Behcetü’n-nüfûs

Tam adı Behcetü’n-nüfûs ve tehalliha bi-ma‘rifeti ma leha vema aleyha olan ibn Ebi Cemre’nin eseridir.

ibn Hacer el-Askalani (ö. 852/1449), Bedreddin el-Ayni (ö. 855/1451) ve Ahmed b. Muhammed el-Kastallani (ö. 923/1517) gibi müelliflere ait meşhur Sahih-i Buhari şerhlerinden daha erken bir dönemde telif edilmiş olması itibariyle dikkat çeken eser aynı zamanda, Sahihayn içinde Sahih-i Müslim’e daha çok itibar ettikleri bilinen Mağrib ulemasınca kaleme alınmış Sahih-i Buhari şerhlerinin önemli örneklerindendir.
Eserde, Malik b. Enes’in yahut Sahnûn b. Said et-Tenûhi, ibn Ebi Zeyd, Ebü’l-Velid el-Baci gibi Maliki fakihlerin görüşlerine atıf yapılmakla birlikte bu atıflar, ibn Ebi Cemre’nin mutaassıp bir maliki, eserinin de bir mezhep savunusu olduğunu gösterecek derecede değildir.
Behcetü’n-nüfûs, nisbeten erken tarihli veya Maliki mezhebine ait bir şerh olmasından çok tasavvufi yönüyle önemlidir.
Eserdeki yorumlar esas itibariyle hadislerin tasavvufi ve ahlaki veçheleriyle alakalıdır. Hadislerin açıklanması sırasında yeri geldikçe tasavvufi meseleler ve bunlarla ilgili olarak sufilerin delilleri ve eğilimleri anlatılır. Dolayısıyla burada klasik anlamda bir şerhten ziyade, tasavvufi bir hadis şerhi söz konusudur.
Üstelik ibn Ebi Cemre’nin el-Merai’l hisan’daki bir rüyasından öğrendiğimiz kadarıyla Behcetü’n-nüfûs bir tür vahiy (kendi adlandırmasıyla vahy-i ilham) ürünüdür.
Onun ilham ile yazılmış olması hadis literatürü açısından alışıldık bir durum olmasa da, tasavvuf literatürü açısından garipsenecek bir durum değildir. Bununla birlikte Behcetü’n-nüfûs, diğer tasavvufi hadis şerhlerinden ayrı bir yerde durur.
Tasavvufi hadis şerhleri umumiyetle tasavvufun doğrudan ilgi alanına giren hadislerin şerhi kabilinden eserler iken, Behcetü’n-nüfûs mutlak anlamda en muteber hadis kaynağı sayılan Sahih-i Buhari’nin yine müellif tarafından yapılmış muhtasarının şerhi olmak itibariyle türdeşlerinden hemen ayırt edilir.
Behcetü’n-nüfûs teknik özellikleri itibariyle de klasik hadis şerhlerinden farklıd ır. şerhlerde yaygın biçimde görülenin aksine, önceki muhaddislere yahut hadis literatürüne atıfların neredeyse hiç bulunmayışı Behcetü’n-nüfûs’un en fazla dikkat çeken özelliklerinden birisidir.
Cem‘u’n-nihaye’nin tertibine uyulduğu için hadislerin konularına göre tasnifi yoluna gidilmemiş, her hadis kendi başına bir bab sayılmıştır. şerh edilen hadisin ricaliyle ilgili açıklama, isnadındaki özellikler ve rivayet farklılıkları, kitaptaki tekrarları ve tahrici, lügat ve irab açıklamaları, hadisle ilgili konularda varid olması muhtemel sorular ve cevapları gibi, hadis şerhlerinde görülmesi adet olan teknik başlıklar eserde neredeyse hiç yer almaz.
Bütün kitap boyunca, hadis verildikten hemen sonra, öncelikle onun zahirinden anlaşılan fıkhi hükümler sıralanır, ardından kendisinin “vecih” olarak adlandırdığı diğer hususların zikrine geçilir ve burada baştan sona ibn Ebi Cemre’nin yorumları yer alır. Bu yorumlar meyanında yeri geldikçe ayet ve hadislere atıf yapılır, bazı ibretlik hikayelere ve sahabe neslinden örneklere yer verilir. Ancak bu hadisler genellikle tahric edilmeksizin ve mana ile rivayet edildikleri gibi aralarında zayıf olanlar da yer alır.Kendisi prensip olarak hadislerin lafzen rivayetinden yana olmakla birlikte, şerhte kullandığı bazı hadisleri mana ile rivayet edeceğini söylemek zorunda kalmış ve bu yola sık sık başvurmuştur. Bütün bu özellikler Behcetü’n-nüfûs’u klasik bir hadis şerhi olmaktan çok bir tasavvufi şerh olarak değerlendirmeyi haklı çıkaran unsurlardır.
Zaten şerhin içeriği hakkında mukaddimede kendisinin yaptığı açıklamalar da, eserin tasavvufi yönünü gösteren ifadeler taşır. Buna göre “dertleri dağıtan, gönüllere şifa veren, kalpleri tenvir eden, kabirde yoldaş olan, her türlü hüzün ve kedere son veren” eserde farzlar, sünnetler, regaibler, adab ve ahkamın yanında, “hakikatlere işaret”, “hakikatle şeriatın arasının nasıl cem edileceğine işaret”, “turuk-ı naciyenin beyanı”, “bunlara muğayir olan turuka işaret” gibi unsurlar yer almaktadır. Eserin hangi tarihte ve şartlar altında kaleme alındığı bilinmemektedir. Cemu’n- nihaye’yi yazdıktan sonra ondaki hadisleri şerhe niyetlendiğini fakat bu hususta bir müddet tereddüt ettiğini, en sonunda Cemu’n-nihaye’yi okuyan birinin isteği üzerine şerhe başlamaya karar verdiğini dile getirmekle birlikte, bu sürecin tarihi hakkında bilgi vermemiştir.el-Merai’l-hisan’daki bazı ifadeler, şerhin yazılmasına vesile olan kişinin talebesi Muhammed el-Fasi (büyük ihtimalle ibnü’l-Hac el-Abderi ile aynı şahıs) olduğunu göstermektedir . Bu talebe, bir yandan şerhin yazılmasına vesile olduğu için bazı rüyalarda övülüp ödüllendirilirken , aşağıda açıklanacağı üzere, aynı zamanda onu dili yüzünden eleştirdiği için yine rüyalar yoluyla defalarca uyarılacaktır. ibn Ebi Cemre Behcetü’n-nüfûs’u yazdıktan sonra iki veya üç kere gözden geçirmiş, ardından güvendiği bir talebesiyle (muhtemelen yine Muhammed el-Fasi) mukabele yapmak istemiştir. Ancak o günlerde gördüğü bir rüya üzerine artık eserde hiçbir kusurun kalmadığını anlayarak mukabeleden vazgeçmiştir. Aslına bakılırsa Behcetü’n-nüfûs’taki yorumları ibn Ebi Cemre’nin gözünde kusursuz olmaktan bir adım daha ileridedir.
Onun rüyalarında gördüğü kadarıyla şerhteki yorumlarının bir kısmı “mustafa” yani Allah tarafından beğenilip seçkin sayılmış, bir kısmı ise “hasen” yani güzel bulunmuştur. el-Merai’l-hisan’daki rüyalar normalde numaraları dışında herhangi bir başlık taşımazken, on ikinci rüya “Hadislerin şerhleri içinde Mustafa ve Hasen Olanlar Hakkındaki Rüya” başlığıyla verilmiş ve tamamen bu hususun anlatımına hasredilmiştir.Bu rüya boyunca şerhteki hadislerden hangisine ait yorumların seçkin veya güzel bulundu ğu tek tek sıralanmaktadır. ibn Ebi Cemre önceleri, özellikle Behcetü’nnüfûs’un özünü oluşturan dört hadisle ilgili yorumlarının tamamının seçkin, diğerlerinin kısmen seçkin kısmen güzel olduğunu zannederken, gördüğü yeni bir rüya üzerine tamamı seçkin olan yorumlarının dörtten fazla olduğunu öğrenmiştir ibn Ebi Cemre eserde hiçbir kusurun olmadığına inansa da şerhin dil ve ifade açısından bazı problemler taşıdığı, anlaşılmasında güçlük çekilen bir metin olduğu hemen fark edilir. Nitekim daha sağığında talebesi Muhammed el-Fasi (yani ibnü’l-Hac el-Abderi) Behcetü’n-nüfûs’u dili yüzünden eleştirmiştir. elMerai’l- hisan’daki birçok rüyada bu hususa değinmesine bakılırsa, talebesinin eleştirisini ciddiye aldığı (hatta kendisi de bu konuda endişeli olduğu) anlaşılan ibn Ebi Cemre, eserde dil açısından herhangi bir kusurun bulunmadığını yine rüyalar yoluyla öğrenmiş ve talebelerine anlatmıştır. Buna göre eser, ibn Ebi Cemre tarafından planlanmadığı halde Temim ve Sakif kabilelerinin lehçeleriyle