Dinî hayatımızda “Üç Aylar” diye bilinen ve sonu Ramazan Ayı ile biten feyizli ve bereketli bir maneviyât mevsimine giriyoruz.

29 Eylül 2000 Cuma günü üç ayların ilki Recep ayının birinci günü, bu günün gecesi olan 28 Eylül 2000 Perşembe akşamı da Reğaib Kandili’dir.
Üç aylar, kamerî takvime göre Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Bu aylar, rahmet dalgalarının başladığı, manevî huzur ve sükûnun kalplere doğduğu, ilâhî rahmetin coştuğu aylardır. Bu aylar girince mü’minlerin ruhlarını manevî bir hava kaplar. Bu mübarek aylar içerisinde öyle feyizli ve bereketli geceler vardır ki, Allah’ın rahmeti bu gecelerde mü’minler üzerine yağmur gibi yağar.
Üç aylardan ilki olan Recep ayının manevî değerine Kur’an-ı Kerim’de ve Sevgili Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde işaret buyurulmuştur. Tevbe Sûresi’nin 36’ıncı  âyetinde şöyle buyurulmaktadır: “Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram aylarıdır. Bu, dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyiniz..”
Âyette işaret edilen “haram ayları”nın Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğunu Hz. Peygamber şu hadisi şerifleriyle açıklamışlardır: “Muhakkak ki zaman Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Sene oniki aydır. Onlardan dördü haram aylarıdır. Bunlardan üçü peşpeşedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem,  bir de Cemaziyel-âhir ile Şaban ayları arasıda olan ve Mudar Kabilesi’nin ayı Recep’tir.”  (1)
Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.) üç aylar hakkında şöyle buyururlar: “Recep Allah’ın  ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.”  (2)
“Ey Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübaret kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.” (3)
29 Eylül 2000 Cuma günü idrâk edeceğimiz Recep ayı, gerek İslâm’dan önce, gerekse İslâm’dan sonra mukaddes bilinen bir aydır. İslâm dini gelmeden önce bu ay girer girmez, Arap kabileleri arasında harbetmek, baskın ve çapulculuk yapmak yasaklanır, herkes bu ayda kendisini emniyet ve selamette hissederdi. İslâm güneşinin doğmasından sonra da ilâhî hikmet ve takdir gereğince bu aya olan hürmet devam ettirildi. Recep ayı Reğaib ve Mi’rac gibi mübarek  geceler ve ilâhî tecellilerle şereflendirildi. Ülkemizde de asırlardır bir “Üç Aylar” geleneği oluşmuş, Ramazan’a hazırlık bununla başlar hale gelmiştir.
Bu aylar mübarek gecelerle doludur. Recep ayının ilk Cuma gecesi Reğaib gecesi, 27’nci gecesi de Mi’rac gecesidir. Şaban ayının 15’nci gecesi Berat gecesi Ramazan ayının 27’nci gecesi de mübârek Kadir gecesidir.
Recep ayının ilk Cuma gecesi olan Reğaib kandili, Yüce Allah’ın kullarına bol bol bağışta bulunduğu, az ibâdetlerine karşılık çok ecir verdiği bir rağbet gecesidir. Reğaib kandili; Recep ayındaki Mi’rac; Şaban ayındaki Berat kandillerini, Ramazan ayını, Ramazan ayı içerisindeki Kadir gecesini, Ramazan ve Kurban bayramlarını müjdeleyen mübarek bir gecedir.
Recep ayı içerisinde bulunan bir başka mübârek gece de Mirac gecesidir. Mi’rac gecesi Yüce Allah’ın, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’i Mekke’deki Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya oradan da göklerin ilâhî derinliklerine yükselttiği gecedir. Mi’rac gecesi, Cenab-ı Hakk’ın Hz. Peygamber’e büyük hakikatlerin ilâhî sırlarını gösterdiği, vâsıtaların kalkarak ilâhî vahye muhatap kıldığı, kendi âyâtını ve kâinatın sırlarını seyrettirdiği, mü’minlere namazın farz kılındığı ilâhî lütuflarla dolu olan bir gecedir.
Üç ayların ikincisi olan Şâban ayı ve onun içerisinde bulunan Berat gecesi de müslümanlarca kutsal sayılmış, bu gecenin diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirilmesi, bu gecede daha fazla ibâdet edilmesi adet halini almıştır. Bazı rivayetlerden, Hz. Peygamber’in Şâban ayına ve özellikle bu ayın onbeşinci gecesine ayrı bir önem vererek onu ihyâ ettiğini (4) göz önüne alan alimler, bu geceyi ibadetle geçirmenin sevaba vesile olacağını söylemişlerdir. Ayrıca bir kısım bilginlerin, Kıble’nin Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan, Mekke’deki Kâbe istikametine çevrilmesinin hicretin ikinci yılında Berat gecesinde vukû bulduğunu kabul etmeleri, geceye ayrı bir önem kazandırmıştır.(5)
Üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayı ve onda bulunan Kadir Gecesi’nin dinî hayatımızda ayrı bir yeri ve önemi vardır. Ramazan ayı faziletlerle dolu bir aydır. Ramazan ayı,  hayır ayı, yoksullara ve düşkünlere yardım ayı ve bütün anlamıyla Kur’an ayıdır. Ramazan’ın diriltici özelliği , bütün insanlığı huzura ve sâadete  kavuşturmak için yeryüzüne gönderilen Kur’an-ı Kerim’in bu ayda inmeye başlamasından (6) bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin (7) bu ay içerisinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, İslâm’ın beş esasından biri olan oruç, bu aya tahsis edilmiştir. Böylece Ramazan ayı, diğer aylar içinde bir başka aydır. Sanki yeni bir hayatın başlangıcıdır. Hayatımızın kazandığı ve kazanacağı yeni boyutların filizleneceği önemli bir devredir. İnsânî ve sosyal ilişkilerimizin daha güzel bir hüviyet kazanacağı zaman dilimidir.
Ramazan ayının özellikle İslâm-Türk toplumunun dinî hayatında müstesnâ bir yeri vardır. Müslüman Türkler, Ramazan’ı yılda bir defa gelen önemli bir misafir olarak kabul eder ve hazırlıklarını buna göre yaparlar. Her yıl Ramazan ayı yaklaşırken neşe, hareket ve canlılık görülür.
Toplum geleneğimizin canlı ve dipdiri bir tezühürü olarak Ramazan; yıllık takvimimiz içinde hatırısayılır bir ağırlığa sahiptir. Ramazan, aylar içinde sultanlıkla taltif edilen bir pâyenin  sahibi olarak, kandillerle karşılanıp, bayramlarla uğurlanır. İftar, sahur, teravih gibi ibâdet neşvesinin ötesinde mânâlar taşıyan bu merasimleriyle de sultan olmanın ayrıcalıklarını yaşar. Daha kendisi gelmeden önce kandilleri gönderip; sonra kendileri teşrif eden Sultan Ay Ramazan, sosyal iklimde meydana getirdiği değişiklik ve yumuşamayla da müstesnâ bir imtiyaza sahiptir.
Halk arasında “Üç Aylar” diye adlandırılan; Recep, Şaban ve Ramazan ayları Yüce Allah (c.c.)’ın ruhumuza ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir. Yapılan dileklerin dalga dalga Allah’a ulaştığı, dökülen pişmanlık gözyaşlarının günahları silip yok ettiği kandiller geçididir. Melekî olduğu kadar şeytânî özelliklere de sahip, günah işlemeye müsait bulunan insanın, günahlardan temizlenmesi için üç aylar bir fırsattır. Kısaca üç aylar, günahlardan arınma, sevaplarla bezenme mevsimidir. Ramazandan önce oruçla buluşanlar, Cuma namazına koşanlar, namaza başlayanlar, ibadetlerini ziyadeleştirenler, tevbe ile Allah’a çok yaklaşanlar… gibi manevî kazanç elde edenlerin çokca görüldüğü anlardır üç aylar.
Üç aylar, geçmişin muhasebesini yaparak, geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılmak için iyi bir imkândır. Hayatımızda otokontrol sisteminin kurulmasına vesile olan mübarek üç aylar ve kandiller, dünyevî meşguliyetlerimizden sıyrılıp, yaratılış gayemizi düşünmemiz, yaratan ve yaratılanlarla olan münasebetlerimizi değerlendirmemiz için son derece kıymetli fırsatlardır.
İşte yakında idrak edeceğimiz mübarek üç aylar, Yaratıcımıza, ailemize, çocuklarımıza, milletimize ve bütün insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı; hata, ihmal ve kusurlarımızdan dönmemize ve gaflet uykusundan  uyanmamıza vesile olmalıdır. Aramızdaki çekişmeleri, tefrika ve ihtilafları, şahsî menfaat hesaplarını ve basit düşünce  farklılıklarını bertaraf etmeli; her zamandan daha çok muhtaç olduğumuz ve yüce dinimizin bizden ısrarla istediği barış, hoşgörü, kardeşlik, birlik ve beraberliğimizin güçlenmesini, insânî ve ahlakî meziyetlerin yeniden yeşermesini sağlamalıdır.
İnsanoğlu, yaşadığı günlerde farklılıklar olmazsa, belli alışkanlıklarıyla hayatını sürdürür. Fakat alışkanlıklarının dışında ve farklı durumlarla karşılaşırsa kendisine bir çeki düzen verir. İşte üç aylar ve bu aylar içerisinde bulunan mübarek geceler, müslümanların hayatlarındaki mu’tad gün ve geceler arasında fazlasıyla sevap kazanacağı kıymetli anlardır. Unutulmamalıdır ki, insan bu dünyada nasıl yaşarsa, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna, dünyada işledikleriyle birlikte varacaktır. Götürdükleri iyi ise sevinip mutlu olacak; kötü ise, pişmanlık duyarak mahcup olacaktır. Ancak bu mahcubiyetin orada faydası da olmayacaktır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Ey iman edenler, Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına bir baksın; Allah’tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır. (8)
Bütün okuyucularımızın üç aylarını ve Reğaib kandilini kutlar, hayırlara ve mutluluklara vesile olmasını Yüce Allah (c.c.)’tan dilerim.
—————————
1- Buharî, Tefsir, Sûre, 8-9; Bed’ül-Halk, 2;
Meğazî, 77; Ehâdî, 5; Tevhid, 24; Müslim,
Kasâme, 29; Ebû Dâvud, Menâsik, 67; Ah
med b. Hanbel,Müsned, c.5, s.37-73.
2- Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, c.1, s.423, Hadis
No: 1358.
3- Ahmed b.Hanbel, Müsned, c.1, s.259.
4- Tirmizî, Savm, 39; İbn Mâce, İkâme, 191,
Hadis No: 1388-1389.
5- Geniş bilgi için bkz. T.D.V. İslâm Ansik
lopedisi “Berat Gecesi” maddesi c. 5,
s.475-476.
6- Bakara, 185.
7- Kadir, 3.
8- Haşr, 18.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close