Nahl suresi

Nahl suresi Kur'an-ı Kerim’in on altıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz yirmi sekiz ayettir. Adını altmış sekizinci ayette geçen ve ‘bal arısı’ anlamına gelen ‘nahl’ kelimesinden almıştır.

Sureye, şirkin kötülüğü ve çirkinliği dile getirilerek başlanır. Vahyi melekler aracılığıyla gönderen Allah’ın birlik ve yüceliğine dikkat çekilir. İnsanın yoktan yaratılışı ve hizmetine verilen nimetler sıralanır. Allah’ın yağmuru yağdırması, ekinleri, meyveleri yaratması, gezegenleri, yeryüzünü ve güneşi insanların emrine vermesi, birçok yarar için denizleri var etmesinin birer lütuf olduğu üzerinde durulur. Surede, dağların, ırmakların ve yolların yaratılış hikmet ve gerekçeleri anlatılır. Bütün bunları yoktan var edenin sayısız nimetler veren Allah olduğu vurgulanır.

Allah’ın gizli açık her şeyi bildiğinden bahsedilir.

Putların dualara cevap veremeyen âciz varlıklar olduğu belirtildikten sonra insanlarda ahiret bilincinin kuvvetlenmesi için kıyamet ve ölümün mutlaka gerçekleşeceği ile ilgili açıklamalar yapılır. Salih müminlerin ölüm anında canlarının çok kolay bir şekilde çıkması ve ahirette onlara bağışlanacak nimetlere yer verilir. İnkârcıların ölüm anı anlatıldıktan sonra onların hesaba çekilirken, yaptıkları kötülükleri itiraf etmeleri ve inançlarında başkalarını taklit ettikleri için duydukları pişmanlıklar gözler önüne serilir. Bu çerçevede elçi göndermenin amacına değinildikten sonra tekrar dirilme üzerinde durulur. Dünyada, dini uğrunda zulme uğrayıp sabreden müminlere cennetteki konumlarıyla ilgili müjdeler verilir.

Kur'an-ı Kerim’in gönderiliş amacı açıklandıktan sonra müminler Kur'an-ı Kerim’in ayetleri üzerinde düşünmeye davet edilirler. Tabiattaki tüm varlıklar, ayrıca melekler Allah’a sürekli kulluk ederken insanların bazısının ibadet yapmaması ve inkârcı davranışlar sergilemesi kınanır.

Surede müşriklerin, melekleri Allah’ın kızları olarak kabul edip sonra da kendilerinin kız çocuğu olunca bu durumdan utanma duymalarındaki çelişkiye dikkat çekilir.

Her topluma içine düştükleri inanç alanıyla ilgili yanlışları düzeltmek için peygamber gönderilmesine ve gönderilen bu peygamberlerin görevlerine değinilir. Tüm canlıların insana hizmet için yaratıldığı ve bal arısının da Allah’ın emri üzerine insanların yararlanması için gösterdiği çaba açıklanır. İnsanlara çocuklar, eşler, torunlar ve rızık veren Allah’ı ululamanın önemi belirtilerek kişiler Allah’a şükretmeye davet edilirler. Bütün bu nimetleri insanlara karşılıksız verenin Allah olduğu vurgulanır.

İnsanın, bu nimetlerin şükrü için tabiata ve içindeki olaylara bakıp ibret alması öğütlenir.

Evler, hayvanlar, elbiseler ve savunma amaçlı yapılan savaş aletlerinin her birisi birer nimet olarak takdim edilir.

Tüm bu nimetlere şayet insan nankörlük eder ve Allah’a şirk koşarsa bu durumun insanın aleyhine olacağı belirtilir.

Hz. Peygamber’in, ümmeti ve tüm insanlık için şahit ve örnek olduğu belirtildikten sonra insanlık için çok önemli evrensel ilkeler açıklanır. Bunlar; adalet, iyi ve güzel davranma ve akrabalara yardım etmektir. Ayrıca zina, zulüm, akla ve dine aykırı olan her türlü davranış yasaklanır.

Surede, Allah’a ve insanlara verilen sözlerde durmanın gereği hatırlatılıp yapılan yeminleri yerine getirme tavsiye edilir. Kur'an-ı Kerim’i okumanın önemi üzerinde durulduktan sonra Kur'an-ı Kerim’in yaşanan olaylar üzerine inen ve insanların sorunlarını çözen ilahî kelam olduğu anlatılır. Bu ilahî kelama karşı çıkanların hüsrana uğrayacaklarına işaret edildikten sonra da ahirette verilecek olan cezaların bireyselliğine değinilir.

Leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların haram oluşu anlatılarak insanların Allah’a rağmen haram ve helal koymada yetkili olmadıkları buyrulur. Günahlara tövbe etmenin önemi üzerinde durulur.

Müminlerin inançlarını korumakta İbrahim Peygamber gibi olmaları önerilir. İnsanların dinin özünde düştükleri ayrılıkları Allah’ın kıyamet günü açıklayacağı bildirilerek Yahudilerin düşmüş olduğu dinî ayrılıklara Müslümanların düşmemesi tavsiye edilir. Surede, İslam dinine davetin evrensel ilkelerine vurgular yapılır. Her İslam davetçisinin Allah yoluna bilgi ve öğütle çağırıp insanlarla en güzel biçimde iletişimde bulunmaları emredilir. İnkârcılar İslami davete olumlu cevap vermezlerse davetçilerin sabır ahlakı ile ahlaklanmaları önerilir.

Allah’ın inanç ve ibadetlerine karşı duyarlı olan Müslümanları koruyacağını bildiren ayetle sure son bulur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.