yazılmış olup, rüyasında kendisine böyle emredilmiştir.Bir rüyasında bunun sebebini Hz. Peygamber’e soran ibn Ebi Cemre, kelamla meşgul olanları ve diğer hasımlarını aciz bırakmak için durumun böyle takdir edildiğini öğrenir. Böylece o, bir yandan zamanın Kahire’sinde iyice yaygınlaşan kelam ilmiyle meşguliyetin önüne geçecek, bir yandan da kendisine hakkını teslim etmeyen hasımlarını etkisiz hale getirecektir. Dolayısıyla bu gözle okunduğu takdirde eserde hiçbir kusurun bulunmadığı anlaşılacaktır. Eserin bu iki kabileye ait lehçelerle yazılmas ının kelam ilmiyle meşguliyeti nasıl engelleyeceği açıklanmamış olmakla birlikte, Muhammed el-Fasi durumu öğrenip şerhi bu gözle inceledikten sonra eleştirisinden vazgeçmiştir. ibn Ebi Cemre’nin kelami tartışmaların revaç bulmasına rüyaları yoluyla gösterdi ği bu tepki, aslında gerçek hayattaki mücadelesinin bir uzantısıdır. Zira o, kelam ilmiyle meşgul olanlara, kelami fırkalara ve mutezili fikirleri benimseyenlere tepkisini şerhin muhtelif yerlerinde göstermekte, kelam öğrenmeyi dinin mükemmel oluşu gerekçesiyle lüzumsuz bir meşguliyet ve hak yoldan ayrılmak gibi değerlendirmektedir. Özellikle eserde en çok önem atfedilen dört hadis arasında yer alan “ibnü’s-Samit” ve “Bed’ü’l-vahy” hadisleri üzerine geliştirdiği yorumlar bu minvaldedir.Onun bu hadisler üzerinden kelamcılarla ve Ehl-i Sünnet dışındaki fırkalarla yaptığı mücadele boşa gitmemiş, Envaru’l-iman adıyla müstakil bir kitap olarak da zikrettiği ibnü’s-Samit hadisi hakkındaki yorumları rüyalarında hem Allah Teala’nın hem Hz. Peygamber’in beğenisine mazhar olup birçok defa övülmüş, karşılık olarak da birçok ödül almıştır. Rüyalardan öğrendiğimize göre müellifin sağığında ileri gelen talebeleri taraf ından istinsah edilen Behcetü’n-nüfûs sonraki hadis şarihleri tarafından da çokça başvurulan kaynaklardan biri haline gelmiştir. ibn Hacer el-Askalani Hedyü’s-sari’de ve Fethü’l-bari’de,Ayni Umdetü’l-kari’de,Süyûti Tenviru’l havalik’te, ed-Dibac’da1ve sahabeden sonraki nesiller için dünya gözüyle Hz. Peygamber’i görmenin mümkün olup olmadığını tartıştığı Tenviru’l-halek adlı risalesinde, Azimabadi Avnü’l-ma‘bûd’da, Mübarekfûri Tuhfetü’l-Ahvezi’deve Münavi Feyzu’l-kadir’de kendisine sıkça atıf yapmışlardır. Behcetü’n-nüfûs’un burada sayılan isimler tarafından özellikle hadislerden çıkarılan adab ve ahlaki unsurlar zikredilirken kullanıldığı görülür ki bu da onun ana temasının doğru anlaşıldığını ve esere hak ettiği değerin verildiğini gösterir. Uyku ile Uyaniklik Arasinda: el-Merai’l-hisan Tamamı belirli bir konu etrafında dönmesi (en genel anlamıyla Behcetü’nnüfûs) ve yalnızca Hz. Peygamber’in görüldüğü rüyaları ihtiva etmesi itibariyle elMerai’l- hisan, türünün nadir örneklerindendir. Aslında bu eserin mensup olduğu bir türden bahsetmek dahi mümkün olmayıp, onu hadis literatüründe istisnai bir yere koymak daha doğrudur. islam kültüründe, Kütüb-i Sitte dahil olmak üzere temel hadis kaynaklarında, cerh-tadil eserlerinde, menakıb ve adab literatüründe, tarih kitaplarında, tasavvufi eserlerde, rüyalara mahsus derlemelerde, tabirnamelerde vb. birçok kaynakta rüyalara satır aralarında yahut hususi bölümlerde yer verilmiş, bazan