feraset

feraset

1. Çabuk seziş, zihin uyanıklığı, keskin zekâ, çok seri kavrayış kabiliyeti.

2. Akıl ve duyu organlarıyla bilinemeyen, ancak sezgi gücü ile ulaşılabilen bilgi; ilham, keşif, kalp gözüyle görme.

“Ferasetin kuvvetli veya zayıf olması imanın kuvvetine bağlıdır. İmanı kuvvetli olanın feraseti daha keskindir. Feraset nuruyla bakan Hakk’ın nuruyla bakar. İlmini Hak’tan alır. Unutkanlık ve gaflet olmaz.” (Kuşeyri)

3. İnsanın Allah’a karşı yükümlülüklerinin ve sorumluluklarının farkında olup bunları içtenlikle yerine getirdiği zaman insanda oluşan yetenek.

“Müminin ferasetinden sakının. Çünkü o, Allah’ın nuru ile bakar.” (Hadis)

4. Allah Teâla’nın sevdiği kullarının kalplerine ihsan ettiği bir nevi idrak, anlayış, kavrayış.

“Feraset, Allah’ın âlimlerin kalplerine ve dillerine yerleştirdiği bir şey (kavrayış)dir. Bu nedenle, âlimlerin feraseti karşısında dikkatli olun. Çünkü onlar, Allah’ın nuru ile bakarlar.” (Hadis)

5. İnsanın, bütün hâl ve hareketlerine Allah’ın vâkıf olduğunu bilmesi ve bu bilinç hâlinin zihninde devamlı canlı tutması.

6. Olayların iç yüzünü keşfetme ve geleceğe yönelik doğru tahminlerde bulunma.

7. Bir kimsenin dış görünüşüne bakarak onun ahlak ve karakteri hakkında tahminde bulunma yetisi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.