Al-i İmrân

Âl-i İmrân suresi Kur’an-ı Kerim’in üçüncü suresidir.

Medine’de inmiştir.

İki yüz ayettir.

Hz. Meryem’in babası olan İmran’ın ailesinden bahsedildiğinden dolayı sureye “İmran’ın ailesi” anlamında Âl-i İmrân suresi denilmiştir.

Sureye, Allah’ın bir ve eşsiz oluşunu ve her şeyin onun varlığıyla ayakta durduğunu bildiren ayetle başlanır. Kur’an-ı Kerim’in, kendinden önceki ilahî kitapların asıllarını tasdik ettiğinden bahsedilir.

Yerde ve gökte hiçbir şeyin Allah’a gizli kalmayacağı belirtildikten sonra insanın ana rahmindeki cinsiyetini belirleyenin de Allah olduğu vurgulanır.

Surede, Kur’an-ı Kerim’in özellikleri üzerinde durulur.

Bu çerçevede Kur’an ayetlerinin bir kısmının “muhkem” bir kısmının da “müteşabih” olduğu haber verilir.

Kötü niyetli insanların, değişik anlamlara ve yorumlara müsait olan müteşabih ayetleri dillerine dolayarak yanlış hükümler çıkardıklarına değinilir.

Müminlerin böyle bir davranıştan kaçınmaları tavsiye edilir.

Yüce Allah’ın, ayetler konusunda müminlerin sapıklığa düşmemeleri için öğretmiş olduğu bir duaya da surede yer verilir.

Surede, doğru yolu bulmanın ancak Allah’ın yardımı ile olduğu hatırlatılır ve Allah’ın yardımı olmazsa malın ve diğer maddi değerlerin insana yarar sağlamayacağı ele alınır. Allah’a inanıp ibadet edenler övülür ve onun katında tek dinin İslam olduğu vurgulanır.

Dinlerini değiştiren, peygamberlerini öldüren İsrailoğulları kınanır. Peygamberliğin bir bağış olduğu hatırlatılır.

Hz. Muhammed’in Müslümanlar için bir örnek olduğu belirtilir.

Hz. Meryem’in doğumu, onun Zekeriya Peygamber’in gözetiminde yetiştirilmesi, Yahya Peygamber’in doğumu ele alınır ve Hz. İsa’nın yaratılışı ile ilgi kurulur. Daha sonra, Hz. İsa’nın Allah tarafından bir mucize olarak yaratılması ve büyümesi konu edinilir.

Hz. İsa’ya küçüklüğünden itibaren verilen mucizeler söz konusu edilir ve Âdem Peygamber’i annesiz babasız yaratan Allah için Hz. İsa’yı babasız olarak yaratmanın da zor olmadığı vurgulanır.

Hz. İsa’yı tanrı ve Allah’ın oğlu olarak kabul eden Hristiyanlar kınanır.

Surede, peygamberliğin kesintisiz devam ettiği, bazı peygamberlere inanıp bazılarına inanmamanın yanlışlığı haber verilir.

Surede, yeryüzünde ilk yapılan mabedin Kâbe olduğu belirtildikten sonra hac ibadetinin önemi anlatılır. Haccın bütün dünya Müslümanlarını bir araya getiren bir ibadet olduğu haber verilir ve müminlerin; Allah’ın dinine sarılmaları, ayrılığa düşmemeleri, dine zarar veren tüm hareketlere karşı tavır almaları emredilir.

Surede, Uhut Savaşı sahnelerine; Allah’ın müminlere yardımına ve şehitlik konusuna da değinilir. Uhut Savaşı’nda müminlere ihanet eden münafıkların iç yüzleri sergilenir.

Müminlerin birbirleriyle istişare etmelerinin önemi üzerinde durulur. Allah’ın yaratıcılığındaki eşsizlik vurgulanır ve bu çerçevede, akıllı insanların evrenin yaratılışındaki uyumdan, gece ile gündüzün birbirini takip etmesinden ve tabiat olaylarından dersler çıkarmaları öğütlenir.

Hicret ve cihadın önemi anlatılır.

Müminlere, sabırlı olmalarını ve ülke sınırlarını korumalarını emreden ayetle sure son bulur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir