Şuara suresi

Şuara suresi Kur’an-ı Kerim’in yirmi altıncı suresidir. İki yüz yirmi yedi ayettir. Mekke’de indirilmiştir. Sure, adını ‘şairler’ anlamına gelen “şuara” kelimesinin geçtiği iki yüz yirmi dördüncü ayetten almıştır.

Sureye, Allah’ın birliği, peygamberlik ve öldükten sonra dirilme gibi İslam dininin inanç esaslarının anlatıldığı ayetlerle başlanır.

Mekkeli putperestlerin, Hz. Peygamber tarafından açıklanan İslam davetini ısrarla reddedişleri ele alınır. Bu inkârcılara karşı Hz. Peygamber teselli edilir. Surede, yüz doksan birinci ayete kadar şu konunun üzerinde durulur: “Evren, gerçeği arayan kimseyi doğruya iletecek mucize ve ibretlerle doludur. İnkârcılar ve yanlış yolda olanlar mucizeleri gördükten sonra da inanmazlarsa ilahî cezaya uğrarlar.”

Surede, birçok peygamberin tevhit mücadelesi anlatılır.

Bu çerçevede, Hz. Peygamber’in, Mekkeli müşriklerin inkârlarındaki ısrarları dolayısıyla duyduğu üzüntüden, Hz. Musa ile Firavun arasında geçen olaylardan, Firavun’un yenik düşmesinden, Hz. İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Salih, Hz. Lut ve Hz. Şuayp Peygamberlerin inkârcılara karşı verdiği mücadeleden, kavimlerinin inkâr edişleri yüzünden azaba uğramalarından da söz edilir.

Surede, Kur’an-ı Kerim’in bir şiir, Hz. Muhammed’in de bir şair olmadığı vurgulanır.

Gaybdan haber aldığını iddia eden kâhinlerin yalancılıkları ve şeytanın etkisi altında oldukları belirtilir. Günahı, iftirayı ve inkârı telkin eden şiir ve şairler kınanır.

İnanıp yararlı iş işleyen, Allah’ı çok anan ve şiirini bir haksızlık ve zulüm aracı olarak kullanmayan şairlerin övüldüğü ayetlerle sure son bulur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.