Allah’ın peygamberi Hz. Nuh’un ömrü, çok yaşayan kim­se için örnek gösterilmektedir. Bu çok eskilerden beri böyledir. Meş­hur şair Ebu’l Atahiye şu şiirinde buna işaret ediyor:

Eğer tutarsan matem, kendine tut yas Dikkatten ayrılma yere özenli bas Ne kadar yaşarsan öleceksin tûh! O kadar uzun yaşadı da ölmedi mi Nuh?

Allah, soruda da işaret edildiği gibi Ankebut suresinde şöyle bu­yuruyor:

Andolsun ki biz, Nuh’u kendi kavmine gönderdik de o, dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Sonunda, onlar zulümlerini sürdü-rüyorken tufan onları yakalayıverdi. (Ankebut/14)

Ayetten anlıyoruz ki Hz. Allah Nuh’u uzun süre için kavmine pey­gamber olarak göndermiştir. Bu süre 950 yıldır.

Bu müddet zarfında Hz. Nuh kavmini tevhide ve putlara tapmayı terk etmeye davet ediyordu. Hz. Nuh’un bu husustaki gayretleri kavmi­nin kendisinden kaçışlarını ve küfürlerini ziyadeleştiriyordu.

Bazı tarih rivayetlerinde Hz. Nuh’un peygamberlik göreviyle gö­revlendirildiği sırada 53 yaşında olduğu bildirilmektedir.

Kur’an Hz. Nuh’un 950 yıl peygamberlik yaptığını açıkça bildir­diğine göre bunu kabul etmek gerekir. Kur’an sözlerin en doğrusudur. Bu kadar yaşamaya bir engel olmadığı gibi bunda bir gariplik de yok­tur. Çünkü ilk çağlarda doğal ve kolay yaşayış bedenlerin daha sağlık­lı ve az hastalıklı olmasını sağlıyordu. Allah’ın sözü haktır ve durum ne olursa olsun Allah’ın söylediğine inanmak lâzımdır.

Rivayet olunduğuna göre Hz. Adem 930 yıl yaşamıştır. Peygam­berlerden çoğu uzun ömürlü olmuştur.

Kısasa Enbiya isimli kitapta Hz. Adem’in ve ona yakın zamanlar­da yaşayan kimselerin uzun yıllar yaşamış olmalarına bir engelin ol­madığı bildirilmiştir. Çünkü insanoğlunun yaratıldığı ilk zamanlarda sıkıntılarının olmadığından ve insan bünyesinin özümsemeyeceği gı­dalar bulunmadığından dolayı uzun süre yaşamasının akla uygun oldu­ğu ifade edilmiştir.

Oysa biz ve bizim gibi olanlar insanoğlunun çeşitli hastalıklarla tanıştıktan ve tedavi amacıyla çeşitli ilaçlar aldıktan sonra dünyaya geldik. Her birimizin vücudu çeşitli hastalıklar görüp geçiren anaların /e babaların özü olarak var oldu. Bu itibarla bizim uzun ömürlü olma­ca bünyemiz elvermiyor.

Sosyal bilimciler ve doktorlar insan gücünün sınırlı olduğunu bil-lirmektedir. Enine boyuna yaşayan bir insan bu gücü çabukça tüket-nektedir. Fakat dar bir çember içinde basit ölçülerde sâde olarak yaşa-:an hayat böyle değildir. Böyle yaşanan bir hayat insanın gücünden az -aktarda tükettiğinden uzun süreli olur.

Oysa şimdi yasamakta olan bizler Hz. Adem’in ve onun zamanına akın dönemlerde yaşayanlar gibi sade bir hayat yaşayamıyoruz. Güamüzü zedeleyen hayatın çeşitli lezzetlerini (âdeta obur bir şekilde) [yerek vaktimizi geçiriyoruz. Bizim ömürlerimizin kısa olmasında bir iriplik yoktur. Bünyelerimizde kalıtım yoluyla pek çok hastalık topnmış bulunmaktadır.

Bazı Alman doktorlar özel bir sisteme uyulduğu takdirde günü­müz insanının üçyüz yıl yaşayabileceğini söylemektedir.

Bu ayetteki sene ifadesini ay olarak yorumlayan bir görüş de var­dır. Eski çağlarda sene deyiminin, ay için kullanılması mümkündür.

Ebu’l Ala el-Maarrî aşağıdaki şiirinde buna işaret etmektedir:

Çok yaşayanlara dair vardır rivayet Bilmiyorum bunların hangisi meşhur Geçen günleri hesapta nedir delâlet? Her ayı bir yıl sayarak geçerdi ömür

Eskiden gökyüzünde görünüp parlayınca ay, Her biri bir yıl idi oniara göre; böyle say. Böyle olması gerektir aklı rehber kıl. Aksi halde şaşırıp perişan olur akıl.

Fakat yukarıdaki mısralar bir şair sözüdür, fıkıh âliminin sözü de­ğildir. Bununla birlikte Ebu’l Alâ’nın sözünde bir gariplik yoktur. Allah her şeye kadirdir.

Bazı tefsir âlimleri Hz. Nuh’un tufan’dan sonra 250 yıl yaşadığını rivayet etmişlerdir. Buna göre Hz. Nuh’un ömrü 1200 yıl olmaktadır. Böyle olduğuna dair Kur’an’da açık bir ifade yoktur. Kur’an’da açıkça ifade edilen hususu Hz. Nuh’un kavmi arasında (peygamber) olarak 950 yıl kaldığıdır. İnanılması vacib olan budur.

Kavminin ömrü de Hz. Nuh’un ömrüne yakın bir uzunlukta idi. Bununla beraber tufandan sonra sağ kalanlara davet görevini sürdüre­bilmesi için Hz. Nuh’un tufandan sonra yaşamaya devam etmesine bir engel yoktur.

Her şeyi hakkıyla bilen Allah’tır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close