Amr bin Âs kimdir?

Müslümanlar hicretin 43. yılının Ramazanını tamamla­mak üzere iken büyük kumandan ve fatih Amr bin As ölüm döşeğinde bayram gecesi rabbine kavuşmak üzere idi.

Her ne kadar bu kahramanın hayatı ile ilgili pek çok şeyi unutmuş olsak da asla unutamayacağımız bir yönü var ki o, yeryüzünün -Allah tarafından- gelini gibi yaratılmış olan Mısır’ı fetheden komutan olma­sıdır.

Bu değerli şahsiyeti araştırdığımızda kendisinde bir çok özelliğin toplanmış olduğunu görürüz. Bu özellikler onu başarılı bir kumandan, zafer kazanan bir savaşçı yapmıştır.

Amr b. As Allah’ın kalbini İslâm’a açıp, tam anlamı ile ikna olup İslâm’a girmesinden sonra dini ve imanı uğruna savaşan biri olmuştu. Kendine güvenen bir kimsedir. Kendisine uyan adamlarını güçle ve sa­bırla, güzel bir şekilde geliştirir düzeylerini yükseltirdi. Kendisi diğer­lerine örnek olurdu. Bir meseleyi düşündüğü zaman, derinliklerine iner, mesele ile ilgili tüm tedbirleri alır, yapılabileceklerin hepsini yap­tıktan sonra o işe kesin olarak ve o işin hakkından gelmek üzere giri­şirdi. Girişimde bulunduğu meselelerde en güzel çözüm yollarını bu­lur, dahiyane ve şahane bir şekilde meseleyi hallederdi.

Sanki Allah bu adamı, kanında liderlik özelliğiyle yaratmıştı. Bu­nun içindir ki Hz. Ömer Amr b. Âs’ı kudretli ve izzetli bir şekilde yü­rürken görünce şöyle demiştir: “Abdullah’ın babasına yeryüzünde an­cak lider olarak yürümek yaraşır.”

Amr savaşlarda ve vuruşmalarda uzman ve dev gibiydi. O çok iyi bir şekilde biliyordu ki maddi silah gücü, psikolojik yapının ve mane­viyat ruhunun yerini tutmaz; bunun içindir ki askerlerini seferberlik ru­hu içinde tutar, onları dini ve manevi bakımdan beslerdi. Askerlerini iman ve kesin zafer düşüncesine bağlar onlara: “İleri! Allah’ın zaferi si­zinle beraberdir” derdi.

Askerlerine Kur’an dinletir onlara Allah’ın hoşnutluğunu gözete­rek içtenlikle cihada devam ettikleri sürece, Allah’ın askeri olduklarını ve Allah’ın kendilerini zaferle destekleyeceğini hatırlatırdı.

En çetin savaşlarda kendinden emin olarak güven içerisinde şöy­le derdi: “Kılıçlar açıkta kaldı. Yakında dinsizlerin ve kâfirlerin kalbi­ne, kınına sokulur gibi sokulacaktır!”

Amr b. As (r.a) yıllarca savaş içinde yaşadı. Bazen savaş meydanın­dan uzaklaşır, bazen savaş alanında olur, fakat savaştan ayrılıp kopmaz­dı. Ömrü doksan yaşın üzerinde idi. Vefat edeceği sırada şöyle diyordu:

Allahım! Sen bana bir takım emirler verdin ben onları tam olarak yerine getiremedim. Sen bir takım yasaklar koydun, ben onlara tam olarak uyamadım. Ben güçlü bir kimse değilim, bana yardım eyle, ben suçsuz bir kimse değilim özürümü makbul eyle. Ben ki­birli biri değilim, kusurlarımın bağışlanmasını diliyorum. Senden başka ilah yoktur!

Amr b. Âs (r.a) insanı titreten bu sözleri vefat edene kadar söyle­di durdu.

Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.