Abese Suresi سُورَةُ عَبَسَ

Abese suresi

Kur’an-ı Kerim’in sekseninci suresidir.

Mekke’de inmiştir. Kırk iki ayettir.

Adını, birinci ayetteki “Surat astı, yüz çevirdi” anlamına gelen “abese” kelimesinden almıştır. Surede, insanları İslam dinine çağırmanın yönteminden, Kur’an-ı Kerim’in yüceliğinden ve onun insanlık için bir öğüt oluşundan bahsedilir.

Allah’ın evrende yaratmış olduğu varlıklar ve bunların insanın emrine verilmesi ele alınır. Kıyamet gününün gerçekleşmesinin kesin olduğu bildirilir ve dünyadayken insanların birbirlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmedikleri için birbirlerinden kıyamet gününde karşılıklı olarak kaçışmaları tasvir edilir.

Müminlerin ahirette mutlu olacaklarını, inkârcıların ise kötü bir konumda bulunacaklarını açıklayan ayetlerle sure son bulur.


Abese Suresi Arapça Yazılışı

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

١- عَبَسَ وَتَوَلّٰىۙ

٢- اَنْ جَٓاءَهُ الْاَعْمٰىۜ

٣- وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّهُ يَزَّكّٰىۙ

٤- اَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرٰىۜ

٥- اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰىۙ

٦- فَاَنْتَ لَهُ تَصَدّٰىۜ

٧- وَمَا عَلَيْكَ اَلَّا يَزَّكّٰىۜ

٨- وَاَمَّا مَنْ جَٓاءَكَ يَسْعٰىۙ

٩- وَهُوَ يَخْشٰىۙ

١٠- فَاَنْتَ عَنْهُ تَلَهّٰىۚ

١١- كَلَّٓا اِنَّهَا تَذْكِرَةٌۚ

١٢- فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۢ

١٣- ف۪ي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍۙ

١٤- مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍۙ

١٥- بِاَيْد۪ي سَفَرَةٍۙ

١٦- كِرَامٍ بَرَرَةٍۜ

١٧- قُتِلَ الْاِنْسَانُ مَٓا اَكْفَرَهُۜ

١٨- مِنْ اَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُۜ

١٩- مِنْ نُطْفَةٍۜ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُۙ

٢٠- ثُمَّ السَّب۪يلَ يَسَّرَهُۙ

٢١- ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ

٢٢- ثُمَّ اِذَا شَٓاءَ اَنْشَرَهُۜ

٢٣- كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَٓا اَمَرَهُۜ

٢٤- فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ اِلٰى طَعَامِه۪ۙ

٢٥- اَنَّا صَبَبْنَا الْمَٓاءَ صَباًّۙ

٢٦- ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقاًّۙ

٢٧- فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا حَباًّۙ

٢٨- وَعِنَباً وَقَضْباًۙ

٢٩- وَزَيْتُوناً وَنَخْلاًۙ

٣٠- وَحَدَٓائِقَ غُلْباًۙ

٣١- وَفَاكِهَةً وَاَباًّۙ

٣٢- مَتَاعاً لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ

٣٣- فَاِذَا جَٓاءَتِ الصَّٓاخَّةُۘ

٣٤- يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ

٣٥- وَاُمِّه۪ وَاَب۪يهِۙ

٣٦- وَصَاحِبَتِه۪ وَبَن۪يهِۜ

٣٧- لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْن۪يهِۜ

٣٨- وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌۙ

٣٩- ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌۚ

٤٠- وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۙ

٤١- تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌۜ

٤٢- اُو۬لٰٓئِكَ هُـمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ


Abese Suresi Türkçe Okunuşu

Bismillâhirrahmânirrahîm.
1.Ayet: ‘Abese ve tevellâ
2.Ayet: En câehu-l-a’mâ
3.Ayet: Vemâ yudrîke le’allehu yezzekkâ
4.Ayet: Ev yeżżekkeru fetenfe’ahu-żżikrâ
5.Ayet: Emmâ meni-staġnâ
6.Ayet: Fe-ente lehu tesaddâ
7.Ayet: Vemâ ‘aleyke ellâ yezzekkâ
8.Ayet: Ve-emmâ men câeke yes’â
9.Ayet: Ve huve yaḣşâ
10.Ayet: Fe-ente ‘anhu telehhâ
11.Ayet: Kellâ innehâ teżkira(tun)
12.Ayet: Femen şâe żekerah(u)
13.Ayet: Fî suhufin mukerrame(tin)
14.Ayet: Merfû’atin mutahhera(tin)
15.Ayet: Bi-eydî sefera(tin)
16.Ayet: Kirâmin berara(tin)
17.Ayet: Kutile-l-insânu mâ ekferah(u)
18.Ayet: Min eyyi şey-in ḣalekah(u)
19.Ayet: Min nutfetin ḣalekahu fekadderah(u)
20.Ayet: Śumme-ssebîle yesserah(u)
21.Ayet: Śumme emâtehu feakberah(u)
22.Ayet: Śumme iżâ şâe enşerah(u)
23.Ayet: Kellâ lemmâ yakdi mâ emerah(u)
24.Ayet: Felyenzuri-l-insânu ilâ ta’âmih(i)
25.Ayet: Ennâ sabebnâ-lmâe sabbâ(n)
26.Ayet: Śumme şekaknâ-l-arda şakkâ(n)
27.Ayet: Fe-enbetnâ fîhâ habbâ(n)
28.Ayet: Ve ’ineben ve kadbâ(n)
29.Ayet: Ve zeytûnen ve naḣlâ(n)
30.Ayet: Ve hadâ-ika ġulbâ(n)
31.Ayet: Ve fâkiheten ve ebbâ(n)
32.Ayet: Metâ’an lekum veli-en’âmikum
33.Ayet: Fe-iżâ câeti-ssâḣḣa(tu)
34.Ayet: Yevme yefirru-lmer-u min eḣîh(i)
35.Ayet: Ve ummihi ve ebîh(i)
36.Ayet: Ve sâhibetihi ve benîh(i)
37.Ayet: Likulli-mri-in minhum yevme-iżin şe/nun yuġnîh(i)
38.Ayet: Vucûhun yevme-iżin musfira(tun)
39.Ayet: Dâhiketun mustebşira(tun)
40.Ayet: Ve vucûhun yevme-iżin ‘aleyhâ ġabera(tun)
41.Ayet: Terhekuhâ katera(tun)
42.Ayet: Ulâ-ike humu-lkeferatu-lfecera(tu)


Abese Suresi Ayet Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Yüzünü ekşitti ve döndürdü.

Hz. Muhammed (s.a.a), Rabia oğlu Utbe, Ebu-Cehl, Abbas ve Ümeyye'yle oturup konuşur, onları dine davet ederken gözleri görmeyen Ümmü Mektum oğlu Abdullah gelmiş, ya Resulullah, Tanrının sana öğrettiğinden bir kısmını bana öğret demiş ve bu sözü birkaç kere tekrarlamıştı. Hz. Peygamber, sözünün kesilmesi yüzünden sıkılmış, yüzünü ekşitmiş ve çevirmişti. Bu ayetler, bunun üzerine vahyedildi ve Ümmü Mektum geldikçe, merhaba ey yüzünden rabbimin azarına uğradığım diye iltifat ederdi. Onu, iki kere, Medine'de halife olarak bırakmıştı. Bunu, Hz. Peygamberin şanına layık görmeyip yanındakilerden birisi yüzünü ekşitti, ayetler onu anlatmadadır diyenler de olmuştur.

2. Yanına kör geldi diye.
3. Belki o, arınacaktır, ne bilirsin?
4. Yahut da öğüt alacaktır da ondan faydalanacaktır.
5. Fakat ihtiyacı olmayana gelince.
6. Artık sen onun üstüne düştükçe düşüyorsun.
7. O arınmazsa sana ne?
8. Ve fakat sana koşup gelen.
9. Ve korkan kişi.
10. Sen ondan gaflet ediyor, ona aldırış bile etmiyorsun.
11. Öyle değil, şüphe yok ki Kur'an, ancak bir öğüttür.
12. Dileyen dinler, öğüt alır.
13. Büyük, şerefli sayfalardadır.

Kur’ân. Sahîfeler, Levh-i Mahfuz, yahut doğrudan doğruya Kur’ân yazılan derilerdir. Yazıcıları; melekler, hafızlar, vahyi yazanlar diye anlıyanlar vardır.

14. Yüceltilmiştir, arıtılmıştır.
15. Yazıcıların ellerinde.
16. Büyüklerdir, hayırlı ve itaatlilerdir.
17. Geberesice insan, ne de kafirdir.
18. Onu, neden yaratmıştır?
19. Bir katre sudan; yaratmıştır onu da halden hale döndürmüştür.
20. Sonra ona yolu kolaylatmıştır da dünyaya getirmiştir.
21. Sonra öldürmüştür onu da kabre sokmuştur.
22. Sonra da dilerse diriltir onu.
23. Gerçekten de insan, onun emrini tam yerine getirmedi gitti.
24. Artık insan, yediğine de bir baksın.
25. Şüphe yok ki biz, bir yağmurdur, yağdırdık.
26. Sonra yeryüzünü bir iyice yardık.
27. Derken orada tohumlar bitirdik.
28. Ve üzüm ve yoncalar.
29. Ve zeytin ve hurma.
30. Ve çeşitli büyük ağaçları bulunan bahçeler.
31. Ve meyveler ve otlaklar.
32. Sizin ve hayvanlarınızın faydası için.
33. Derken adeta kulakları sağır eden o bağırış gelip çattı mı.
34. O gün, bir gündür ki kişi kaçar kardeşinden.
35. Ve anasından ve babasından.
36. Ve eşinden ve çocuğundan.
37. Ve onların herbirinin bir derdi var ki başkalarına bakmaya vakti bile yok.
38. Nice yüzler o gün parılparıl parlar.
39. Güler, sevinir.
40. Ve nice yüzler o gün tozlarla bulanır.
41. Üstlerine bir karalıktır çöker.
42. İşte onlardır kafirler, suçlular.


