At yarışları hakkında İslâm’ın görüşü nedir?At yarışı oynamak caizmidir?

İslâm atlara değer vermiştir. Çünkü onu bir kuvvet ve ha­zırlık vesilesi bilmiştir. At aynı zamanda bir heybet ve izzet gösterge­sidir. Kur’an-ı Kerim atlar hakkında şöyle demektedir:

Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın. Onunla Allah’ın düşmanı­nı, sizin düşmanınızı… korkutursunuz. (Enfal/60)

Başka bir ayette de Allah onlarla yemin ederek şöyle buyuruyor:

Hani harıl koşanlara, (nallarıyla) kıvılcım saçanlara, (ansızın) sa­bah baskını yapanlara, orada tozu dumanı katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına dalanlara yemin ederim ki insan, rabbi-ne karşı pek nankördür. (Adiyât/1-6)

Şebib b. Arkade Urve b. Ebi Cad’den o da Hz. Peygamber’den (s.a) şöyle rivayet ediyor:

Atın alnına kıyamete kadar hayır bağlanmıştır.

Şebib, Urve’nin evinde Allah yolunda cihat için hazır bekleyen yetmiş tane at gördüğünü söylemiştir. İbn Ömer de Hz. Peygamber’in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

Atın alnına kıyamet gününe kadar hayır bağlanmıştır.

Buharı, Müslim ve Ahmed’in rivayetine göre bu hayır, ecir, gani­mettir. Atı beslemek ve onu cihada hazır bulundurmak hakkında birçok hadis vardır.

İslâm at yarışına teşvik etmiştir. Çünkü o kuvveti artırır, savaşa hazırlanmaya yardımcı olur. Enes b. Mâlik’in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber’in Adva adlı bir devesi vardı, hiç bir deve yarışta onu geçe­mezdi. Birgün bedevinin biri bir deveyle geldi, onunla yarıştı ve onu geçti. Bu da müslümanlara çok ağır geldi. Rasûlullah onların bu duru­munu görünce onlara şöyle söyledi:

Allah üzerinde bir haktır ki yükselttiği her şeyi indirir.

İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber, besi atları­nı Hayfa’dan Seniyyet’ul Veda tepesine kadar, öteki atları ise, Seni-ye’den Rezile mescidine kadar koştururdu.

Ebu Hureyre’den de rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

Müsabaka ancak ok atmada, at ve deve koşturmada caizdir. Fakihler, bu yarışmayı kazanana mükafat ve hediye verilebileceği hükmüne varmışlardır. Bunlara benzeyen şeyleri de bunlara kıyas et­mişlerdir.

İbn Ömer de Hz. Peygamber’in atları yarıştırdığını, kazanana ödül verdiğini rivayet etmiştir.

Ancak fakihler, ödülün yarışanlar tarafından ortaya konulmaması gerektiğini söylüyorlar. Yani kazanana mükâfatı, başkaları vermelidir. İşte bunda hayır vardır ve koşuya teşvik vardır. Yine yarışanlardan bi­rinin, ‘Sen beni geçersen sana bu kadar mükafat var‘ demesi de caiz olur. Ama iki tarafın ortaya mal, ödül koymaları caiz değildir.

At yarışmaları hakkındaki rivayet ve görüşler böyledir.

Ancak bu­gün yapılan at yarışmaları böyle değildir. Bugünkü at yarışları kumar­dan ibarettir. Onda hile ve tuzaklar vardır. Ona iştirak edenlerin başına neler gelir neler. Bu yüzden nice aileler dağılır ve nice ocaklar söner. İslâm’ın öne sürdüğü şartların hiç birisi onda yoktur. O nedenle bu ya­rışlar dinen caiz değildir. Her şeyi daha iyi bilen Allah’tır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir