Kur’an’da bir takım ayetlerde kabir âlemine mahsus bir hayatın ve orada nimet ve azabın bulunduğuna delil ve işaretler vardır:

Firavun’un kavmini kötü bir azap kuşaüverdi. (Azaptan biri de) ateştir ki, onlar sabah akşam buna sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün de, “Firavun ailesini azabın en çetinine sokun!” (denile­cek.) (Ğâfir/45-46)

Firavun ve halkının sabah akşam ateşe sokulması kabirde olacak­tır. Kıyamet günü de daha şiddetli azap söz konusudur.

Bu konudaki bir diğer âyet ise şudur:

Allah, iman edenleri dünya hayatında da âhirette de değişmeyen sözle sağlam yolda yürütür. (İbrahim/27)

Tefsir âlimleri, ayetteki sağlam yolda olmanın kabir sorgusunda emin bir durumda olmak anlamında olduğunu bildirmişler ve şu hadi­si de delil göstermişlerdir:

Hz. Peygamber sahabeden birini defnettiği sırada: “Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret ve kabir sorgusu sırasında emin olmasını isteyi­niz. Çünkü o şu anda (kabirde) sorgulanmaktadır” buyurmuşlardır.

Taha/124 ayeti de kabirde azap ve nimetlenme olduğuna işaret et­mektedir. Zira bu âyette Kur’an’dan yüz çeviren kimse için dar bir ya­şantıdan söz edilmektedir. Pek çok tefsir âlimi dar yaşantmui kabir azabı olduğunu bildirmişlerdir.

En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıra­cağız… (Secde/21)

Bu ayet de kabir azabını bildiren ayetlerdendir. Bu ayetteki en ya­kın azap kabir azabı ile, en büyük azap da kıyamet günündeki azap ile tefsir edilmiştir.

Biz onlara (münafıklara) iki kez azap edeceğiz. Sonra da onlar da­ha büyük bir azaba itileceklerdir. (Tebve/101)

Bu ayette sözü edilen iki kez azaptan birincisi savaşta uğrayacak­ları yenilgi azabı, ikincisi ise kabir azabıdır. Ayetin son cümlesinde ifa­desini bulan büyük azap ise kıyamet gününün azabıdır.

Kabir azabının varlığına delil olarak gösterilen bir hayli sahih ha­dis vardır. Bunlardan bir kısmım aşağıya alıyoruz:

Kabir azabı haktır.

Allahım! Kabir azabından sana sığınırım.

Bu ümmet kabrinde imtihan olunacaktır.

Hz. Peygamber güneş tutulması münasebetiyle okuduğu hutbesin­de: “Bu ümmetin mesîh deccal fitnesine yakın bir fitneye düşeceği ba­na vahiy yoluyla bildirildi” buyurmuştur.

Sahabeden biri Hz. Peygamber’e şöyle bir soru sormuştu: “Herkes kabir azabı görecek. Şehitler görmeyecek, deniliyor. Bunun sebebi ne­dir?” Rasûlullah bu soruya şöyle cevap verdi: “Şehidin başı üzerinde kılıcın parlama azabı yeter!”

Hz. Peygamber kabrin gurbet evi olduğunu bildirmiştir. İlim adamları bu deyimden kabrin dünya ile de, ahiret ile de ilgisi olmayan ayn bir hayat olduğunu anlamışlar ve kabir âlemine berzah adını ver­mişlerdir. Çünkü kabir, birinci hayat olan dünya ile ikinci hayat olan ahiret arasında bağlantı kuran bir hayattır.

Bizzat maddeciler (materyalistler) -ki bunlar öldükten sonra diril­meye inanmazlar- bir takım seanslarla ruhları çağırıp onlarla konuş­tuklarını söylemektedirler.

Bu konuda söylenenlerin doğruluğuna yanlışlığına girmeksizin bu sözün bize ruhun sonsuzluğunu anlatmakta olduğunu görüyoruz. Buna ilâve olarak dinimizin azabı ve nimetlenme zevkini tatmak yönünden ruhun bedenle ilintisi olduğunu söylediğini de biliyoruz.

Her ne olursa olsun, kabir hayatı meselesi, gayb aleminden haber verip ondan söz eden zâtın (Peygamber’in) sözüne tam güvenme mese­lesidir. Bu güven İslâmiyet’in ilk dönemi insanlarında tam manası ile var idi. Bunun içindir ki o dönemin müslümanları arasında kabir azabı veya nimeti meselesi hiç şüpheye ve tartışmaya konu olmamıştır.

Bilâl-i Habeşi ölüm döşeğinde iken öleceğini anlamış bir halde şu sözü tekrarlıyordu: “Yarın sevgililerime; Hz. Muhammed ve arkadaş­larına kavuşacağım.” Hz. Bilâl dünyadan ayrılır ayrılmaz sevdiklerine kavuşacağını bildiğinden, bu kovuşma ânının gelmesi için acele edi­yordu.

Hz. Ebubekir’de de aynı şeyi görüyoruz. O da vefatı öncesinde et­rafındakilere: “Bu gece vefat edersem, beni defnetmek için yarını bek­lemeyiniz. Zira bana göre gün ve gecelerin en faziletlisi Hz. Peygam­ber’e kavuşmaya en yakın olduğum gün veya gecedir.” Hz. Ebubekir de vefatından sonra doğrudan doğruya gerçekleşecek olan bu kavuş­madan emin idi. Bu emin olma hâli kendilerine bunu haber veren Hz. Peygamber’e olan güvenlerinden kaynaklanıyordu.

Kabirde münker nekir meleklerinin sorgusu, insanların göreceği azap veya nimete bîr çeşit hazırlık mahiyetindedir. Meleklerin sorusu­na iyi cevap verilirse nimet, kötü cevap verilirse azab görülecektir.

Berzah (kabir) hayatı sanki dünyada iyi işler yapanlar için daha iyi nimetlere kavuşacağının bir müjdesi, kötülük yapanlar için daha ilerde gelecek azap ve cezaların bir çeşit habercisi olmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close