Hızır aleyhisselâm, çok ve derin bilgide, güzel sabırda darb-ı mesel ol­muştur, Hızır kelimesi bir lakap olup, bu zât’ın adı Belyâ b. Melkân b. Fâliğ’dir.

Âlimler Hz. Hızır’ın adını yukarıdaki gibi tespit etmişlerdir. Fakat Arab Ansiklopedisinde bu isim, İlya b. îlyas olarak geçmektedir. Soy zincirinde belirtildiği üzere Hızır aleyhisselâm, Nuh peygamberin sü-lâlesindendir ve künyesi Ebu’l Abbas’tır.

Hızır olarak lakaplandırılmasının sebebi, beyaz bir toprak parçası veya otları kurumuş yere oturduğunda orasının yemyeşil olmasından­dır. Nevevî Tehztb’ul Esma isimli eserinde bu konuda Buharî’de riva­yet edilen bir hadisten dolayı bunu tercih etmiş ve “Hızır hakkında bu hadis açık ve sahih bir nastır” demiştir.

Hızır aleyhisselâm Kehf suresi 60. ayetten 66. ayete kadar söz edi­len Hz. Musa’ya arkadaş olan zâttır.

Kur’an-ı Kerim daha sonra (aynı surede) Hızır eliyle meydana ge­tirilen şaşırtıcı olayları anlatmaktadır.

İlim adamları Hz. Hızır’ın, Allah’ın rahmet ve ilim deryasından kendilerine ikramda bulunduğu salih kullarından olduğu hususunda görüş birliği etmişlerdir. Kur’an’ın yukarda işaret edilen ayetleri bunun tanığıdır. Yine ilim adamları Hızır’ın belirli bir millete peygamber ola­rak gönderilmediği hususunda da görüş birliği etmişlerdir. Ancak Hı­zır hakkında bunun ötesinde farklı görüşler vardır.

İlim adamlarından ve tasavvufçulardan Hz. Hızır’ın rasûl olmayıp nebî olduğunu söyleyenler vardır. Bunlara göre Hz. Hızır hâlâ yaşa­maktadır. Bu hususta o kadar çok şey söylenmiştir ki insanın gönlü bunları güvenli bir şekilde benimsemez.

Nevevî, tasavvuf çul arın Hızır hakkında söylediklerinden şöyle bahsediyor:

Hızır’ı görenlerle, onunla bir araya gelenlerle, ondan bilgi alanlar­la, soru sorup cevap alanlarla ilgili tasavvufçulann hikayeleri o kadar çoktur ki sayıya gelmez. O kadar meşhurdur ki anmaya ge­rek yoktur.

Tasavvufçular Hz. Hızır’ı “nakîb’ul evliya” (ermişlerin lideri) ola­rak anarlar. Tasavvufçulara göre Hızır, yüksek dalgalı denizlerde gemi­leri yürüten, kendisi insan olsa da şekilden sekile giren bir zâttır. O, sonsuza kadar yaşayacak, Kur’an’ın yeryüzünden kaldırıldığı zamanda ölecektir vs. Şöyle diyor:

Hızır peygamber değil, ancak veli (ermiş) bir kimsedir.

Bu ifadelere baktığımızda ağır basan görüşün, onun salih bir kul, veli ve takva ehli bir kimse olduğunu görürüz.

Fakat onun nebi veya rasûl olduğu, şekilden sekile girdiği, ahir za­mana kadar yaşayacağı gibi konularda mütevatir derecesinde bir delil, bunları destekleyen kesin bir belge yoktur. İşlerin gerçeğini hakkiyle bilen Allah Teâlâ’dır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close