bir kişinin, bazan birden fazla şahsın gördüğü rüyalara ait derlemeler, alimlerin meşguliyet sahalarıyla yahut kendileriyle ilgili bazı rüyaları kaydeden eserler hazırlanmış olmakla birlikte el-Merai’l-hisan gibi tamamında hem Hz. Peygamber’in görüldüğü hem de ortak bir temanın işlendiği onlarca rüyayı bir araya getiren başka bir örnek bulmak kolay değildir.Hadis literatürü açısından ise bu neredeyse imkansızdır. Kitapta ibn Ebi Cemre’nin kendisinin, güvendiği yakınlarının ve dostlarının yahut yine rüyasında Hz. Peygamber tarafından güvenilir bulunan kişilerin gördüğü yetmiş rüya yer almaktadır.Bunların tamamı Behcetü’n-nüfûs’un kaleme alınmasından sonra görülmüş olup ibn Ebi Cemre tarafından üçüncü tekil şahıs ağzıyla anlatılır. Bu durum rüya anlatım adabıyla ilgili olabileceği kadar, başkaları tarafından görülen rüyalarla kendisine ait olanlar arasında bir üslup birliği sağama amacına matuf da olabilir. el-Merai’l-hisan’daki rüyalar birbirinden ayrı unsurlar değil, bir bütünün parçalar ı gibidir. Rüyalar arasında geçişlere ve atıflara sıkça rastlanır. Bazan bir rüyanın yorumu sonraki birinde görülür, bazan ileride göreceği rüyalar hakkında kendisine bilgi verilir, bazan da rüyasında gördüğü/aldığı hediye ve nimetlerin sebebi olarak daha önceki bir rüyaya atıf yapılır . Bu durum, kitaptaki yetmiş rüyanın kısa bir zaman dilimi içinde görüldüğüne işaret ettiği kadar, ibn Ebi Cemre’nin zihninin sürekli rüyalarıyla meşgul olduğunu da gösterir. Rüyalardan öğrendiğimize göre el-Merai’l-hisan, Behcetü’n-nüfûs için bir mukaddime mahiyetindedir. şerhi okuyup anlamak için önce kişinin “imanını ve yakinini kuvvetlendiren” bu rüyalardan haberdar olması gerekir. Birkaç rüyada bu husus, “rüyaları öğrenmeden hiç kimse bu şerhi istinsah etmesin!” buyurduğu bildirilen Hz. Peygamber’in ağzından dile getirilmektedir.Ancak görüldüğü kadarıyla el-Merai’l-hisan’da, Behcetü’n-nüfûs için teknik bir hazırlık ve mukaddimeden ziyade psikolojik bir hazırlık söz konusudur. Zira bu rüyalarda şerh hakk ında herhangi bir somut bilgi verilmez, sadece onun faziletine işaret eden ayrıntılar yer alır. Rüyalarda birçok konuya temas edilmekle birlikte, bunların tamamı tek bir ana temayı işler: Behcetü’n-nüfûs’un önemi, sıhhati, güzelliği ve hiçbir kusur ihtiva etmemesi! Özellikle şerhte hiçbir kusurun bulunmadığı hususu, eser hakkında Allah Teala’nın ve Hz. Peygamber’in gerek doğrudan kendisine hitap ettikleri sırada gerek başkalarıyla konuşmaları esnasında dile getirdikleri övgülerin aktarıldığı rüyalarda defalarca tekrarlanır. Mesela bir rüyada, ibn Ebi Cemre şerhle amel etmeyi, şerhin muhafaza edilmesini ve şerhi gözden geçirmesi için kendisine fırsat verilmesini Allah’tan niyaz eder. Aldığı karşılıkta ilk iki talebine olumlu cevap verilirken, üçüncü isteği şerhte hiçbir kusur bulunmadığı gerekçesiyle reddedilir!