Salavat

Bir gün Resûlullah (sav) ashâbı ile birlikte Mescid-i Nebevî’de otururken içeri bir adam girdi. Hadislerde adı belirtilmeyen bu zât yalnız başına namaz kıldıktan sonra “Allahümmağfir lî verhamnî (Allah’ım, beni bağışla ve bana merhamet eyle!)” diye dua etmeye başladı.

Bunun üzerine Allah Resûlü, “Bu adam acele etti.” buyurdu. Sonra adamı yanına çağırdı. Ona veya yanında oturan ashâbına şöyle buyurdu: “Biriniz dua edeceği zaman önce Yüce Rabbine hamd ve senâ etmekle başlasın, sonra Peygamber’e salât getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde dua etsin.” Bu tavsiyelerden sonra, dua âdâbına uyarak Allah’a şükredip O’nu yücelten, Hz. Peygamber’e salavât getiren başka bir sahâbîyi gördü. Onun bu hâlini takdir ederek, “Dua et kabul edilir, iste verilir.” buyurdu.

Çünkü her işin olduğu gibi duanın da bir âdâbı ve usulü vardı. Kişi, evvela kendisinden bir şey isteyeceği ve yardımını niyaz edeceği Allah’a saygısını sunmalı, O’na lâyık olduğu şekilde hamd ü senâ etmeli, O’nun huzurunda kendisine şefaat edecek olan Hz. Peygamber’e salât ü selâm getirmeliydi.


Hakem'in işitip bize naklettiğine göre, Abdurrahman b. Ebû Leylâ şöyle demiştir:

“Kâ'b b. Ucre, benimle karşılaşınca, 'Sana bir hediye vereyim mi?' dedi (ve şöyle devam etti): 'Bir gün Peygamber (sav) yanımıza geldi. Biz, 'Ey Allah'ın Resûlü! Sana nasıl selâm vereceğimizi öğrendik. Peki, sana nasıl salavât getireceğiz?' dedik. Allah Resûlü de şöyle buyurdu: 'Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed ailesine, tıpkı İbrâhim ailesine rahmet eylediğin gibi rahmet et. Şüphesiz sen, övgüye en lâyık ve şanı en yüce olansın. Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed ailesine, tıpkı İbrâhim ailesine bereket ihsan ettiğin gibi bereket ihsan eyle! Şüphesiz sen övgüye en lâyık ve şanı en yüce olansın.' deyin. ”

(B6357 Buhârî, Deavât, 32; M908 Müslim, Salât, 66)


 

Abdullah b. Mes'ûd'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salavât getirendir.”
(T484 Tirmizî, Vitr, 21)

***

Ali b. Ebû Tâlib'in naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Cimri, yanında anıldığım hâlde bana salavât getirmeyen kimsedir.”
(T3546 Tirmizî, Deavât, 100)

***

Ebû Hüreyre'nin naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Benim kabrimi de bayram yeri hâline getirmeyin. Bana salavât getirin. Çünkü nerede olursanız olun, salavâtınız bana ulaşır.”
(D2042 Ebû Dâvûd, Menâsik, 96, 97)

***

Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Bana bir kez salavât getirene Allah on kez salavât getirir (rahmet eyler).”
(M912 Müslim, Salât, 70)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.