Nefse karşı koymak ve az yemek

1- Hasan-ı Basrî’nin aktardığına göre, Lokman oğluna şöyle dedi:

Ey Oğlum, kamın tok iken üzerine bir daha yemek yeme. Yiyeceğin fazladan şeyleri bir köpeğe vermen bunu yapmandan daha hayırlıdır.”

2- Hasan-ı Basn nın nvayetıne göre,

Semura b. Cündeb’in bir oğlu vardı. Bir defasında tıka basa midesini doldurdu. Bunu hoş karşılamayan Semura, Eğer bu şekilde öl­seydin namazını asla kılmazdım!” diyerek tep­kisini gösterdi.”

3- Ebû Seleme el-Hımsî’nin rivayetine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

Ademoğlunun midesinde üç parça (ya da üç lokma) yiyecek bulunsa bu yeterli olur.

Şayet nefsi daha çok yemek arzu ederse, (mi­desinin) üçte birini su, üçte bîrini yemek, üçte birini de nefes (almak) için ayırır.” (Dolayısıyla tıka basa yemekten kaçınır.)

4- Hasan-ı Basrî der ki:

Ben öyle bir topluluğa yetiştim ki, onlar­dan birinin üzerinden yetmiş yıl geçse bile i-çinden yeme arzusunu hiç geçirmez.”

5- Bir defasında Abdullah b. Ömer in önüne kabuğu soyulup öğütülmüş bir tahıl yemeği getirildi. O İse bundan hoşlanma­dı ve şöyle dedi: “Ben şu kadar süredir hiç do­yasıya yemedim ki!”

6- Meymûn b. Mihrân’ın aktardığına gö­re Abdullah b. Ömer neredeyse (haya­tında) doyasıya hiç yemek yememiştir.

7- Hasan-ı Basrî der ki:

“Ben, öyle bir topluluğa yetiştim ki, bir adam bir dostunu (kendisi öldükten sonra) kırk yıl ailesine bakması için bırakabilirdi.” (İnsanla birbirlerine olan güvenleri tamdı.)

8- Hasan-ı Basrî der ki:

“Ben, öyle bir topluluğa yetiştim ki, on­lardan birisi bir toplulukla beraber bulunsa, onu meramını ifade edemeyen bir kimse ola­rak görürler. Ancak o kimse hakikatte böyle bi­ri değil, kabul görmüş gerçek bir fakihtir!” (de onlar fark etmezler!)

9- Enes b. Malik der ki: “Susmak hikmettir, ancak onu yerine ge­tiren pek azdır,”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir