Niçin ibadet edilir? Yaptığımız ibadetler bize nasıl fayda sağlayacak?

Efendimiz Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kıldırdıktan sonra cemaate döner ve ashabına halini sorar. Sorusu olanı cevaplandırır, rüya görenin rüyasını tevil eder, sıkıntısı olana yardımcı olmaya çalışırdı.

Yine bir sabah sordu ashaptan kimse bir şey söylemedi.Ashab biri bir şey sorsun da bizde bir şeyler dinlemiş oluruz diye birbirine bakıyorken ;

Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ben bir rüya gördüm (Peygamberlerin gördüğü rüya vahiydir) buyurdu ve rivayet ettiğimiz bu hadisi bize duyurdu.

Bu hadisin özelliği yaptığımız ibadetlerin bize nasıl faydaları olacak, ölürken dirilirken, mahşerde, hangi ibadet nasıl bizim kurtulmamıza vesile olacak anlatılmaktadır.

Abdurrahman İbn-i Semüre (Radıyallahu Anh) den rivayet edilmiştir ki, Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurdu:

Ben dün gece acayip bir şey gördüm;

Ümmetimden bir adam gördüm, (azap) melek­leri onu kuşatmıştı, abdesti geldi onu, onların elinden kurtardı.Ümmetimden bir adam gördüm, kabir azabı ona döşendi, namazı geldi, onu, o azaptan kurtardı.

Yine ümmetimden bir adam gördüm, şeytanlar onu (ölüm anında imanım almak için) yakalamıştı. Allah’ı zikretmesi gelerek onu, onlardan kurtardı. (Şeytanlar hayatta yapamadıklarım fırsat kaçıyor diye son nefeste nerede şeytan varsa o müslümana yaklaşıp imanını almaya çalışırlar. Kur’an bir nur olarak gelip etrafını çevirir şeytanlar ona yaklaşamaz. Zikir Kur’an demektir, Kur’an okumayan onun yolunda olmayan son nefeste onun imanım ne kurtaracak.

Ve yine ümmetimden bir adam gördüm ki, susuzluktan dilini dışarı çıkarmıştı (ve her ne zaman bir su havuzunun yanına gelse, oradan kovuluyordu), birde Ramazan orucu geldi, onu içirdi (ve suya kandırdı).

Ümmetimden bir adam gördüm,önünde (arkasında, sağında, solunda,üstünde) altında karanlıklar vardı (ve o, karanlıklar içinde hayrette kalmıştı) Haccı ve Umre’si geldi, onu o karanlıklardan çıkardılar (ve onu Nur’a soktular).

Ümmetimden diğer bir adam gördüm, Azrail (Aleyhisselâm) onun ruhunu almaya geldi, o adamın anne babasına yaptığı iyilikler gelerek ölüm meleğini ondan geri çevirdi.

Yine ümmetimden bir adam gördüm, o, müminlerle konuşuyor onlar ise ona cevap vermiyorlardı. Sıla-i Rahim (akrabasına yaptığı iyilikler ve ziyaretler) geldi onlara: “(Ey müminler!) Muhakkak bu sıla-ı rahim yapardı, dedi. Bunun üzerine o onlarla konuştu. Onlar da onunla konuştular. O da, onlarla beraber oldu.

Yine ümmetimden bir adam gördüm, Peygamberler halka halka oturmuşlardı, o, hangi halkaya yaklaşsa reddolunuyor (kovulu­yor) du cünüplükten yıkanması geldi, elinden tuttu. Onu benim yanıma oturttu.

Ve ümmetimden bir adam gördüm, eliyle     yüzünü     ateşin     hararetinden     ve kıvılcımlarından korumaya çalışıyordu, o anda sadakası geldi, yüzüne perde ve basma gölge oldu.

Yine ümmetimden birini gördüm, onu azap Zebanileri yakaladı, iyiliği emredip kötülükten menetmesi geldi, ve onu onların ellerinden kurtardı, (onu rahmet meleklerinin arasına kattı).

Yine ümmetimden birini gördüm ki, ateşe düşmüştü, dünyada Allahü Tealâ Hazretlerinin korkusundan döktüğü göz yaşları gelerek onu cehennemden çıkardı.

Yine bir adam gördüm amel defteri sol tarafına düştü, (sol tarafından verildi) Mevlâ Tealâ Hazretlerinden korkusu geldi, defterini alarak sağ tarafına koydu.

Ümmetimden birini de gördüm mizam hafif geldi, kendisinden evvel ölen çocukları gelerek mizanını ağırlaştırdılar.

Yine ümmetimden birini gördüm, cehennemin kenarında (ayakta) duruyordu, Mevlâ’dan korkup titremesi gelerek onu ora­dan kurtardı.

