Kur’an-ı Kerim Hz.îsa peygamberin annesi Hz. Meryem’den nasıl söz etmektedir?

Kur’an’ın doğru ve şaşmaz terazisinde şöyle tanıtılır: O bakire, şe­refli, namuslu, temiz, doğru ve ibadetine düşkün Meryem Betül’dür.

Bizim anladığımıza göre Al-i Imran suresinde Hz. Allah yarattık­larının en hayırlı olanlarına lütuf ve kereminden nimet verdiğini, beşe­riyetin babası olan Adem’i, sonra Nuh’u, sonra İbrahim’in soyunu -ki Arab milletinin kökü olan İsmailoğullan bu soydandır- ve İmran’ı -ki Hz. Meryem’in babasıdır- Cenab-ı Hakk’m salât ve selâmı hepsinin üzerine olsun.

Hz. Meryem’in babası İmran ibadetine düşkün iyi bir adamdı. An­nesi Hanne de böyle idi. Temiz bir soy ve kökten tabii ki temiz bir sü­lale meydana gelir.

Uzun süre çocuğu Hanne, rabbine dua ve yakarışlarla yönelerek eğer Allah kendisine bir çocuk verirse, onu (şimdi) Filistin’in başken­ti olan Kudüs’teki Beyt-i Makdise hizmet etmek üzere adayacağını söyledi. (İşgal, yakma yıkma eylemleri ile Siyonist ırkçılığın hakimi­yeti altında olana Kudüs’ü, Hz. Allah Arablara ve müslümanlara iade eylesin).

Hz. Allah Hanne’nin duasını kabul edip, arzusunu gerçekleştirdi. Gerçi bir oğlu olmasını temenni ediyordu, ama Meryem dünyaya gel­di. Doğan çocuk kız olmasına rağmen, demek ki Hz. Allah yalvarışını ve adağını kabul etmişti. Bundan sonra Meryem’in annesi, yavrusunun ve ondan meydana gelecek çocukların şeytan tarafından dokunulmak­tan ve şeytanın vesvesesinden korunması için Allah’a yalvardı.

Hz. Meryem ibadet ve taat dolu bir çevrede yetişti. İbadetine düş­kün insanlar Meryem’e hizmet etmekte yarışıyordu. Onlardan her biri Meryem’e hizmet etmekle Allah’a daha çok yakın olmak istiyordu. Hz. Zekeriyya, Hz.Meryem’in akrabası olduğu için Hz.Meryem ile ilgilenmenin kendisine daha çok yaraştığı görüşünde idi.

Hz.Meryem’e hizmet yarışında olanlar kimin Hz.Meryem’e hizmet etme­si gerektiğinin belirlenmesi için kur’a çekilmesini istediler. Kur’ayı Ze­keriyya kazandı.

Yüceler yücesi olan Allah, herkesten çok Meryem’in yetişip dün­ya nimetleri içerisinde büyümesi için onu kollayıp gözetiyordu. Hatta Meryem’in Allah katından gelmiş nimetlerle beslendiğini gören Zeke­riyya kendisinin de böyle iyi evlatları olması için Allah’a dua etti. Hz. Allah Zekeriyya’nın bu dileğini gerçekleştirdi.

Şimdi Hz. Meryem’in doğumunu, pırıl pırıl bir ortamda yetişme­sini, ilahi inayetin ve rabbani gözetimin onu nasıl kuşattığını anlatan Kur’an ayetlerine kulak verelim:

Allah, birbirinden gelme nesiller olarak Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ile İmran’ın ailesini seçip âlemlere üstün kıldı. Allah işiten ve bi­lendir.

İmran’ın karısı şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niya­zımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin.

Onu doğurunca, Allah ne doğurduğunu daha iyi bilip dururken: “Rabbim! Ben onu kız doğurdum. Oysa erkek kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyu­nu senin korumanı diliyorum” dedi. Rabbi Meryem’e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir çiçek gibi yetiştirdi. Zekeriyya’yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyya onun yanına, mabede her gi­rişinde orada bir rızık bulur ve: “Ey Meryem! Bu sana nereden ge­liyor?” der, o da: “Bu Allah tarafındandır. Allah dilediğine sayısız rızık verir” derdi.