Abese Suresi Diyanet Vakfı Meali

Mekke’de inmiştir, 42 âyettir. Adını, «yüzünü ekşitti, buruşturdu» anlamına gelen ilk kelimesinden almıştır.
Bu sûrenin iniş sebebiyle ilgili olarak şöyle bir hadise nakledilmiştir: Efendimiz; Velîd, Ümeyye b. Halef, Utbe b. Rabîa gibi Kureyş’in ileri gelenlerine İslâm’ı anlattığı bir sırada âmâ olan Abdullah b. Ümmü Mektum gelir ve “Yâ Resûlallah! Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret” der. O esnada Resûlullah (s.a.) cevap vermez. Çünkü Kureyş’in bu ileri gelen kimseleri, zaten kendilerine özel muamele edilmesini istiyorlardı. Efendimiz onları gücendirmek istemedi. Abdullah tekrar seslenince elinde olmayarak yüz hatları değişti. Bu esnada onlar kalkıp gittiler. Biraz sonra bu âyetler geldi. Resûlullah’ın bazı davranışlarını tenkit ve onu ikaz mahiyetinde gelen bu ve benzeri âyetler, onun hak peygamber olduğuna en büyük delildir. Zira hiç kimse kendisini bu şekilde tenkit etmez.

Bismillâhirrahmânirrahîm

1, 2, 3, 4. (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.

5, 6, 7. Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.

8, 9, 10. Fakat koşarak ve (Allah'tan) korkarak sana gelenle de ilgilenmiyorsun.

11, 12, 13, 14, 15, 16. Hayır! Şüphesiz bunlar (âyetler), değerli ve güvenilir kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur'an'dan) öğüt alır.

17. Kahrolası insan! Ne inkârcıdır!

18. Allah onu neden yarattı?

19. Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona şekil verdi.

20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

Âyet, «Ana karnından çıkmayı kolaylaştırdı» veya «Hayır ve şer yolunu seçmeyi kolaylaştırdı» şekillerinde anlaşılmıştır.
21. Sonra onun canını aldı ve kabre soktu.

22. Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir.

23. Hayır! (İnsan) Allah'ın emrettiğini yapmadı.

24. İnsan, yediğine bir baksın!

25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32. Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

33. Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,

34, 35, 36. İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.

37. O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.

38, 39. O gün bir takım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir.

40, 41, 42. Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.


 

A

Abese Suresi سُورَةُ عَبَسَ

Adiyat suresi

Ahkaf suresi

Ahzab suresi

Al-i İmrân

Alâ suresi

Alak suresi

Amme Suresi

Ankebut Suresi

Araf suresi

Asr suresi

B

Bakara suresi

Beled suresi

Berâe suresi

Beyyine suresi

Buruc suresi

C

Casiye suresi

Cin Suresi

Cuma Suresi

D

Dehr Suresi

Duha Suresi

Duhan Suresi

E

Enam suresi

Enbiya Suresi

Enfâl suresi

F

Fatiha suresi

Fâtır suresi

Fecr Suresi

Felak suresi

Fetih suresi

Fil suresi

Furkan suresi

Fussilet suresi

G

Gâfir Suresi

Gaşiye suresi

H

Hac suresi

Hadid suresi

Hâkka suresi

Haşr suresi

Hicr suresi

Hucurat suresi

Hud suresi

Hümeze suresi

K

Kadir suresi

Kaf suresi

Kâfirun suresi

Kalem suresi

Kamer suresi

Karia suresi

Kasas suresi

Kehf suresi

Kevser suresi

Kıyame suresi

Kureyş suresi

L

Lehep suresi

Leyl Suresi

Lokman suresi

M

Maide suresi

Maun suresi

Mearic suresi

Meryem suresi

Meset suresi

Mücadele suresi

Müddessir suresi

Muhammed suresi

Mülk suresi

Mümin suresi

Müminun suresi

Mümtehine suresi

Münafikun suresi

Mürselat suresi

Mutaffifin suresi

Müzzemmil suresi

N

Nahl suresi

Nâs suresi

Nasr suresi

Naziat suresi

Nebe suresi

Necm suresi

Neml Suresi

Nisâ suresi

Nuh suresi

Nun suresi

Nur suresi

R

Ra’d suresi

Rahman suresi

Rum suresi

S

Sad suresi

Saf suresi

Saffat suresi

Sebe suresi

Secde suresi

T

Taha suresi

Tahrim suresi

Talak suresi

Tarık suresi

Tebareke suresi

Tebbet suresi

Teğabün suresi

Tekasür suresi

Tekvir suresi

Tevbe suresi

Tin suresi

Tûr suresi

V

Vâkıa suresi

Y

Yâsîn Suresi سُورَةُ یسٓ

Yunus suresi

Yusuf suresi

Z

Zariyat suresi

Zilzal suresi

Zuhruf suresi

Zümer suresi

#

İbrahim suresi

İhlas suresi

İkra suresi

İnfitar suresi

İnsan suresi

İnşikak suresi

İnşirah suresi

İsra suresi

Şems suresi

Şuara suresi

Şûra suresi


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.