. Mu-hammed hakkında ne dersin?” diye sorarlar.

Kabre konan kimse mü’min ise: “Şahitlik ederim ki o, Allah’ın kulu ve Rasûlü’dür” der. Bunun üzerine ona şöyle denir: “Şu cehen­nemdeki yerine bak! Allah onun yerine sana cennette bir yer ihsan etmiştir.” Artık müslüman hem cennetteki, hem de cehennemdeki yerini görür.

Kâfir veya münafık kimseye de: “Hz. Muhammed hakkında ne dersin?” diye sorulur o ise: “Bir şey bilmiyorum, insanlar ne di­yorsa ben de onu diyordum” der. Melekler ona: “Bilmez olaydın! O insanlara uymaz olaydın!” derler. Bundan sonra başına demir­den çekiçlerle vurulur. Kâfir, öyle bir feryad eder ki insanlar ve cinler dışında her şey onun haykırışını duyar.”

Ayrıca Abdullah b. Ömer’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygam­ber şöyle buyurmuştur:

Sizden biriniz vefat ettiğinde (âhiretteki) yeri kendisine gösterilir; cennetlik ise cennetteki, cehennemlik ise cehennemdeki yeri gös­terilir ve şöyle denir: Kıyamet gününe kadar (burasını göreceksin. Kıyametten sonra gireceğin) yerin burasıdır.

Bu hadis de kabirde azabın veya nimetlenmenin devamlı olacağı­nı göstermektedir.

Kabirde hesaba (sorguya) çekilmek kıyamette hesaba çekilmeme­yi gerektirmez. Nitekim aşağıdaki ayetler bunu göstermektedir:

(Ey insanlar) o gün (hesap için) huzura alınırsınız. Size ait hiçbir sır gizli kalmaz. Kitabı sağ tarafından verilen: “Alın kitabımı oku­yun. Doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum” der. Artık o, meyveleri sarkmış yüce bir cennette safâlı bir hayat içindedir. (Onlara denir ki:) “Geçmiş günlerde işlediklerinize kar­şılık afiyetle yeyin, için.”

Kitabı sol tarafından verilene gelince: O “Keşke bana kitabım ve-rilmeseydi de, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim! Keşke onun­la (ölümle) her iş olup bitseydi!” der. (Hâkka/18-28)

Kıyametteki hesap dinde şek, şüphe, kapalılık ve karışıklık olma­yan apaçık meseleler hususunda olacaktır. Bu, kabir sualinin kıyamet hesabına ihtiyaç bırakmayacağı anlamına gelmez. Zira kabirdeki hesap ayrı, kıyametteki hesap ayrı olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close