Bu sorular bir çağlayan gibidir. Cevapları bir kaç satırlık fetva ile çözülecek gibi değildir. Bu soruların cevabı müstakil bir kita­ba ihtiyaç gösterir.

Aslında bu konulardan araştırmacı âlimler kitaplarında uzun uzadıya söz etmişlerdir. En iyisi detaylı bir şekilde tafsilat isteyenlerin çağdaş klasik âlimlerinin kitaplarına baş vurmasıdır.

Kısa bir işaretle yetinmek gerekirse şunları söylememiz kâfidir:

Kâinatın yaratıcısı ve yöneticisi Allah’tır. Evrenin yönetiminde ilk ve son söz sahibi O’dur. Veren O, aziz eden O, zelil eden O, güç sahi­bi ve metîn olan O’dur. Kim olursa olsun kullarından hiç birisi ne bir zerre ilerletebilir, ne de geri bırakabilir. O’nun izni olmadan hiç bir kimse ne zarar, ne de fayda verebilir. Yarattıkları içinde kullarının ken­disine en sevgili olanı Hz. Muhammed’e söylediği “…Senin yapacağın bir şey yoktur” (Âl-i İmran/127) sözü bu konuda başka lafa hacet bı­rakmaz.

İnsan yaşarken âcizdir, rabbine muhtaçtır. Öldükten sonra acizliği ve muhtaçlığı daha ziyade olur. Bu herkes tarafından kabul edilen ana kuralın ışığında, gönül huzuru ile hükmedebilirsin ki evrenin yönetil­mesi, bir takım işlerin görülmesi için manevi oturumlar yoktur.

Şeyh­lerin ruhları bir takım işleri görmek için görevli değildir. Şeyh de olsa­lar sağlığında âciz olan, bir kimseye zarar veya fayda veremeyecek du­rumda olan ruhlar, ölümden sonra ne yapabilir?

Yeryüzünün idaresi, ne diriler, ne de ölüler arasında paylaştırılmıştır. Bu konuda söylenenlerin hepsi ya ölçüsü kaçmış sözlerdir veya hiç bir delili ve belgesi olmayan zandan ibarettir.

Evet İslâm’da velî (evliya), keramet ve ilham vardır.

Allah’ın kullarından bazıları, diğerlerinden hem maddi hem manevî yönden üstün­dür. Kıyamet gününde Rahman olan Allah’ın izin verdiği kulları şefa­atçi olacaklardır. Bu meselelerin her biri için uzun uzadıya izahat ge­rekir. Bunlar İslâm âlimlerinin kitaplarında yazılıdır.

Dua, şartlarına uygun olarak yapılırsa Allah katında makbul olur. Duanın kabul edilmesi ile ilgili durumlar pek çoktur. Dua edenlerin ye­rine getirilmesini istedikleri hacetleri bazen hemen kabul edilir, bazen de ertelenerek yerine getirilir. Yeter ki dua edenin itikadı sağlam olsun. Allah (c.c) gönülden geçenleri dahi hakkıyle bilir.

Evliyanın ve salih kulların türbelerini ziyaret yasak değildir. Yeter ki bu ziyaretler öğüt almak, ibret almak ve vefa göstermek için olup, eşiği, pencereyi öpmek, yüz göz sürmek gibi dinin kabul etmediği gö­rüntüler, Allah’a şirk koşar ve puta tapar gibi uygulamalar olmasın. Ha­cetinin yerine getirilmesini kabirdeki ölüden istemek, hacetini yerine getirmezse ölüye yanlış ve ters gözle bakmak da dinin kabul etmediği şeylerdendir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close