Ümmetimden bir adam da gördüm ki, (Sırat   köprüsü   üzerinde)   hurma   dalı   gibi sallanıyor (titriyor)du. O anda Mevla’ya karşı olan Hüsn-ü zannı (güzel ümidi) gelerek onun titremesini teskin etti (dindirdi).

Ve yine ümmetimden bir adam gördüm, Sırat üzerinde bazen karnı üzerine bazen de elleri ve ayakları üzerine sürünüyordu bana yaptığı salât ve selâmlar (salavatı şerifeler) gelerek, onun elinden tutup ayağa dikti böylece Sırat’ı geçti.

Ve yine ümmetimden bir adam gördüm cennetin kapısına vardı, kapılar üstüne kapandi, şehadeti,   (bu   kelimeyi inanarak okuması) gelerek (kapıları açtı) ve onu elinden tutarak cennete soktu (Suyutt, Fethul-Kebir. 1/452 – 454) Ruhul Furkan; 1/652

Kelime’i Şehadet getiren cennete girer doğru.

Fakat cennetin kapısına gelip kapıyı açan anahtar mesabesindedir. Kapısına gelene kadar anlatılan ibadetlerin tamamını yapmak lazım ki kapı açılsın. Rabbim cümlemize cennetini cemalini nasib eylesin.

Bir adam Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)e gelerek

Şüphesiz ben sana dünya ve ahirette olan her şeyden soracağım” dedi.

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: “Aklına geleni sor.” buyurdu.

Adam: “Ey Allah’ın nebisi insanların en âlimi olmak istiyorum” dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); “Allah’tan kork, insanların en âlimi olursun.” buyurdu.

O kişi: “İnsanların en zengini olmayı istiyorum” dedi, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kanaatkar ol, insanların en zen­gini olursun.” buyurdu.

O zat: “İnsanların en hayırlısı olmayı istiyorum” deyince, Resulul­lah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır, öyleyse sen de onlara faydalı ol.” buyurdu.

O zat: “İnsanların en adaletlisi olmayı istiyorum” deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “Kendin için sevdiğini in­sanlar için de iste ki insanların en adaletlisi olasın” buyurdu.

O sahabi: “İnsanlar içinde Allah’ın en hususi kulu olmayı istiyorum” dedi, Resulul­lah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Allah’ı çok  zikret  ki,   Allah’ın  en  hususi  kulu olasın.” buyurdu.

O kişi “Ben muhsinlerden olmayı istiyorum” deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Allah’a, sanki sen onu görüyorsun gibi ibadet et, sen onu göremiyorsan da o seni görmektedir.” buyurdu.

O zat: “İmanımın kemal bulmasını isti­yorum” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Ahlakını güzelleştir, imanın kâ­mil olsun.” buyurdu.

O adam: “İtaat edenlerden olmayı istiyorum” deyince, Resulullah S.A.V: “Allah’ın farzlarını eda et, itaat edi­ci olursun.” buyurdu,

O kişi: “Allah’a günahlardan arınmış olarak kavuşmak istiyorum” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Cünüplükten tertemiz yıkan, kıyamet günü Allah’a günahsız olarak kavuşursun.” buyurdu.

O zat: “Kıyamet günü nur içinde haşr olmak istiyorum” deyince, Resulullah (Sallal­lahu Aleyhi ve Sellem) : “Kimseye zulmetme ki, kıyamet günü nurda haşrolursun” buyurdu.

O kişi: “Rabbimin bana acımasnı istiyorum” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kendine acı, Allah’ın mahlûkatına da acı ki Allah da sana acısın” buyurdu.

O sahabi: “Günahlarımın azalmasını istiyorum” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “Allah’tan af iste ki günahların azalsın.” buyurdu.

O adam: “İnsanların en keremli (iyi) si olmayı istiyorum” deyince, Resulullah (Sallal­lahu Aleyhi ve Sellem); “Allah’ı kullarına şikayet etme ki, insanların en kerîmi olasın.” buyurdu.

O kişi: “Rızkımın genişlemesini isti­yorum” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Temizliğe (Abdeste) devam etki, rızkın genişlendirilsin.” buyurdu.

O zat: “Allah ve resulünün dostlarından olmak istiyorum” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Allah ve Resulünün sevdiğini sev, Allah ve resulünün buğz ettiğine buğz et sevmediğini sevme” buyurdu.

O kişi: “Allah’in gazabından emin olmak istiyorum” deyince, Resulullah Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem: “Kimseye kızma ki, Allah’ın gazabından emin olasın” buyurdu.

O kişi: “Duamın kabul olunmasını istiyorum” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “Haramdan sakın ki duan kabul olunsun.” buyurdu.

O kişi: “Allah’ın beni, şahitlerin huzurunda rezil etmemesini istiyo­rum” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); “Tenasül uzvunu koru ki şahitlerin huzurunda rüsvay olmayasın.” buyurdu.