şerh öylesine mükemmeldir ki, Allah’tan gelen bir mektupta “bu şerh Kitap ve Sünnet’teki her şeyi ihtiva ediyor” dahi denir.Eser hakkında Allah Teala’ya nisbet edilen abartılı övgüler bununla da kalmamıştır. Yine rüyalardan öğrendiğimize göre Allah mahlukatı yaratmadan önce bu şerhi Levh-i Mahfuz’a yazmış, Hz. Adem’e şerhten bahsetmiş (, onu kullarına verdiği bütün ilimlerden ve bütün tefsir kitaplarından daha kıymetli bulmuş , sadece ibnü’s-Samit hadisiyle ilgili yorumunun bütün fıkıh kitaplarından, sadece isra hadisiyle ilgili yorumunun bütün tasavvuf kitaplarından daha güzel olduğunu söylemiştir . Hz. Peygamber de ibn Ebi Cemre’nin şerhte hiçbir manayı kaçırmadığını , şerhe her baktığında gözünde güzelliğinin arttığını , şerhteki yorumları bütün peygamberlerin, meleklerin ve sahabenin beğendiğini , halifelerle birlikte defalarca incelediği halde şerhte bir kusur bulamadığı nı , bu yorumların vahy-i ilham ürünü olduğunu ve daha önce hiç kimse tarafından dile getirilmediğini , şerhin benzerinin daha önce yazılmadığını zikretmiş ve şerhi kendisi için defalarca istinsah ettirmiştir . Eseri ve şahsı hakkında yukarıdaki gibi övgüler alan ibn Ebi Cemre’nin aklı, bazı rüyalarda Allah Teala veya Hz. Peygamber tarafından şerhin kimi noktalarına bilgi ve yorum ilave edilmesine takılır. Bu gibi durumlarda “Ya Resulallah! Siz benim şerhimde hiçbir kusur yok buyurmamış mıydınız, niçin bu ilaveyi yaptın ız?” mealinde itiraz edecek olduğunda daima “Bunlar şerhte eksiklik olduğunu göstermez, aksine onun güzelliğine güzellik katar!” cevabını alır . ibn Ebi Cemre bu gibi ilavelerin şerhin neresine yapıldığını, hangi kısımların rüyada alınmış olduğunu hiçbir zaman zikretmez. Dolayısıyla bugün elimizde bulunan şerhte, söz konusu ilavelerin ne kadarının yer aldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, onun, Hz. Peygamber tarafından şerhe yapılm ış bir ilaveyi eserden çıkartmaya cesaret edeceği düşünülemeyeceğine göre bu ilavelerin metinde bütünüyle yer almış olması gerekir. Nitekim bazı rüyalar bu ilavelerin metinde yer aldığını göstermektedir. Bunlardan birinde, bir müridi rüyasında şerhin mukaddimesine Hz. Peygamber tarafından bir ilave yapıldığını görüp ibn Ebi Cemre’ye haber verir. ibn Ebi Cemre ilgili kısımları gözden geçirip bazı eklemeler yapar. Mürid bu kısımları yeniden okuduğunda Hz. Peygamber’in yaptığı katkıların da aynı şekilde olduğunu söyler . Ancak ibn Ebi Cemre ilavelerin mukaddimenin neresinde yer aldığını zikretmediği için bunları tespit etmek mümkün değildir. Bu kısımlar gösterilmiş olsaydı, konunun Hz. Peygamber’den rüyada hadis rivayeti bağamında ele alınması gerekeceğinden, söz konusu ilaveli kısımlar muhtemelen ciddi bir tenkide tabi tutulup reddedilecekti. ibn Ebi Cemre, belki de bu mülahaza ile ilgili kısımları net biçimde göstermemi ş olabilir. el-Merai’l-hisan’ın bazı bölümleri, ibn Ebi Cemre’nin kendisi ve şerhi hakkında zihinlerde oluşabilecek (belki de o dönemde oluşmuş) sorulara cevap mahiyetindedir. Yukarıda şerhin dili bağamında zikredilenler bu konudaki güzel örneklerden biridir. Benzer şekilde müellifin, “ibn Ebi Cemre bu rüyaları niçin yazmış olabilir?” sorusuna da bir cevabı vardır: Aslında o insanların tepkisinden çekindi ği için rüyalarını yazmaya isteksizdir, fakat bizzat Hz. Peygamber tarafından kendisine böyle emredilmiştir.Kendi zaviyesinden bakılınca durum böyle olsa da şu husus göz ardı edilmemelidir: Behcetü’n-nüfûs sonraki yüzyılların şerh müellifleri tarafından tanınmış ve kullanılmış olmakla birlikte, belli ki ibn Ebi Cemre, yaşadığı dönemde yeterince değer verilmediğini düşündüğü şerhini tervic etmek için kitap hakkında Allah Teala’nın ve Hz. Peygamber’in övgülerini içeren rüyaları öncelikle derlemeye karar vermişti. Nitekim bu hususun işlendiği bir rüyada bildirildiğine göre Allah tarafından kendisine ve şerhine verilecek destek peş peşe göreceği rüyalar yoluyla başlayacak, ardından eser meşhur olacakt ır. ibn Ebi Cemre’nin rüyaları o dönemde birtakım şüphelere yol açmış, hatta rüyalarını anlattıktan sonra halktan gördüğü tepkiler üzerine inzivaya çekilmek zorunda kalmıştır. Bu bağamda ilginç olan, kendisine tepki gösterenlerin sadece yabancılardan yahut uzak çevresindekilerden ibaret kalmayışıdır. ihvanından bazıları da rüyalar ve şerhteki yorumları hakkında şüpheye düşmüşler, bazı rüyalarına ve yorumlarına inandıkları halde kimisi hakkında tereddüt göstermişlerdir. 145 Bu durum, ibn Ebi Cemre’nin yeni rüyalar görmesine sebep olmuş, bunlarda Hz. Peygamber devreye girerek ihvanını uyarmıştır. ilgili rüyalardan birinde aktarıldığına göre Hz. Peygamber, ibn Ebi Cemre’nin adını zikretmediği fakat “mübareklerden biri” diye andığı bir talebesini ya rüyaların tamamına inanması yahut tamamını reddetmesi için azarlamakta, rüyaları tasdik etmekle kendisini tasdik etmeyi bir tutmaktadır.Bir başka rüyada insanlar şerh karşıs ındaki tutumları itibariyle, ona inanıp gereğince amel edenler, inandığı halde amel etmeyenler ve onu yalanlayanlar şeklinde üç gruba ayrılmakta, ilk iki gruba verilecek çeşitli ödüller zikredildikten sonra, şerhi yalanlayanların dünyada ibn Ebi Cemre’nin yakın ashabından olsalar dahi kıyamet günü Allah’a uzak kalıp Hz. Peygamber’in şefaatinden mahrum olacakları bildirilmektedir. Bir öncekine benzer şekilde, bu rüyada da şerhi yalanlamak Hz. Peygamber’in risaletini yalanlamakla bir tutulmaktadır.şüphe yok ki bu gibi örnekler bir yandan ibn Ebi Cemre’nin rüyaları hakkındaki şüpheleri arttırmakta, bir yandan da onun halet-i rûhiyesi hakkında ipuçları sunmaktadır. ibn Ebi Cemre’nin hasımlarıyla mücadelesine dair rüyalar, el-Merai’l-hisan’da belirgin unsurlardan bir diğeridir. Bunlar çoğu zaman isimleri ve meşguliyet sahaları belirtilmeyen anonim hasımlar ve düşmanlar şeklinde anılırken, bazan kelam ilmiyle ilgilenen ve Mutezili fikirlere meyilli oldukları anlaşılan ilim ehli, kimi zaman kendileriyle rekabet halinde olduğu anlaşılan meşayih, hatta ümeradan kimselerdir. Bir rüyada, Hz. Peygamber tarafından bunların isimleriyle tek tek sayıldıkları söylenmekle birlikte, bu isimler okuyucuya bildirilmez . Rüyalardan anlaşıldığı kadarıyla bazı düşmanları Behcetü’n-nüfûs’u eleştirmekle yahut tahrif etmeye çalışmakla yetinirlerken , bazıları çok daha ileri gidip ibn Ebi Cemre’ye türlü tuzaklar kuracak ve sihir yapacak noktaya gelmişlerdir . Ne var ki bütün bunlara karşı çıkmak için kendisine gereken yardım yapılmıştır. Hasımlarının şerh hakkındaki tutumları Allah Teala ve Hz. Peygamber tarafından zemmedilmiş , Hz. Peygamber’in, diğer peygamberlerin ve ileri gelen ashabın onun yanında yer aldıkları, kendisine yardımcı olmak için yirmi meleğin görevlendirildiği (rüya no. 20) bildirilmiştir. Bu desteğin somut bir göstergesi olarak da