Hz.Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in “Meleklerin yıkadığı adam” adını verdi­ği sahâbi kimdir?

Hanzala (r.a) hicretin 3. yılından sonra Şevval ayının ortalarında Uhud savaşında şehit düşmüştür.

İşin tuhafı Hanzala’nın babası inatçı kafirlerden biri olup müslümanlara düşmanlık göstermekte aşırı giden­lerden ve onlara dil uzatanlardan idi. O derecedeki Kureyşlileri Pey-gamber’den nefret ettirmeye çalışır, onları Rasûlullah’a karşı savaşa kışkırtırdı.

Hanzala’nın babasına cahiliye döneminde Rahip Ebu Âmir derler Ebu Âmir de­diler. Ona böyle denmesinin sebebi şudur: Ebu Âmir aslında Evs kabi­lesinden idi. Peygamber’e olan kin ve öfkesinden dolayı ona karşı sa­vaşabilmek için Kureyş kabilesinin yanında yer aldı. Kureyşlilere Evs içinde sözü geçtiğini, onlara ne derse kendisine itaat edileceğini söylü­yordu.

Çatışma anı geldiğinde: ‘Ey Evs kabilesi! Ben Ebu Âmir’im’ diye Evsîilere bağırdı. Evs kabilesinin müslümanları ona şöyle cevap verdi­ler: ‘Allah nimetini kessin! Sen (rahip değil) fasıksm!’ Müslümanların arasında oğlu Hanzala da vardı. Hep birlikte Fasık Ebu Âmir’i öldür­mek üzere saldırdılar. Fakat o kaçtı.

Enterasandır ki Hanzala (r.a) münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selül’ün kızı Cemile ile evlenmişti.

Hanzala’nm (r.a) Cemile ile evlenmesi Uhud savaşının arafesi “olan cuma gecesi olmuştu. Zifaf gecesinde bir ara bir uğultu duyuldu. Müslümanlar rablerinin yolunda dinlerinin uğrunda imtihan ve savaş meydanına çağırıhyorlardı. Hanzala gusletmeye fırsat bulamadan çağ­rıya cevap vermek üzere Allah yolunda savaşmak üzere dışarı fırladı.

Henüz taze gelin olan Cemile eşinin evden ayrılmasından bir süre sonra rüya görür: Gökte bir kapı açılır. Kocası Hanzaîa bu kapıdan gi­rer ve kapı kapanır. Cemile bu rüyadan anlar ki eşi bu savaşta ölecektir.

Hemen harekete geçerek ailesinden bazı kimseleri çağırarak, Han-zala’nın ölmesi halinde anlaşmazlık çıkmaması için Hanzala ile evle­nip zifaftan sonra savaşa katılmak üzere evden ayrıldığını söyleyerek onları buna şahit tuttu.

Hanzala Uhud savaşma katıldı. Bu savaşta büyük yararlıklar gös­terdi. Sonra savaşa katılmış olan Ebu Sûfyan’ı gördü, hemen yetişip öl­dürmek üzere üzerine atıldı. Ebu Süfyan korkuya kapılıp “Ey Kureyş-liler! Ben Ebu Süfyan’ım” diye bağırmaya başladı. Maksadı bunu du­yan birinin kendisini kurtarması idi. Ebu Sûfyan’ı işiten Şeddad b. Es-ved, Hanzala’nın arka tarafına yönelip öldürücü darbeyi indirerek onu şehit etti.

Ebu Süfyan Hanzala’nm öldüğünü görünce korkaklara has bir sevindi. Onun da Hanzala adında bir oğlu vardı. Bedir’de kâfir­ler arasında öldürülmüştü. Müslüman Hanzala’yı görünce oğlunu hatır­ladı ve “Hanzala’ya karşılık Hanzala!” dedi.

Az sonra Hanzala’nm babası Ebu Âmir geldi. Müslüman ölüler arasında dolaşıyordu. Oğlunun cesedini görünce bundan çok etkilendi.

Ebu Süfyan’la aralarında şöyle bir konuşma geçti:

Bu kim, biliyor musun?

Hayır, bilmiyorum.

Buradakilerin bana göre en değerli olanıdır. Oğlum!

Daha sonra Hanzala’nın babası bu olayın etkisi ile duygularını di­le getiren şu konuşmayı yaptı: “Oğlum! Ben, böyle bir vuruşma olaca­ğı hususunda seni uyarmıştım. Allah’a yemin olsun ki, sen babasına iyi davranan biri idin. Hayatta iken halkın en şerefli siydin. Ölümün de ar­kadaşlarının ileri gelenleri ve uluları ile birlikte oldu. Eğer Allah öldü­rülmüş olan şu Hamza’ya veya Muhammed’in arkadaşlarından birine mükâfat verecekse sana da iyi mükâfatlar versin.”

Hanzala’nm babası sonra alabildiğine yüksek sesle şöyle bağırdı: “Ey Kureyşliler! Hanzala her ne kadar (sağlığında) bana ve size aykı­rı davranmış ise de onun cesedine zarar vermeyiniz! O hayırlı gördü­ğü şey uğrunda canını vermekten çekinmedi!”

Müşrikler onun dediğine uyup Hanzala’nın cesedine bir zarar ver­mediler.

Bir süre sonra şehitlerini aramak üzere sahabe-i kiram geldiler. Bir de ne görsünler; Hanzala’nın başından su damlıyor. Oysa yakının­da su yok. Bu tuhaflarına gitti. Fakat Hz. Peygamber onlara şöyle bu­yurdu: “Arkadaşınızı melekler yıkadı.” Bir başka rivayette: “Onu me­leklerin gümüşten bir kap içinde gökle yer arasında buluttan (aldıkla­rı) bir su ile yıkadıklarını gördüm” buyurdular.

Müslümanlar Hanzala’yı meleklerin yıkamasındaki sırrı öğrenmek istediler. Melekler niçin diğer şehitleri yıkamadı da sadece Han-zala’yı yıkadı? Hanzala şehit olduğu halde niçin yıkandı?

Bu sorulara bir cevap bulmak üzere eşine adam gönderdiler. Bel­ki onda bir haber vardı.

Hanzala’nın hanımı eşinin başına gelenleri duyunca şöyle dedi: “(Gerdek gecesi) benimle cinsel ilişkiden sonra savaşa çağırıldığını duyar duymaz gusletmeden çıkıp gitti.”

Allâhü Ekber! Hanzala öyle bir müslüman ki kutsal savaşa çağı­rıldığını duyunca ne çocuk, ne aile, ne rahat, ne de zevk onu savaşa ka­tılmaktan alıkoyamadı. Bilakis hemen çağrıya koştu, gusül yapmayı bile akıl edemedi. Bu davranışı ancak Allah ve Rasûlü uğrunda canını feda etmek için verdiği sözü yerine getirmekten ibaret idi. O halde fır­layıp çıkması belki de cünüplükten yeryüzü suyu ile temizlenmek ye­rine sefere ve berere meleklerinin eliyle çok değerli gümüş kaplarda, yükseklerden gelen su ile yıkanmayı arzu etmişti.

İşte kul rabbine karşı ihlâslı niyetle hareket ederse, Allah onun ku­surunu örter, günahını affeder, durumunu en güzel sonuçlara çevirir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close