Ezan Duası ve müezzini yada ikamet getireni duyanın okuyacağı dualar

Müezzini ve ikamet getireni dinleyen kişinin, söylenen sözleri aynen söylemesi müstehabdır.

Yalnız “Hayye alessalâh ve Hayye alelfelâh” de­dikleri zaman, bunların herbiri arkasından

Lâ havle ve la kuvvete ” denilir. Bir de sabah ezanındaki:

Essaîâtü Hayrün Mine’n-nevm” cümlesi arkasından:

Sadakte ve bererte” anlamı: “Doğru söyledin, sattakat gösterdin” denilir.

Burada:

Sadaka Resûlûüah Salîalîahü Aleyhi ve Sellem, Essaîâtü Hayrun Mine’n-nevm

söylenir de denmiştir.

İkametin: “Kad kameti’s-salâh ” Anlamı “Namaz başladı” sözleri arkasından da:

“Ekâmellâhu ve edâmeha” anlamı: “Allah namazı ikame etsin ve devam ettirsin” söylenir.

Eşhedü enne Muhammeden resûlüllah” dan sonra da

Ve ene eşhedü enne Muhammeden resûlüllah” denir ve şöyle ilâve yapılır:

Razîtü billahi rabben ve bimuhammedin sallallahu aleyhi ve selleme resûîen ve bi’l-islâmi dînen.

Ezanın bütün sözlerine uyulup ezan tamamlandıktan sonra, Peygamberimize salât ve selâm getirilir “Allahümme Salli ve Sellim alâ seyyidina Muhammed” denilir. Sonra şu dua yapılır:

Allahümme rabbe hazihi’d-da’veü’t-tâmmeti vessalâti’i-kâimeti, âti muhammedeniivesîlete ve’I-fazîlete,veb’ashü makâmen mahmuden illezi vaadtehu

Anlamı:

Ey bu kâmil davetin ve hazır olacak (devamlı) namazın Rabbı olan Allah! Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), cennette en yüksek ve en faziletli dereceleri ver ve onu kendisine va’d buyurduğun şefaat ma­kamına eriştir”

Sonra ahiret ve dünya işlerinden istenen dua yapılır.

  •  Ebû Sa’id El-Hudrî (Radıyallahu Anh), Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediği gibi söyleyin.”[1]

  • Abdullah b. Amr b. EI-As’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:

“Müezzinin ezanını işittiğiniz zaman, onun söylediği gibi söyleyin, son­ra bana salât getirin. Çünkü bana bir salât getirene, Allah o salât yüzün­den on rahmet verir. Sonra benim için Allah’dan vesile isteyin; çünkü o vesile, cennette bir derecedir ki, o derece, Allah’ın kullarından ancak bir kula lâyıktır. O kimsenin de ben olduğumu ümid ediyorum. İşte ben be­nim içirt bu vesileyi isterse, ona şefaat kararlaşır (vacib olur)”[2]

  • Ömer b. Hattab’dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

“Müezzin:

“Allâhu ekber, Allâhu ekber”

deyince, sizden biriniz: “Allâhu ekber, Allâhu ekber” derse; Müezzin sonra:

“Eşhedü en lâ ilahe illallah”

deyince, sizden biriniz: “Eşhedü en lâ ilahe illallah” derse; Sonra müezzin:

“Eşhedü enne Muhammeden resûlüllah”

deyince, sizden biriniz: “Eşhedü enne Muhammeden resûlüllah” derse; Sonra müezzin:

“Hayye Ale’s-salâh” deyince, sizden biriniz:

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” derse;

Sonra müezzin:

“Hayye ale’l-felâh”

deyince, sizden biriniz: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” derse; Sonra müezzin:

“Aîîâhu ekber, Allahu ekber”

deyince sizden biriniz “Allahu ekber, Allahu ekber” derse; Sonra müezzin:

“Lâ ilahe illallah” deyince, sizden biriniz (bütün bunlara iman ederek) kalbi ile:

“Lâ ilahe illallah” derse, cennete girer. “[3]

  •  Sa’d b. Ebî Vakkas’dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

“Müezzinin ezanını dinleyen kimse, şu sözleri söylerse, onun günahı bağışlanır:

“Eşhedü en lâ ilahe illâllahu vahdehû lâ şerike leh. Ve enne Muhamme-den abdühû ve resûlühu. Razîtü billahi rabben ve bimuhammedin (Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem) resûlen ve bi’1-İsiâmi dînen.”

