Hz. Peygamber bir hadisinde: “Ashabım hakkında (kötü bir şey söylemekten) Allah’tan korkunuz. Onları sövgü ve küfür konu­su edinmeyiniz” buyurmuştur.

Bir hadisinde ise: “Ashabımdan hiç birine sövmeyiniz” buyurur. Başka bir hadisinde de: “Ashabıma söven birini gördüğünüzde ona: “Allah’ın laneti sizin en şerlinizin üzerine olsun” deyiniz” buyur­muştur.

İlim adamları, bir müslüman için sahabeden herhangi birine sö­vüp, kötülemede bulunmanın haram olduğunu bildirmişlerdir. Bu iti­barla sahabenin kendi arasındaki anlaşmazlıkları Allah’a bırakmak ge­rekir. Yüce Allah geniş bilgisi ve mutlak adaleti ile onlar arasındaki meseleyi hükme bağlayacaktır.

Müslümanlar, sahabeden kimin daha faziletli olduğu veya sahabe­den bazılarına dil uzatma hususundaki mücadeleler sebebiyle musibet­lere duçar olmuşlardır. Sahabenin kendi arasındaki anlaşmazlıklar se­bebiyle de müslümanlar fitneye düşmüştür. İbn Hacer Askalâni Takrîb’ut-Tehzib isimli eserinde Muaviye b. Ebu Süfyan hakkında: “O, sahabi ve halifedir” demiştir.

Hz. Muaviye Mekke’nin fethinden önce müslüman olmuş ve Hz. Peygamber için vahiy kâtipliği yapmıştır.

Nevevi Tehzib’ul Esma isimli eserinde Hz. Muaviye için genişçe bir biyografi vermiştir. Bu eserdeki bilgilere göre Hudeybiye anlaşma­sı sırasında müslüman olmuş, bunu anasından ve babasından gizlemiş­tir. Rasûlullah ile birlikte Huneyn savaşma katılmıştır. Hz. Peygamber’in vahiy kâtiplerinden biridir.

Hz. Muaviye Rasûlullah’tan yüz adet hadis rivayet etmiştir.

Bunlardan dördünü Buhari ve Müslim birlikte ri­vayet etmişlerdir. Dördünü tek başına Buharı, beşini tek başına Müs­lim rivayet etmiştir. İbn Abbas, Ebu Derdâ, İbn Ömer ve İbn’uz-Zübeyr gibi bir grup sahabiden hadis rivayet etmiş, tabiinden de bir grup on­dan rivayette bulunmuştur.

Hz. Ebubekir onu Şam’a vali olarak tayin etmiş Hz. Ömer ve Hz. Osman da onu bu görevde bırakmışlardır. Hz. Ali döneminde de Şam valisi olarak kalmıştır. Nevevi Hz. Muaviye için Halife sıfatını kulla­nır ve “Onun hilafet dönemi yirmi yıl kadar sürmüştür” der.

Hz. Peygamber ona dua etmiş: “Allahım! Onu hidayete erdir ve başkalarına hidayet yolunu gösteren kimse eyle” buyurmuştur. Bu ha­disi Tirmizî rivayet etmiş ve “Hadis hasendir” demiştir.

Abdullah b. Abbas onun hakkında: “O fakihtir” demiştir.

Hz. Muaviye vefat edeceği sırada kendisine Rasûlullah tarafından Özel olarak giydirilen gömleğin kefen olarak kullanılmasını vasiyet et­miştir. Yanında Hz. Peygamber’in kesilmiş tırnaklarını saklamıştır. Bunların öğütülerek öldüğünde gözlerine ve ağzına konulmasını vasi­yet ederek: “Bunu yapın. Benimle Erham’ur-Rahiminin arasına girme­yin” demiştir.

Ölmek üzere iken: “Keşke Zu Tuvâ denilen yerde Kureyşli bir adam olaydım da halkı yönetme işini üstüme almasaydım” demiştir.

Müslümana yaraşan, Hz. Muaviye’yi sahabeden birisi olarak ka­bul etmek, hakkında verilecek hükmü ilk ve son hüküm sahibi olan Al­lah’a bırakmaktır.

Beşinci Halife Ömer b. Abdulaziz isimli kitabımda şunlar yer al­maktadır:

Bir kimse Ömer b. Abdulaziz’e Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasında­ki savaşı sordu. Ömer b. Abdulaziz şöyle cevap verdi: “Bu savaşlarda akan kanlara bulaşmaktan ellerimizi Allah korumuştur. Bu kanlara di­limizi bulaştırmayalım.” Ne güzel söz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close