iman

iman 1. İnanma, tasdik etme.

“İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaza ve kadere; hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna (kesin bir şekilde) inanmaktır.” (Hadis)

2. Emniyette olma, güvende olma, güven verme.

“İbrahim: ‘Rabbim! Burayı (Mekke’yi) bir iman yurdu kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli ürünlerle rızıklandır.’ diye dua etti…” (Kur’an-ı Kerim 2/126)

3. Kişinin Allah’ın varlığını, birliğini, sıfatlarını, peygamberlerini, ahiret gününü ve bunlardan başka iman edilmesi gereken şeyleri kalp ile tasdik edip dil ile söylemesi.

“Peygamber ve onunla birlikte olan müminler Rabbi tarafından ona (Hz. Muhammed’e) indirilene iman ettiler. Hepsi, Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar. ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.’ (dediler.) Ve yine dediler ki: ‘(Hakikati) işittik ve itaat ettik! Rabbimiz! Bizi bağışlamanı dileriz. Dönüşümüz sanadır.” (Kur'an-ı Kerim 2/285)

4. Son peygamber Hz. Muhammed’e ve onun tarafından insanlığa bildirilen şeylere hiçbirini dışta bırakmaksızın inanma, onun doğruluğu konusunda herhangi bir kuşku duymama. Öneminden dolayı Kur'an-ı Kerim ayetlerinin çoğunluğunu imanla ilgili ayetler oluşturur. Kur'an-ı Kerim’den çıkarılan sonuçlara göre imanın Allah katında geçerli olabilmesi için; iman ölüm anına ertelenmemeli, inanılan şeylerin doğruluğu hakkında hiçbir kuşku bulunmamalı, dinen kesin olan bir hüküm dışta bırakılmamalı, iman ve ibadet konularında kibirlenmekten kaçınılmalıdır.

“Allah’a yemin ederim ki benim kendilerine gönderilmiş olduğum insanlardan ister Yahudi ister Hristiyan olsun, Allah katından getirdiğim şeylerin tamamına iman etmeden ölürse cehennemlik olur.” (Hadis)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir