Category: Nafile Namazlar

Farzların dışında kalan namazlar üç kısma ayrılır:

  1. Sünnetler
  2. Müstehablar
  3. Nafileler.

Sünnetler ile, Hz. Peygamber’in devamlı olarak kıldığı rivayet edilen (namazlardan son­ra kılınan sünnetler, duha, teheccüd ve benzeri sünnetler) namazları kastediyoruz; çünkü sünnet ‘işlenilmiş yol‘ demektir.

Müstehablar’dan maksat; faziletleri hak­kında hadîs vârid olan, fakat Hz. Peygamber tarafından devamlı olarak kılınmayan namaz­lardır. Haftarnn belirli gün ve gecelerinde, ev­den çıkarken ve eve girerken kılınan namazlar böyledir.

Nafilelerden maksadımız da; hususiyeti hakkında herhangi bir rivayetin vârid olma­dığı ve sözünü ettiğimiz namazların dışında kalıp da kulun, Allah’ın münacaatına talip olduğu bir anda, bu münacaata fazileti hak­kında şeriatın emri vârid olan namazla koyul­sun diye kıldığı namazlardır.

Kul bu namazı âdeta teberru etmektedir; çünkü her ne kadar namaz kılmaya teşvik varsa da hususî olarak bu namazın kılınması teşvik edilmemiştir. Tatavvu’ ise, teberrudan ibarettir. Bütün bu kısımlara “nafile namazlar” denir; çünkü nafile, fazla olan namazlardır. Bu bakmadan bu maksatların tarifleri için ıstılah olarak Tatavvu, Müstehab, Sünnet ve Nafile tâbirlerini kullandık.

Bu ıstılahı değiştirmekte herhangi bir sakınca yoktur. Çünkü gayeler anlaşıldık­tan sonra terimlerde tartışmaya gerek yoktur. Bu kısımların her birinin fazilet dereceleri değişiktir.

Haklarında vârid olan haberler ve faziletlerini bildiren eserlere göre değer kaza­nırlar. Hz. Peygamber’in uzun zaman devam ettiği ve haklarında daha sahih ve meşhur hadîslerin vârid olduğu namazların dereceleri daha üstündür. İşte bu sırra binaendir ki Ce­maatle kılınan vacipler, ferdi olarak kılınan­lardan daha efdâldir denilmiştir. Cemaatle kılınan vaciplerin en faziletlisi bayram namazı, sünnet olan ay ve güneş tutulması nedeniyle kılınan namazlarla yağmur namazıdır, Ferdî olarak kılman vaciplerin en faziletlisi ise, vitir namazı (Hanefîlere göre vacibdir) ile sabah namazından evvel kılınan iki rek’at sünnettir.

Bunlardan sonra, diğer farzlarla birlikte kılınan râtıb -vakitli olarak kılman- sünnetler, dere­celerine göre sıralanırlar.

Nafile namazlar, ilgili oldukları hususla­ra nisbetle iki kısma ayrılırlar:

a- Sebeplerle ilgili nafileler (Yağmur, ay ve güneş tutulması nede­niyle kılınan namazlar gibi)

b- Vakitlerle ilgili nafileler

Vakitlerle ilgili nafileler de gün ve gece­nin tekranyla tekrarlanan, haftanın tekrarıyla tekrarlanan ve senenin tekrarıyla tekrarlanan olmak üzere üç kısımdır. Dolayısıyla bu kı­sımlar dörde ulaşmış olmaktadır.

İbn-i Ömer r.a den rivayete göre Pey­gamberimiz S.A.V şöyle buyuruyor.

Namazınızın bir kısmını evlerinizde kılınız. Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz” buyurmuştur. Allah rızâsı için namaz kılmanın caiz olduğunu göstermek maksadıyla irâd etmiştir.

Bununla beraber “Evlerinizi kabirler gibi namaz­dan, Kur’ân tilâvetinden hâli bırakıp da görüntü­de kendilerinden mükellefiyet kalkmış ve amel­leri kesilmiş ölülere benzemeyiniz” demektir.

Evlerde kılınması emrolunan namaz ise fakihlerin çoğuna göre nafilelerdir.

Evdeki nafilenin mesciddeki nafileden efdal olması, evi ibâdetle ma’mûr etmek kasdıyla beraber, gizli olması dolayısıyla insanı riyadan koruduğu içindir.

Enes b. Malik r.a den rivayete göre Efendimiz S.A.V şöyle buyuruyor: “Kim bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediklerini de öğretir.”

Bu vesileyle yazdığımız ibadetler risalesi hep uygulanırsa Allah bize bilmediği­miz daha nice hikmetleri ince ilimleri kalbimize doldurur. Unutmayalım ki; Allah peygamberlere vahiy, dostlarına ilham’ı nasib eder. İlham haktır. Fakat sahibi için geçerli olur herkes için delil sayılmaz.

Rabbim hepimizi rızasına nail eylesin.