hasımların ın planlarını bozmak için kendisine dualar ve çeşitli çareler öğretilmiştir . ibn Ebi Cemre’nin özellikle kelamcılarla ve bidat fırkalarının görüşlerini benimseyen hasımlarıyla mücadelesi bağamında, kendisinin sünnete bağılığına ve onu ihya etmesine sık sık vurgu yapılır. Birçok rüyasında kendisine bahşedilen türlü nimetlerin, sünnete bağılığı ve unutulmuş sünnetleri ihya etmesi sebebiyle verildiği bildirilir. Bazı rüyalarda, dağınık vaziyetteki kitapları topladığını görür ki bu durum Hz. Peygamber tarafından ibn Ebi Cemre’nin unutulmuş sünnetleri ihya ettiği şeklinde yorumlanmıştır . Bunlar aynı zamanda, rüya içinde rüya yorumu yapılan örneklerdir. Bazı rüyalarda da, unutulmuş sünnetleri hatırlattığı için ödül olarak kendisine kitaplar verilir . Behcetü’n-nüfûs’taki dört hadisle ilgili yorumlar rüyalarda sık sık övülerek ön plana çıkartılır.148 Eserin omurgasını oluşturan bu hadislerin en önemlisi ibnüs’s- Samit hadisidir. Beyat hadisi olarak da anılan ve Ubade b. Samit’in Akabe Biatı’nı anlattığı bu hadisin şerhinde, Hz. Peygamber’e biat meselesi üzerinden kelam ve siyasetle ilgili konular işlenip Ehl-i Sünnet’in ve itikadi fırkaların konuya yaklaşımları ele alınır. Bu kısımlar aynı zamanda bir Ehl-i Sünnet savunusudur. Bed’ü’l-vahy hadisinde akaid ve imana dair meseleler, isra hadisinde ibadetler, ifk hadisinde ise ahlaki konular ele alınır. Bu dört kısımda, hayatın neredeyse bütün alanlarını kapsayan hususlara dair birer örneğin öne çıkarılması, aslında şerhin her hususta yeterli olduğuna, başka kitaba ihtiyaç bırakmadığına bir işarettir. Bazı rüyalarda tasavvufi kavramların sıkça kullanıldığı görülür. Ancak rüyalar ın genel itibariyle bu minval üzere devam ettiği ve konuların tasavvufi ağırlıklı bir dil kullanılarak ele alındığı söylenemez. Rüyaların genelinde bu yönde bir eğilim olmamakla birlikte, özellikle iki tanesinde kendisine gösterilen ödüllerin rıza, tevekkül, emre ittiba, mücahede gibi hususlardaki gayreti ve başarısı sebebiyle verildiği söylenir. Rüyalarda tarihi ve sembolik anlamı olan birçok isim ve nesne geçmektedir. Rüya tabiri açısından karşılıklarını bu alanın mütehassıslarına bırakmak kaydıyla rüyalarda zikredilen belli başlı unsurlara şu örnekleri verebiliriz: Peygamberler (Adem, ibrahim, Musa, Süleyman, Zekeriyya, Yahya, isa); ileri gelen sahabiler (Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Abbas, Bilal, Zeyd, Üsame, Enes); önde gelen hanımlar (Hz. Meryem, Hz. Hatice, Hz. Aişe ve ezvac-ı tahirat); ahiret alemine ait unsurlar (Arş, Sidretü’l-münteha, Burak); Cennet-Cehennem tasvirleri (saraylar, dereler, ırmaklar, bağar-bahçeler); mübarek gün ve geceler (Kadir gecesi, şaban’ın on beşinci gecesi, Receb’in ilk perşembesi); nur, su, ekmek, süt, zeytinyağı, türlü meyveler (üzüm, portakal, incir), büyük yeşil ağaçlar, envai tür ve çeşitte elbiseler, atlar, köleler-cariyeler; mukaddes bölgelere ait unsurlar (Zemzem kuyusu, Hacerü’l-esved) ve anonim veya belirli kitaplar (Sahih-i Buhari, kendisine ait Envaru’l-iman ve Envaru’s-salat); yöresel unsurlar (Mısır’ın belirli bölgelerinde, haftanın belirli günlerinde görülen özellikler).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir