Hz. Osman, meşhur sahabi Ebuzer el-Gıfârî hazretlerine ni­çin kızmıştır?

Yaptığını sırf Allah için yapardı. Onun inancı, tüm servet ve varlığın Allah’a ait olduğu şeklinde idi. Ona göre ümmet-i Muhammed birbiri ile dayanışma içinde ve eşit olarak yaşamalı, var­lıklılar ellerindekini yoksullarla paylaşmalı idi.

Ebuzer hazretleri bazı kimselerin dünyalar kadar servete sahip olduğunu, fakat yine de servet biriktirmekte olduklarını ve tutumlu olsun bol harcayan olsun mal ve mülk biriktirenlerin bulunduğunu gördü.

Bunun sonuçlarından korktuğu ve bu husustaki aşırılıklardan, dünyaya sıkı sıkıya sarılmaktan endişe ettiği için şiddetli ve katı bir şe­kilde zenginlere karşı savaş açtı. Mahalleleri ve insanların toplantı yer­lerini dolaşıyor onları uyarıyor ve bu gibilerin durumlarının iyi olma­dığını hatırlatıyordu. Mal biriktirenleri, zenginleri tehdit ederek alaycı bir tavırla eleştiriyordu. Sık sık şu ayeti tekrarlıyordu:

Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda hare am ay anlara hemen acıklı bir azabı müjdele! (Bu paralar) cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanlan ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): “İşte bu kendiniz için biriktirdiğiniz ser­vettir. Artık yığmakta olduğunuz şeyleri(n azabını) tadınız.” (Tevbe/34-35)

O sıralarda Hz. Osman halife idi. Hz. Osman barışçı ve sessiz bir zât idi. Ebuzer’in fikirlerinin bir takım problemlere sebep olması olası idi. Ote yandan Muaviye b. Ebi Süfyan Ebuzer’in sürgüne gönderilme­si hususunda halifeyi teşvik ediyordu.

Hz. Osman bu teklifi uygun bularak Ebuzer’in Medine yakınların­da bulunan Rebeze’ye sürgün edilmesine karar verdi.

Hz. Osman’ın bu konudaki aldığı kararda Ebuzer’i uğurlamaya kimsenin çıkmaması, hiç kimsenin onunla konuşmaması hususları da yer almıştı.

Ebuzer’i yolcu etmek ve koruma görevi yapmak üzere Mervan b. Hakem görevlendirildi. Mervan aynı zamanda başkasının Ebuzer’e yaklaşıp, onunla görüşmesine engel olacaktı. İnsanlar korkudan Ebu­zer’e yaklaşmadı.

Ancak Ebuzer ve korucusu yola çıktığı sırada Hz. Ali, kardeşi Akil ve Hz. Ali’nin oğullan Hasan ve Hüseyin, Ammar b. Yâsir ile bir­likte Ebuzer’e yaklaştılar.

Hz. Hüseyin Ebuzer ile konuşmak isteyince Mervan itiraz etti: “Ey Hüseyin! Mü’minlerin emiri bu adamla konuşmayı yasakladı. Bu­nu bilmiyor musun? Eğer bilmiyorsan, bunu sana duyuruyorum” dedi.

Bunu işiten Hz. Ali (onlara) yöneldi. Mervan’m hayvanına kırba­cını vurup şöyle dedi: “Çekil! Allah’ın lanetine uğrayıp cehenneme gi-desice!”

Bu eylem karşısında Mervan öfke ile Hz. Osman’a gidip durumu haber verdi. Hz. Osman Hz. Ali’nin bu hareketinden müteessir oldu.

Burada Hz. Ali’yi Ebuzer’den ayrılırken ona şahane bir nasihat, ebedi bir öğüt verirken görüyoruz. Hz. Ali şöyle diyor:

Ey Ebuzer! Senin öfken Allah içindir. Sen işi kendisi için öfkelen­diğine bırak. İnsanlar dünyalıklarından korktular. Sen ise dinin(e bir zarar gelmesin)den korktun. İnsanları (ellerinden çıkmasın­dan) korktukları dünyalıkları ile başbaşa bırak. Kendin de (bir za­rar gelmesinden) korktuğun dinin ile onlardan uzaklaş. Onların senin yasakladığın şeylere ne çok ihtiyacı var? Senin ise onların sana yasakladığına hiç ihtiyacın yok.

Yarın (gelecek) kimin kazançlı olup kimin çok kıskanç olduğunu bileceksin. Gökler ve yer bir adamın üzerine kapansa, o adam Al-lah’dan (çekinir) takva üzere olursa, Hz. Allah ona bir çıkış yolu lütfeder. Sana ancak hak yoldaş olur. Bâtıl ise senden ancak uzak olur. Şayet insanlara dünyalarını bırakıverirsen kesinlikle seni se­verler. Eğer karşılıksız dünyalık verirsen kesinlikle seni güvenli görürler.

Allah’ın hoşnutluğu herkesin üzerine olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir