Hac suresi

Hac suresi Kur’an-ı Kerim’in yirmi ikinci suresidir. Surenin çoğunluğu Mekke’de inmesine rağmen içerisinde Medine’de inen ayetler de vardır. Yetmiş sekiz ayettir.

Adını yirmi yedinci ayette geçen “hac” kelimesinden almıştır.

Surede, Allah’ın birliği, kıyametin kopması, öldükten sonra dirilmenin ve Allah’ın huzurunda hesaba çekilmenin kesinliği vurgulanır.

Ayrıca, Mekkeli müşrikler kendilerinin, soyundan geldiklerini iddia ettikleri İbrahim Peygamber’in getirdiği Haniflik diniyle bütün bağlarını kopardıkları ve dinlerini, ibadetlerini bir eğlenceye dönüştürdükleri için uyarılırlar.

Surede, Allah hakkında bilgisizce tartışmaya girmenin yanlışlığı belirtilir.

İnsanları Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak müminler üzerinde egemenlik kurmak isteyen müşrikler uyarılır.

İmanla beraber salih amellerde bulunan müminlere cennet müjdesi verilir. Putperestliğin anlamsızlığına dikkat çekilir.

Tabiattaki varlıklar bile Allah’a secde ederken insanların inkârı tercih etmesi sebebiyle ilahî azaba uğrayacakları anlatılır.

Surede, inkârcıların Allah’a inkârla yetinmeyip insanları Allah yolundan saptırmak ve haccı engellemek suretiyle zulümde ileri gitmelerinden söz edilir.

Haccın sağladığı maddi ve manevi yararlarla birlikte kurban kesmenin öneminden söz edilir. Kurban ve haccın esas amacı olan takva konusu vurgulanır.

Müminlerin kendilerine yapılan saldırılara karşı inançlarını koruma uğrunda savaşabilecekleri bildirilir. Surede, Hz. Peygamber’e karşı direnen Mekke müşriklerinin psikolojik durumları ele alınır.

Hz. Nuh’tan beri bütün peygamberlerin benzer direnişlerle karşılaştıkları hatırlatılır. Peygamberlerine karşı direnen bu kavimlerin yok olmasından müşriklerin ibret alması öğütlenir.

Kur’an’ın içeriğinin tamamen gerçekleri yansıttığı ifade edildikten sonra bilgisizliğe dayalı bir inkârın tehlikeleri üzerinde durulur. Müminlere, imanlarının karşılığı olarak ahirette elde edecekleri makamlar müjdelenir.

Hicretin, cihadın ve Allah yolunda çekilen sıkıntıların karşılığının Allah tarafından eksiksiz ödeneceği belirtilir.

Allah’a ibadet edenlerle ona ibadet etmeyenlerin eşit tutulmayacakları haber verilir. Allah’tan başka ibadet edilen varlıkların batıllığı üzerinde durulur. Hatta, ‘onların hepsinin bir araya gelmeleri durumunda bile bir sivrisineği yaratamayacakları’ hatırlatılır.

Müminlere bu gibi batıl varlıklara iltifat etmemeleri, yalnızca Allah’a secde ve rükû etmeleri, birbirlerine iyilik yapmaları, Allah yolunda sürekli çalışmaları, İbrahim Peygamber’in getirmiş olduğu haniflik yolundan ayrılmamaları emredilir. “Namazı kılınız, zekâtı veriniz, Allah’ın emirlerine sıkıca sarılınız, o sizin dostunuzdur; ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır.” öğüdüyle sure son bulur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir