İslâm dini insancıl ve evrensel bir dindir. Kur’an’da Hz. Muhammed’in peygamberliğinden söz ederken şöyle buyuruluyor:

Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. (Enbiya/107)

Bu sebeple İslâm dini müslümanlarla müslüman olmayanlar ara­sında insancıl ve sosyal yönden iyi ilişkilerin bulunmasını mubah say­mıştır. Şu kadar ki bu ilişki, bir haramı helâlleştirmemeli; bir helâli ha­ram kılmamalıdır.

Nitekim Kur’an’da şöyle buyurulmuştur:

Allah, sizinle din hususunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çı­karmayanlara iyilik yapmanızı ve adaletli davranmanızı yasakla­maz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever. (Mümtehine/8)

İslâm dini ehl-i kitabın (ki bunlar Yahudi ve Hristiyanlardır) yediğinden yemeyi, onların kadınları ile evlenmeyi mubah kılmıştır. Bu hususta Kur’an’da şöyle buyurulur:

Bu gün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin (Yahudi ve Hristiyanların) yiyeceği size; sizin yiyece­ğiniz de onlara helâldir. Mü’min kadınlardan iffetli olanlar ile da­ha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da size he­lâldir. (Maide/5)

Buna göre müslüman bir kimse ile müslümanın ülkesinde oturdu­ğu veya kendisi ile iş veya oturma yerinde yakın olduğu müslüman ol­mayan kimseler arasında iyi ilişkiler olmasını, ziyaret, selamlaşma, ye­mek daveti veya benzeri ilişkileri engelleyen bir şey yoktur.

Şu şartla ki bu ilişki helâl bir şeyi haram; haram bir şeyi helâl kılmamalıdır.

Komşuluk ilişkileri, bir ölüm vukuunda başsağlığı ziyareti yap­mayı gerektirebilir. Bu durumda sadece insancıl ve nezâket ölçüleri içerisinde bu ziyareti yapmak mümkündür.

Fakat elbise üzerine bir başka dinin yas işareti olan rozeti takmak İslâm’a göre caiz olmaz.

Nitekim gayr-i müslim bir kimsenin cenaze­sine katılarak, onların dininin veya ibadetinin bir parçası sayılacak bir işi yapmak da caiz değildir. Haç sembolünü veya rahmet sergisi deni­len sergiyi taşımak, yahut benzeri şeyler yapmak gibi. Zira nezaket ku­rallarına uymak başka şey, inanç ve itikat başka şeydir. Gayr-i müslim-lere nazik davranma din ve itikat çerçevesinin dışında olması gerekir. Nitekim Kur’an’da şöyle Duyuruluyor:

Sizin dininiz size, benim dinim bana. (Kâfirun/6)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close