Ahmed b. Hanbel’in rivayetine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Ölü, kendisini (omuzuna alıp) götüreni, yıkayanı ve kabre koyanı bilir.

Taberanî’de de benzeri bir rivayet yer almaktadır.

Gene hadis kaynaklarında bildirildiğine göre Allah’ın salih bir ku­lu vefat edince, ölüm halinde ruhu bedeninden çıkar. Kabre konuldu­ğunda bedenine döner.

Ebu Musa el-Eş’arî diyor ki: “Mü’minin ruhu çıkarken misk ko­kusundan daha güzel olur. Onu vefat ettiren melekler alıp götürürler. Gökyüzü tabakasına varınca: “Bu filan oğlu filandır. Şu şu güzel işle­ri yapmıştır” derl®r. Gök ehli: “Size ve o ruha merhaba!” diyerek onu karşılarlar. Sonra onu getirenlerden alıp sağlığında işlediği amellerinin kabul edilip geçtiği kapıdan geçirerek, güneş gibi gökleri aydınlatarak arşa kadar gider.”

İlim adamlarının bildirdiğine göre ruh cesetten çıktıktan sonra, kendisini kabirde ziyaret eden ve kendisine selam veren kimseyi tanır. Kabir aleminde kendisine ikram edilen nimetlerin lezzetini, ceza söz konusu ise cezanın acısını tadar. Ayrıca kabre konulduğunda ruhun ce­set ile bağlantısı devam eder. Bu bağlantı ile Ölü eşyayı idrak eder. Bu idrakin ve bağlantının nasıl olduğunu ancak Allah (c.c) bilir.

Bu hususta şunu bilmeliyiz: Vefat ettikten sonra ruhların durumu, Allah katındaki yerine, derecesi ve makamına göre değişik olur. Bir ta­kım ruhlar yücelerin yücesine çıkar. Kimileri, yeşil kuş kafileleri halin­de cennette diledikleri gibi dolaşırlar. Kimi ruhlar ise dünyada mahpus kalırlar.

Ruh konusunda Cenab-ı Hakk’ın söylediği söz, sözlerin en doğru­sudur. O şöyle buyuruyor:

Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: “Ruh, rabbimin emrindendir. Size (bu konuda) ancak az bir bilgi verilmiştir.” (Isra/85)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close