O adam: “Allah’ın, benim ayıplarımı örtmesini istiyorum.” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kardeşlerinin ayıplarını ört ki, Allah da senin ayıplarını örtsün.” buyurdu.

O kişi: “Benim günahlarımı sildirecek şey nedir?” diye sorunca, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Göz yaşları, yalvarmak ve hastalıklar.” buyurdu.

O zat: “Allah indinde hangi hasene (İbadet) daha üstündür? “diye sorunca, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); “Güzel ahlâk, tevazu alçak gönüllülük, belâya sabır, kazaya (Allah’ın takdirine) rıza.” buyurdu.

O zat: “Allah indinde en büyük gü­nah hangisidir?” diye sorduğunda, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :”Kötü huyluluk ve itaat olunan (emrine girilen) cimrilik.” buyurdu.

O kişi: “Allah’ın gazabını kızgınlığını dindirecek şey nedir?” diye sorunca, Resulul­lah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : “Sadakayı gizli vermek, sıla-ı rahim yapmak (akrabayı arayıp sormak).” buyurdu.

O kişi: son olarak: “Cehennem ateşini söndüren nedir?” diye sorunca, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Oruçtur” diye cevap verdi.

Alâuddin el-Muttaki, Kenzul Ummal: 44154. 16/127) Ruhul Furkan;6/323

Bu hadis-i şeriften anlaşıldığına göre gusül günahlardan temizlenmeye, abdest ise rızkın artmasına sebep olur.

Ebû Hüreyre radıyallahu anhden rivayet edildiğine göre Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem ) şöyle buyurdu:

Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi insanı arşının gölgesinde barındıracaktır:

  1. Adil devlet başkanı,

  2. Rabbine kulluk ederek temiz bir ha­yat içinde serpilip büyüyen genç,

  3. Kalbi mescidlere bağlı müslüman,

  4. Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan.

  5. Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine “Ben Allah’tan kor­karım” diye yaklaşmayan yiğit,

  6. Sağ elinin verdiğini sol elinin bileme­yeceği kadar gizli sadaka veren kimse.

  7. Tenhâda Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi.

Buhâri, Ezan 36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19; Müslim. Zekât 91. Ayrıca bk. Tirmizİ, Zühd 53; Nesâı. Kudât 2

Yedi mutlu kişiyi ya da yedi güzel adamı tanıtan hadîs-i şerifte öncelikle üzerinde durulması gerekli bir iki ifâde bulunmaktadır.

Bunlardan birisi “Zıllullah (anlamı: Allah’ın gölgesi)” ifadesidir.

Allah Teâlâ’nın gölgesi olamayacağına göre, bundan maksat, ya Kabe’ye “Beytullah  (anlamı: Allah’ın Evi)” denilmesi gibi bir şereflendirme veya arşının gölgesi yahut Allah Teâlâ’nın sağlayacağı bir güvenliktir.

Nitekim hadîs-i şerifin bazı rivayetlerinde açıkça “Allah, onları arşının gölgesinde barındıracaktır” buyurulmuştur.

Bütün bu ifadelerde Allah Teâlâ’nın o kullarını, âhiretteki sıkıntılardan rahmetiyle koruyacağı anlatılmaktadır.

Öte yandan Allah’ın gölgesinde barınacak insanlar sadece bu yedi sınıftan ibaret değildir.

Zira başka hadislerde önemli nitelik­lere sahip bazı kişiler daha sayılmıştır (Meselâ bk. Müslim. Zühd 74, Birr-38; Tirmizî, Büyü’ 67; Ibn Mâce, Sadakat 14). Bu hadiste yedi kimsenin zikredilmiş olması, diğer rivayetler­de zikredilen bahtiyarları bu mutluluktan asla mahrum bırakmaz.

Ahirette, Allah’ın himayesine kavuşacakları bildirilen insanların vasıflarına şöyle bir göz atılınca, her birinin, büyük güçlükleri göğüslemiş, hemen hemen aynı seviyede “zor”u başarmış kimseler oldukları, hepsinin bir çok dahilî ve haricî mânilere rağmen, soylu bir mücâdele vermiş oldukları anlaşılmaktadır.

Yani hepsinin ortak özelliği, kullukta sevgiye dayalı kahramanlıklarıdır. Ödülleri de ona göredir; Kıyametin o dehşetli ortamında ilâhî koruma altında olmak.

Şimdi hadisimizin haber verdiği yedi güzel insanı tek tek kısaca tanıyalım:

Adil devlet başkanı.

Müslümanların yönetimini üstlenmiş kişi demektir. Müslü­manlar dünyada onun himayesinde, bir başka ifâdeyle gölgesinde bulunmuşlardır. Bu sebep­le böyle bir yöneticinin ahirette göreceği karşı­lık da yaptığına uygun olarak ilâhî koruma altında olmaktır. Adil devlet başkanı, diğerlerindeıı üstün olduğu için birinci sırada zikre­dilmiştir. Çünkü devlet başkanının himâyesi onların hepsini içine alır.

Allah’a kulluk içinde serpilip büyüyen genç.

Gençlik yıllarını namazlı-niyazlı dindar bir çizgide geçiren genç, nefsini Allah’ın emirlerine muhalefetten korumuş, hevâ ve heveslerin, şehevî duygularm, gemlenmesi güç arzuların etkisine karşı koyup kulluğa sarıl­mıştır. Bu, ondaki derin Allah saygısının deli­lidir. Zira Allah’ın emirlerine sarılıp günah­lardan kaçınmak büyük bir fazilettir. Hele bu, gençlik yıllarında gerçekleştirilmişse, her türlü takdirin üstündedir.

Kalbi mescitlere sevgi ile bağlı müslüman.

Kalbi sanki mescide asılmış kandil gibi, sürekli mescidle ilgili olan, mescidlere devamda kusur etmeyen, Allah’ın evi demek olan mescidleri ve oralarda bulunmayı seven kişi, mescidlerle ilgilenmek suretiyle Rabbine olan sevgisinde devamlılığını göstermiş demektir. Bunun karşılığı olarak da ahirette arşın gölgesinde barındırılacaktır.

Birbirlerini Allah için sevip buluş­maları ve ayrılmaları.

Allah için olan iki insan. Hadisimizin konu ile doğrudan ilgili olan kısmı burasıdır. Allah rızâsı için birbirle­rini seven, başka hiçbir maksat taşımayan, bir araya gelmeleri Allah için, şayet ayrılacaklar s a ayrılıkları yine Allah için olan yani bir arada iken de ayrı iken de Allah için duydukları sevgiyi muhafaza eden iki insan, sanki bir anlamda yekdiğerini Allah’ın emirlerine muha­lefetten korumaktadır. Zira mü’min mü’minin aynasıdır. Onların bu birbirlerini Allah için sevmeleri ve dostluklarını bu çizgide birbirle­rine yardımcı olarak geçirmeleri, âhirette her ikisinin birden ilâhî koruma altına alınmaları ile ödüllendirilecektir. O halde sevgimize ve sevdiklerimize bu açıdan iyice dikkat etmeliyiz.

Güzel ve mevki sahibi bir kadının gayr-i meşru davetine “Ben Allah’tan kor­karım” diye yaklaşmayan yiğit.

Böylesine bir davete içinden veya açıkça “Ben Allah’ın emrine muhalefet etmekten, veya O’nun azabından ve gazabından korkarım” diyerek yaklaşmayan, nefsini koruyan kişi gerçekten büyük bir yiğitlik göstermiştir. “Allah’tan korkan kurtulmuştur” müjdesi gereği onun da ödülü âhiretteki sıkıntılardan kurtulmaktır.

Bu husus, her türlü gayr-i meşru kadın erkek ilişkilerinin kitle iletişim ve haberleşme vasıtalarıyla yaygınlaştırılmaya çalışıldığı günümüzde çok daha büyük önem arz etmektedir.

Sağ elinin verdiğim sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse.

Allah için verdiği sadaka ve yaptığı iyilikleri mümkün olduğunca gizli yapan, gösteriş ve riyadan uzak kalmaya çalışan kim­se, Allah’ın rızâsını her şeyin üstünde tutmuş demektir. Bunun karşılığı da, âhirette ilâhî korumaya mazhar kılınmak suretiyle o kişinin faziletinin açığa çıkarılmasıdır. Bu, gıpta edilecek bir durumdur.

Tenhâda Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi

insanlardan ve gözlerden uzak, kimsenin bulunmadığı ortamlarda Allah’ı anarak gözlerinden sevgi yaşlan dökülen kimse, çoğu insanın başaramadığı bir kulluk çizgisini yakalamış demektir. Onun bu samimi ve gizli kulluğunun karşılığı da mahşer yerinde ilâhî koruma altma alınmak suretiyle, herkesin gözü Önünde ödllendirilmesidir. Böyle bir ödüllendirmeyi kim istemez. Yüce Rabbimiz cümlemize nasip eylesin.Riyazussalihin; No: 377

Marifet öğrenmek ve bilmekten ziyade uygulamaktır. Bu vesileyle Allah cümlemize ilim, amel, ihlas nasip eylesin sevdiği ve razı olduğu işlere bizleri ve bütün din kardeşlerimizi muvaffak eylesin. Rabbim analarımızı, babalarımızı bütün büyüklerimizi ve ahirete göç etmiş olanları af eylesin.

Rabbim çoluk çocuğumuzu hayırlı eylesin. Amin!    

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.