Orada Zekeriyya rabbine dua etti: “Rabbim! Bana tarafından ha­yırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkiyle işitensin” dedi. Zekeriyya mabette durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle ni­da ettiler: “Allah sana kendisi tarafından gelen bir kelimeyi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler.(Âl-i İmran/33-39)

Yahudilerin kendi nevalarından uydurdukları kitaplarına baş vu­runca, bu konuda gerçeğe ve Allah’a karşı iftira edildiğini görmekteyiz. Onlar kitaplarında bakire Hz.Meryem’e ve oğlu Hz.İsa aleyhisselâma en çirkin iftiralarla dil uzatmışlardır. Yalan yere bir bühtan olarak Mer­yem’e günahların en çirkinini yakıştırmışlardır.

Yahudi hahamları Hz. Meryem ve oğlundan söz ederken Talmut’ta şöyle demişlerdir:

Hristiyanların İsa’sı cehennemde ateş ve zift dalgaları arasında olacaktır. Anası onu bir hata işlemek suretiyle doğurmuştur!…

Yahudiler Hz. İsa, annesi ve hristiyanların kiliselerine bağlı insan­lara dile alınmayacak şeyler söylemişlerdir.

Kur’an-ı Kerim Yahudilerin gerek bu uydurma iftiraları, gerekse diğer suçları için onları bir takım cezalarla tehdit etmekte ve şöyle bu­yurmaktadır:

Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri, ‘Kalplerimiz kılıflıdır’ demeleri sebebiyle, bir de inkar etmelerinden ve Meryem’e büyük bir iftira etmelerinden (dolayı onları lanetledik, türlü belâlar verdik. Onla­rın kalpleri kılıflı değildir;) aksine küfürleri sebebiyle Allah kalp­leri üzerine mühür vurmuştur. Pek azı müstesna artık (onlar) iman etmezler. (Nisa/155-156)

Daha sonra Kur’an-4 Kerim Hz. Meryem’in iffetli olduğunu, te­mizliğini ve namusunu korumuş bir kimse olduğunu kesin olarak bil­dirmek üzere şöyle buyurmaktadır:

İffetini korumuş olan, İmran kızı Meryem’i de (Allah örnek gös­terdi). Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve rabbinin sözlerini ve kitap­larını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendi. (Tahrim/12)

Kur’an daha sonra Meryem’in şerefini daha da yükselterek Al­lah’ın onu seçkinler arasında kıldığını, onu rezilliklerden temizleyip, faziletlerle süslediğini şu ayetle bildiriyor:

Hani melekler şöyle demişlerdi: “Ey Meryem! Allah seni seçti; tertemiz yarattı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. Ey Mer­yem! Rabbine ibadet et. Secdeye kapan ve (O’nun huzurunda) eği­lenlerle beraber sen de eğil.” (Âl-i İmran/43-44)

Sonra Kur’an tüm dost ve düşmanlara açıklıyor ki Meryem, na­musunu korumuş, ırzını güven altında tutmuştur. Onun İsa’yı dünyaya getirmiş olması, ilâhi bir mucizedir. Meryem’e dil uzatan günahkarla­rın onun hakkında kötü zanlara düşmelerine gerek yoktur. Çünkü o Al­lah’ın inayet ve gözetiminde ve O’nun koruması altındadır.

Geliniz Kur’an’ın bu hususta ne söylediğine bakalım:

Melekler demişlerdi ki: “Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelime’yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da ahirette de itibarlıdır ve Allah’ın kendine yakın kıldıklarındandır. O sâlihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde konuşa­cak.”

Meryem: “Rabbim!” dedi, “Bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur?” Allah şöyle buyurdu: “Öyle! Allah dilediği­ni yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece ol der; o da oluverir.” (Âli İmran/45-47)

Mü’minun suresinde bir kere daha bu mana vurgulanmaktadır:

Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alamet kıldık; onları yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik. (Mü’minun/50)

Bu ayette ifade edilen suyu bulanan tepe Filistin’dedir. Cenab-ı Hak orada çeşitli meyveler vererek onları koruyup gözetmiştir. Çünkü orada kaynak halinde su vardır.

Bilindiği üzere suyun olduğu yerde hayat vardır. Nitekim Cenab Hak: “Her canlı şeyi sudan yarattık” (Enbiya/30)

buyurmuştur.

Kur’an-ı Kerim Hz. Meryem’in hayatından öylesine zengin şekil­de bahsetmiştir ki onun temizliğinden, doğumundan, yetişmesinden, anneliğinden haber vermiştir. Kur’an’ın Hz. Meryem’e önem vermesi o derecededir ki onun kişiliğini ilahi bir feyz ve ikramla kuşatmıştır. Kur’an’ın 3. suresine onun ailesinin adı olan “Âl-i İmran” denmesi bu­nun bir göstergesidir.

Bu surenin pek çok ayetinde hak ve doğru olarak Hz. Meryem’den ve oğlundan söz edilmektedir.

Kur’an, bununla yetinmemiş bir sureye de “Meryem suresi” adını vermiştir.

Bu surenin başındaki ayetler Hz. Meryem’in hayat hikayesine bir giriş olmak üzere Hz. Zekeriyya’dan söz edilmektedir. Bu surede de Hz. Meryem’in temizliğinden, doğumundan ve hain Yahudilerin zina isnadlarına karşılık, Allah’ın gösterdiği apaçık bir mucize ile onun if­fetli olduğundan şahane bir şekilde söz edilmektedir.

Şimdi bu suredeki Hz. Meryem ile ilgili ayetlerden bazılarını gö­relim:

(Rasûlüm!) Kitapta Meryem’i de an. Hani o ailesinden ayrılarak doğu tarafta (Mescid-i Aksa’nın doğusunda) bir yere çekilmişti. Meryem onlarla kendi arasında bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu (Cebrail’i) gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.

Meryem dedi ki: “Senden çok esirgeyici olan Allah’a sığınırım. Eğer Allah’tan sakınan biri isen (benim Allah’a sığınmam sende bir etki yapıyorsa bana bir kötülük yapma)!”

Melek: “Ben yalnızca sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamak için rabbimin bir elçisiyim” dedi. (Bunun üzerine) Meryem: “Ba­na bir insan eli değmediği, (yani evlenmediğim) iffetsiz de olma­dığım halde benim nasıl çocuğum olur?” dedi.

Melek: Öyle! dedi, fakat rabbin buyurdu ki: “Bu bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kı­lacağız. Bu, hükmü verilmiş ve karara bağlanmış (ezelde olup bit­miş) bir iş idi.”

Meryem ona (Allah’ın kudreti ile) gebe kaldı. Bunun üzerine onunla (karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi.

Doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmaya) sevk (ve mec­bur) etti. “Keşke, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim” dedi.

Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle seslendi: “Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı meydana getirmiştir. Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökül­sün. Ye iç, gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: “Ben çok merhametli olan Allah’a susma orucu adadım; hiç bir insanla konuşmayacağım.”

Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Sen iğrenç bir şey (kötü bir günah) işledin! Ey Ha­run’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam; annen de iffetsiz değildi.” Bunun üzerine Meryem çocuğu (İsa’yı) gösterdi. Dediler ki: “Biz beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?”

Çocuk ise şöyle dedi: “Ben Allah’ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım, O beni müba­rek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti. Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabrimden kaldırılacağım gün esenlik (Allah’ın selamı) banadır.”

Kur’an’ın bu açık seçik ifadeleri yanında hadislerde de Hz. Meryem ve İsa’dan söz edilmiştir: Bir hadis şöyledir:

Her doğan çocuğa şeytan dokunur da, bundan dolayı ağlayarak bağırmaya başlar. Meryem oğlu (İsa) doğduğunda şeytanın dokunmasından korunmuştur.

Tirmizî ise şu hadisi rivayet etmiştir:

Alemlerin kadınlarının en hayırlısı dörttür: İmran kızı Meryem, Firavunun eşi Âsiye, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed kızı Fatıma.

Allah’ın selamı, Kur’an’ın bize bu şekilde tanıttığı İmran kızı ba­kire Meryem Betül’ün üzerine olsun.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.