Dini bilgi eksikliği sıkıntıyı artırıyor

Dini bilgiler küçük yaştan itibaren sevdirilerek, korkutulmadan ve özümlenerek öğretilirse; kişi ibadetlerini yaparken huzur içinde olmaktadır. Eğer dini hayat hakkındaki bilgiler eksikse ve sevgiden çok korku ağırlıklı verilmişse kişi dini hayatı yaşamaya başladıktan sonra bilgisini artırma çabasına girişmektedir. Daha önce eksik ibadetleri olduğunu düşünerek suçluluk duygusuna kapılan birey herkesten bir şeyler öğrenme çabasına girişmektedir. Bu çaba içinde eğer dini bilgi almaya çalıştığı kişiler bu konuda ehil değillerse veya kulaktan dolma ve doğru olmayan bilgiler ön plana çıkıyorsa bireye faydadan ziyade zarar vermektedirler. 50 yaşındaki depresyon hastasının yaşadıkları da bu zararın bir parçasıdır:

Çocuklarımı büyüttükten sonra ibadetlerimi yapmaya başladım. Fakat bilgimin çok eksik olduğunu gördüm. Bunun üzerine herkesten bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Herkes bir türlü söylüyordu. Kafam karıştıkça huzursuzluğum da arttı.

“Günaha girerim” korkusu evhama dönüşmemeli

Bilhassa psikolojik olarak hassas kişiler dini eksikliklerinden dolayı suçluluk içinde olmakta ve ölüm sonrası, kıyamet, günah gibi kavramlardan çok fazla etkilenmektedir. Normal insanların sorumsuzluk duygusundan kurtulmalarında ve bazı konularda daha duyarlı olmalarında etkili olan bu kavramlar dini konularda bilgi eksikliği olan hassas kişilerde olumsuz etki bırakmaktadır. Bu gibi kişiler günah korkusuyla davranışlarında aşırı titizlik gösterip korku ve panik hali içinde olabilmektedirler. Bu kimselere bildiklerinin yanlış olduğu izah edildiğinde bu panik ve korku halinin azaldığı pek çok vak’ada görülmektedir. 30 yaşında bir genç şöyle anlatıyor:

Bir sohbette hoca ölüm ve ölüm sonrası hakkında konuştu. Temizlik konusunda dikkatsiz davrananların kabir azabı göreceklerine dair bir hadis–i şerif de söyledi. O anda içime bir korku geldi. Bu korku bir türlü içimden çıkmadı. Şimdi her an ölecekmişim gibi bir korku içindeyim. Ve günahlarımdan dolayı cezalandırılmaktan çok korkuyorum. Gusül abdesti alırken banyoda saatlerce kalıyorum. Abdest alırken tekrar tekrar abdest alıyorum. İçimden “ya unuttuysam” diye bir ses geliyor.”

Bu tür korkular psikolojik bir rahatsızlığa yatkın kişilerde daha çok ortaya çıksa da hastalığın tetiklenmesinde etkili olmaktadır. Dini hayatta değişikliğin kişide belli bir stres meydana getirdiği bilinmektedir. Bu stres belli bir düzeyde olursa kişiye fayda sağlar. Kişi bilinçsiz olduğu takdirde stres düzeyi yükselir ve kişinin beden kimyası değişir ve başka stres kaynakları ile birleşerek kişiye zarar vermeye başlar. Dini bilgi eksikliğinden kaynaklanan problemler sadece eğitim düzeyi düşük kişilerde görülmemektedir. Üniversite talebesi olan genç bir kız bu konudaki sıkıntılarını şöyle dile getiriyor:

Çok fazla dindar değilim, arada sırada namaz kılarım. Fakat gusül abdesti benim için çok önemlidir. Bu sebeple banyoda çok fazla zaman harcıyorum. Bana annem iğne ucu kadar kuru yer kalmaması gerektiğini söylemişti. Bunu düşünerek tekrar tekrar yıkıyorum. Yıkadıkça da daha fazla yıkama isteği duyuyorum...”

Temizlik obsesyonları küçük çocuğu olan annelerde de etkili olmaktadır. Hamilelik sonrası depresyonu atlatamayan veya hormonların değişmesi vb. sebeplerle hassas bir durumda olan anneyi temizlik ve günahla ilgili sözler çok fazla etkilemektedir.

İdrarla kirlenmiş çamaşırların 3 kere tek damla kalmayacak şekilde sıkılmadan temiz olmayacağı şeklinde yanlış bilgilenen anne sıkmaya gücü yetmediği için çamaşırları biriktirmekte sonra da dağ gibi biriken çamaşırları yıkayamamanın suçluluk duygusuyla daha fazla paniğe kapılmaktadır. Akan bol su altında yıkanan çamaşırların çok fazla efor sarf ederek sıkılmadan da temizlenebileceğini sağlam dini kaynaklardan öğrenen hanımlar derin bir nefes alarak bu tür obsesyonlardan, vesvese ve takıntılardan daha çabuk kurtulmaktadırlar.

Gusül abdestinin şeklinin ve farz olanın bir kere yıkamak olup sünnet olan üç kere yıkamayla zaten kuru yer kalmayacağının söylenmesi pek çok kişide bir rahatlama meydana getirmektedir. Elbette temizlik obsesyonları farklı sebeplerle de ortaya çıkmaktadır. Mikrop korkusu, hijyenik olmayan ortamlarda bulunmak gibi artırıcı faktörler yanında kişinin daha önce travma etkisi bırakmış bazı düşüncelerden kurtulma isteği de obsesyonlarda etkili olmaktadır. Bununla beraber bilgi eksikliği bu gibi takıntıları artırıcı rol oynamaktadır.

Namazım oldu mu olmadı mı, namazda şaşırdım mı acaba?” şeklinde endişeler de yine günah korkusuyla olmaktadır. Bu korkuların da büyük kısmının temelinde bilgi eksikliği vardır. Kişi hata ve unutmanın normal kabul edildiğini bilince rahatlamaktadır.

Bilgi için İlmihallere başvurulmalı

İbadetler konusundaki bilgilerde başvurulacak kaynaklar ilmihallerdir. Kişi bilmediğinden korkar. Kişi bir konuda bilgi sahibi olunca onu daha bilinçli yapar. Kendine güveni olan kişi daha az şaşırır ve daha az hata yapar. Bilinçli olunca hata olmayan şeyi hata olarak görmez. Amellerde asıl önemli olanın niyet olduğunu istemeden yapılanın hataların af olunacağını bilen kişi hata yapmaktan da aşırı korkmaz. Diyanet İşleri’ne bağlı ve müftülüklerin idaresinde hemen hemen bir çok semtte yetişkinlere yönelik Kur’an kursları var. Bu kurslardan ev hanımları çok rahatlıkla yararlanabilirler. İnsanlar bazı sorularının cevabını ilmihallerde ve diğer güvenilir kaynaklarda bulamayabilirler. Böyle durumlarda Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı İstanbul Müftülüğü’nün bir hizmeti olan FETVA HATTI da pek çok kişinin habersiz olduğu bir imkan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir