İnsanın bir özelliği de başka kişileri, beğendiği şahsiyetleri taklit etmek, onlar gibi olmak, onlar gibi yaşamak istemesidir. Birilerini örnek edinmek, her insanın yaratılışında varolan bir duygudur. Kur’an-ı Kerim de mü’minlere Hz. Muhammed’i örnek gösterir.

“Allah’ı ve ahiret gününü arzulayan ve Allah’ı çokça zikredenler için, sizler için Allah Resûlünde pek güzel bir örnek vardır”. (Ahzab, 21)

Belirtmek gerekir ki o, sadece kuru bir örnek değil, her emri yerine getirilmesi gereken ve aşağıda sıralayacağımız güzel ahlakının hayata geçirilmesi lâzım gelen bir rehberdir.

Hz. Peygamber, en iyi müslümanı “Ahlâkı en güzel olandır” diye tanıtmıştır. Onun her hareketi akıllıca ve doğru idi. Yalan söylemeyi çok kötü görür, yalan ile imanın bir arada bulunamayacağını söylerdi. O, son derece doğru sözlü ve güvenilir biriydi.

Daha peygamber olmadan güvenilir insan ünvanını almıştı. Müşrikler ona inanmadıkları halde, onun doğruluğunu bildikleri için en kıymetli eşyalarını ona emanet ederlerdi. O da Mekke’den hicret ederken bu emanetleri sahiplerine vermek üzere Hz. Ali’yi geride bırakmıştı.

O çok cömertti. Kendisini aç bırakma pahasına da olsa bolca ikram etmeye çalışırdı. “Uhud dağı kadar altınım olsa, sonra üç gün içinde hepsini muhtaçlara dağıtsam ne kadar hoşuma giderdi” derdi. Hem alçak gönüllü, hem olumlu, hem de ağırbaşlı idi.

Çalışkan insanları çok sever, tembellikten hoşlanmaz ve dilenciliği sevmezdi.

Sevgili Peygamberimiz, herkese karşı tatlı dilli, güler yüzlüydü. Kimseye kötü söz söylemez, kimsenin sözünü kesmezdi.

Yumuşak huylu, alçak gönüllüydü. Herkese iyi muamele ederdi. Kimsenin hatasını yüzüne vurmazdı. Kimseye ismiyle ihtar etmez, gördüğü hataları “halk şöyle yapıyor” veya “bazıları şöyle yapmaktadır” diyerek hiç kimsenin ismini vermeden hatayı düzeltirdi.

Allah Resûlü, karşısındakine daima güven telkin ederdi. Meşhur Yahudi âlimi Abdullah bin Selâm, onun müberek yüzünü gördüğünde, “Bu yüz yalancı yüzü olamaz” diyerek müslüman olmuştu.

Hz. Muhammed (s.a.s.) kimseye küsmez ve insanların birbirine küsmelerini hoş görmezdi. Başkalarının ayıbını aramanın, gıybet etmenin, kovuculuk yapmanın müslümana yakışmayan kötü huylar olduğunu söylerdi.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) gönül kırıcı söz ve davranışlarda bulunmazdı. Hanımlarını ve çocuklarını incitmez, her zaman gönüllerini hoş tutmaya çalışırdı. Kabalıktan hoşlanmazdı. Özellikle kadınlara karşı nazik ve güzel davranmayı tavsiye ederdi.

O, komşu hakkını gözetir, onları gücendirmezdi. Müslümanı “elinden ve dilinden başkalarının güvende kaldığı kişidir” diye tanıtırdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close