Objektif olarak ölçüsü konulmamış ve sınırı tespit edilmemiş başarı anlayışının aşırı ferdileşmeyi yaygınlaştırması ve dayanışma duygusunun zayıflaması, toplum hayatında telafisi imkansız tahribatlara sebebiyet verebilmektedir.

Günümüz dünyasında maddi kazançlarla elde edilen yoğun konfor ve tüketim araçlarının sağladığı “yüzeysel tatmin” in, insanın manevi ihtiyaçlarını karşılayamaması sonucu içine düşülen yalnızlık, yabancılaşma, umutsuzluk ve huzursuzluk duygularının, insanlar arasında çeşitli dini ve mistik arayışların büyümesine sebebiyet verdiği görülmektedir.

Çağımızda, bunalımlardan kurtulmak isteyen insanlara, zaman zaman maalesef iletişim teknolojisinin bütün imkanları da kullanılarak, çeşitli felsefi-mistik akımların yeni bir din olarak takdim edilmeye çalışıldığı bilinmektedir. Özellikle kendi örf ve adetlerini, geleneklerini, kollektif toplumsal değer hükümlerini, kendi ahlâk anlayışını ve manevi kültürel zenginliklerini koruyamayan ve günün şartlarına göre bunları geliştiremeyen toplumlarda bunun daha yaygın hale geldiği görülmektedir.

Bu faaliyetler, ülkemizin özellikle büyük şehirlerinde, kişiliğini şekillendirecek manevi değerleri sağlıklı kaynaklardan yeterince öğrenememesi sebebiyle içinde yaşadığı topluma yabancılaşarak; güçsüz olma duygusu, hayatın manasızlığı, kaidesizlik, toplumdan dışlanma ve hapsolunma hissi şeklinde tezahür eden duygular içinde bulunan gençlerimiz üzerinde etkili olmakta ve yaşanan psikolojik rahatsızlıklar zaman zaman intiharlarla sebebiyet verebilmektedir.

Hiç şüphesiz hayat, Cenab-ı Allah’ın bize bahşettiği en büyük nimettir. Cana kıymak; Allah’ın verdiği bu güzel nimeti ortadan kaldırmak ve yok etmektir. İster kendi nefsine kasdetsin, ister bir başkasının canına kıysın, bu güzelliği yok etmeye ve yıkmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Zira bu nimete son vermek, ancak onu verene; yani Allah’a aittir. Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de;

“Allah’ın dokunulmaz kıldığı canı haksız yere öldürmeyin.” (En’ am, 151 ) buyurmak suretiyle bunu yasakladığını açıkça beyan etmiştir.

Şüphesiz insan, bu dünya hayatında çeşitli sıkıntılarla karşılaşabilir. Bazen bu sıkıntılar içerisinde kişi, hiçbir çıkış yolu kalmadığı, artık her şeyin sona erdiği gibi bir hisse kapılabilir. Halbuki her güçlükle birlikte bir kolaylık, her darlıktan bir çıkış yolu vardır. Yüce Allah’tan hiçbir zaman ümidi kesmemek ve her zaman O’na güvenmek gerekir. Bir nefsin öldürülmesini, bütün insanlığın öldürülmesiyle eşdeğer sayan yüce dinimiz İslam’ın bu konudaki tavsiyesi kişinin üzerine düşeni yapması ve Allah’a tevekkül etmesidir.

Kendisini ayakta tutan temel değerlere önem veren toplumlarda intihar olaylarının yok denecek kadar az olduğu,sosyal bilimciler tarafından ifade edildiği gibi, intihar sebepleri hakkında yapılan istatistiklerde de bu durum açıkça görülmektedir.

Geleceğimizin teminatı olan yavrularımızın sonucu üzüntü veren davranışlardan uzak durmaları ve çeşitli zararlı akımlardan korunabilmeleri için, anne-babalara, eğitimcilere, basın-yayın organlarına, kısaca tüm kurum ve kuruluşlara büyük sorumluluk ve görevler düşmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close