(Allah’dan başka ilâh olmadığına yalnız O var olduğuna şahidlik ede­rim, O’nun ortağı yoktur: Muhammed (S.A.S.) O’nun kuludur ve pey­gamberidir. Rab olarak Allah’a, Peygamber olarak Muhammed’e (Sal­lallahu aleyhi ve Sellem), din olarak İslâm’a razı oldum)”[4]

Bir rivayette de: “Ben de şahidlik ederim…” şekh’nde söze başlanılıyor.

  • Hazreti Aişe’den (Radıyallahu Anha) sahîh bir isnadla şöyle rivayet edilmiştir:

“Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müezzinin ezanım işittiği za­man, şehadet kelimesini getirir ve: Ben de, ben de (şahidlik ederim.” bu­yururdu.[5]

  • Câbir b. Abdullah’dan (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Kim ezanı işittiği zaman:

“Allâhümme rabbe hazihi’d-da’veti’t-tâmmeti vessalâti’l-kâimeti; âti Muhammedeni’l-vesîlete ve’1-fazîlete veb’ashu makâmen mahmudeni’1-lezî vaattehû”

(Ey bu kâmil davetin ve hazır olacak (devamlı) namazın Rabbı olan Allah! Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cennette en yüksek ve en faziletli dereceleri ver; ve onu, kendisine va’d buyurduğun şefaat maka­mına eriştir) derse, kıyamet gününde benim şefaatim ona vacib olur.”[6]

  • Muaviye’den rivayet edildiğine göre, demiştir ki: “Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müezzinin: Hayye Alelfelâh anlamı: “kurtuluşa gelin” sözünü işittiği zaman:

Allâhümmec’alnâ müflihîn” anlamı: “Allah’ım bizi kurtulanlardan yap” buyururdu.

 

  •  Ebû Ümame (Radıyaîlahu Anh) den rivayet edildiğine göre, Hazre­ti Bilâl (Radıyallahu Anh) ikamete başlayıp: “Kadkameti’s-salâh” deyince, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Selİem şöyle buyurdu:

Ekâmehallâhu ve edâmehâ

(Allah namazı ikâme etsin ve onu devam ettirsin)” ikametin diğer sözle­rinde Hazreti Peygamber, Hazreti Ömer’in ezan hakkında rivayet ettiği hadîsteki sözlerin aynını söylerdi.[12]

  • Ebû Hüreyre’den rivayet edilmiştir ki: Hazreti Peygamber müezzi­nin ikamet getirdiğini işittiği zaman şöyle derdi:

Allahümme rabbe hazihid-da ‘veti’t-tâmmeti vesseîâti’l-kâimeü, salli alâ Muhammedin ve âtihi su’Iehû yevme’l-kıyâmeti”

Anlamı:

Ey bu kâmil davetin ve hazır namazın Rabbı olan Allah, Muhamnıed’e rahmet et ve kıyamet gününde dileğini ona ver

Namaz kılmakta olan bir kimse, ezan okuyanı yahud ikamet getireni işitirse, namaz içinde bunlara karşılık vermez (icabet etmez, onların sözlerini tekrarlamaz).

Ancak namazdan selâm verip çıkınca, namaz kılmayan kimsenin yaptığı icabet gibi, icabet yapar.

Namaz içinde müezzine veya ikamet getirene icabet yapılmış olsa mekruh olur, namazı batıi olmaz.

Helada iken müezzinin sözlerine yine icabet edilmez. Heladan çıkılınca icabet edilir.

Hadîs okurken, yahud başka bir ilim okurken, yahud benzeri meşguliyet varken müezzinin okuyuşu işitildiği zaman, bütün bunlar bı­rakılır ve müezzine icabet edilir, sonra bırakılan işe dönülür.

Aksi halde icabet elden çıkar; fakat üzerinde bulunduğu iş çoğunlukla kaçmaz.

Her­hangi bir durumda, müezzin ezanı tamamlayana kadar ona icabet yapı­lamamış olursa, araya uzun fasıla girmedikçe, müezzinin sözlerinin tek­rarlanması müstehab olur.

 

[1] Buhârî. Müslim. Muvatta’. Ebu Dâvud. Tirmizî. Nesâî

[2] Müslim. Ebû Dâvud. Tİrmizî. Nesâî.

[3] Müslim. Ebü Dâvud. Nesâî.

[4] Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. Ibtı-i Mâce.

[5] Ebû Dâvud.

[6] Buhârî. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir