Nuh suresi

Nuh suresi Kur’an-ı Kerim’in yetmiş birinci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Yirmi sekiz ayettir.

Hz. Nuh ile kavmi arasındaki mücadeleyi anlattığı için bu adı almıştır.

Sureye, Hz. Nuh’un kavmine uyarıcı olarak gönderildiğini bildiren ayetle başlanır. Nuh Peygamberin, kavmini Allah’a iman ve ibadete çağırması, onları yaptıkları günahlardan dolayı tövbeye davet etmesi, çağrısına olumlu davet alamayan Hz. Nuh’un çaresizliği, Nuh Peygamberin dilinden şöyle anlatılır: “Ey Rabb’im! Kavmimi hem gece hem gündüz, hem açıktan hem gizlice (İslam’a) davet ettim. Fakat onlar benden kaçtılar.

Bu ifadelerle Hz. Nuh, kavminin durumunu Allah’a havale etmiştir. İnatçı ve inkârcı kavmini bu tutumlarından vazgeçirmeye çalışırken Hz. Nuh, onlara Allah’ın nimetlerini hatırlatarak vicdanlarına hitap etmiştir.

Bu çerçevede toplumuna Allah’ın yağmuru yağdırdığını, onlara çocuklar ve bahçeler verdiğini, çeşitli aşamalardan sonra onları yarattığını, gökleri, ayı ve güneşi insanların emrine verdiğini, çeşitli bitkiler bitirdiğini, yollar açıp yeri döşek gibi yaydığını ve tekrar onları dirilteceğini hatırlatmıştır.

Bütün bu nimetlerin kadrini bilen ve bunların bir kısmına sahip olan kendisi de bu nimetler için Allah’a şükretmiştir. Putperestlerin, taptıkları cansız varlıklardan yardım ummalarının anlamsızlığına değinmiştir.

Sure, uzun süreli ve çok yorucu bir çalışmaya rağmen kavminden hiçbir olumlu cevap alamayan Hz. Nuh’un şu duası ile son bulur:

“Rabb’im! Yeryüzünde kâfirlerden tek kişi bırakma. Çünkü sen onları bırakırsan kullarını şaşırtırlar ve sadece ahlaksız, inkârcı (insanlar) doğururlar. Rabb’im! Beni, babamı-anamı, inanarak evime gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla, zalimlerin de sadece helakini artır. (Onların köklerini kurut.)”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir