hac

hac

İmkânı olan Müslümanların zilhicce ayında ihram giyerek, Arafat’ta vakfe yaparak ve Kâbe’yi tavaf ederek yaptıkları farz ibadet, İslam’ın beş şartından biri. İslami kaynaklara göre haccın tarihi Hz. Âdem’e kadar uzanır. Tarih içerisinde zaman zaman unutulan bu ibadet, İbrahim Peygamber tarafından tekrar canlandırılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’e göre, Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail ile beraber Kâbe’nin eski temellerini bularak yeniden inşa etmiş ve insanları hac ibadetini yapmaya çağırmıştır. Hz. İbrahim, haccın kurallarını tespit ederek insanlara öğretmiştir. 110 Zamanla bu ibadet unutulmuş, insanlar İslam’ın onaylamadığı bazı uygulamaları hacca karıştırmıştır. İslam’ın doğu- şu sırasında ise Kâbe’yi tavaf, umre, Arafat ve Müzdelife’de vakfe, kurban kesme gibi âdetler devam ettirilmekle beraber, hacca birçok putperest gelenek de eklenmiştir. Hz. Peygamber’e hac farz kılınınca, putperestlikten kalma bütün âdetler kaldırılmıştır.

Hz. Muhammed ‘Ben nasıl hac yapıyorsam siz de öyle hac yapın.’ buyurarak haccın kurallarını özüne uygun olarak belirlemiş ve bu ibadeti tevhit inancına uygun hâle getirmiştir. Hac ibadeti dinen zengin sayılan, akıllı, ergin, sağlıklı Müslümanlara ömürlerinde bir kez olmak üzere farzdır. Kendilerine hac farz olan Müslümanların en kısa zamanda hacca gitmeleri gerekir.

“Kâbe’yi haccetmek gücü yeten bütün Müslümanların Allah’a karşı yerine getirmek zorunda oldukları bir görevdir. Kendine hac farz olduğu hâlde, nimetlere karşı nankörlük edip hacca gitmeyenler, bilsinler ki Allah, insanlara muhtaç değildir.” (Kur'an-ı Kerim 3/97)

 

“Kendisine hac farz olan kişi hacca gitmekte acele etsin.” (Hadis)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.